Bulgaristan Göçünün En Büyük Mağduru


Adı Eray Mehmed, Daha 19 yaşında…



1990’lı yılların başında annesi ve babası Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eder. Eray 2001 yılında Türkiye’de, Bursa’da dünyaya gelir.

Babası aileyi terk eder ve Bulgaristan’a döner. Anne ise yirmi yıldır süren bir hastalığın pençesindedir. Akıl sağlığı yerinde olmamakla beraber fiziksel anlamada da sağlık durumu iyi değildir. Yürümekte bile güçlük çekiyor.

2011 yılında aldığı ikamet tezkeresinden başka elinde hiçbir belge bulunmamakta. O tezkere de sadece 1 yıl geçerli bir tezkeredir.

Hayatında hiç okula gitmedi, okuma ve yazmayı kendi çabaları ile öğrendi.

Hastaneye gittiğinde onun adına bir kayıt oluşturulamadığı için sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor.

Hadi hayatımı idame ettirmek için çalışayım dese, iş bulamıyor. Günlük işlerde çalışarak, broşür dağıtarak kirasını ödüyor ve ailesine destek olmaya çalışıyor.

Doğduğu bu topraklarda, kendisi var ama adı yok…

***

Eray ile görüşünce, aklıma vatansız kimliği verilen üç kız kardeşin hikayesi geldi. Benzer bir durumları vardı. Gizem, Lütfiye ve Yaren… Onlar büyük uğraşlarımız sonucunda Cumhurbaşkanımızın kararnamesi ile kimliklerine kavuştular.

Göç İdaresi Müdürlüğü, YTB gibi kurumlar sesimize kulak vermişlerdi.

***

Bulgaristan göçünden sonra birçok kişi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını kazandı aslında. 1989 zorunlu göç ile gelenler hemen vatandaş oldu. Sonrasında turist olarak gelip kalanlar ise kaçak yollardan ülkede kalmaya devam etti, tezkere ile yaşamaya devam ettiler. Hatırlayanlar olacaktır, bu tezkereler için her yıl hatırı sayılır ödemeler yapılırdı.

Eray’ın ailesi maddi durumlarının kötü olmasından dolayı bu tezkereleri alamadılar. Bir kaçak gibi yıllarca ülkemizde yaşamışlar. 

Eray dünyaya gelince de bu yaşam tarzı maalesef devam etmiş.

Şunu söylemek zorundayım ki, anne ve babanın burada her ne kadar kabahati olursa olsun; bazı şeyler başa gelmeyince anlaşılmıyor. 

***

Hata kimde olursa olsun… karşımızda gencecik, pırıl pırıl üstelik çokta beyefendi bir kardeşimiz var. Reşit olduğu gibi hakkını aramaya başladı. 

Beraber, Bursa İl Göç İdaresi’ne gittik ve durumu anlattık. Burada ki görevli arkadaşlar bizlere ne kadar yardımcı olsalar da ilk etapta oturum alabilmek için Eray’ın bir pasaport veya Türk soylu belgesine sahip olması gerektiğini ifade ettiler.

Maalesef 2011 yılında Eray’a verilen tezkerenin bir hükmü yoktu. Ben bu tezkerenin ceza uygulanarak uzatılabileceğini düşünmüştüm. Aslında normal olan da bu değil mi? Sonuçta referans alınabilecek bir belge vardı elimizde. Sadece uzatmak yeterliydi bizim için. Değişen kanunlar ile beraber bunun mümkün olmadığını öğrendik. 

İl Göç İdaresi yetkilileri, Eray’ı bir mülakata alarak Türk soylu olup olmadığını anlamaya çalıştılar. Bir dosya oluşturdular. En azından bir başlangıç yapmış olduk.

Anne ve babası Bulgaristan’ın Kırcaali iline bağlı Koşukavak bölgesindendi. %99 Türklerin yaşadığı bir bölge. Balkan Savaşları sonrasında kaybedilen topraklardan… Hatta kaybedildikten sonra yine Türklük bilinci ile hareket edip Bulgar çetecilere karşı savaşıp tarihte kurulan ilk Türk Cumhuriyeti, Batı Trakya Türk Cumhuriyeti topraklarından bir bölge. Hani demem o ki; kanını akıtsanız ve teste soksanız TÜRK diye akacak bir bölge. İşte, bunu belgelemek, evraklara dökmek ne mümkün?

***

Bu sürece kadar ki hata ya da ihmakarlık adına ne derseniz deyin kimde olup olmadığı da önemli değil bence. Karşımızda duran 19 yaşında okula gitmeyen, sağlıktan yararlanmayan, iş bulamayan bir genç var. Ne yapacağız? Onu bu çaresizliğin içerisinde mi bırakacağız?

Ben inanıyorum ki; devletimiz kanatlarını Eray’a açacaktır. Onu bir boşluğa, hiçliğe, kimliksizliğe ve kimsesizliğe atmayacaktır.

Bu noktada özellikle; YTB Başkanlığından, İçişleri Bakanlığımızdan, Bursa Valimizden, Nüfus Müdürlüğümüzden ve geçmişte benzer bir durum yaşayan üç kızımıza yeni bir gelecek sağlayan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan yardımlarını bekliyoruz. Ve yardım edeceklerine inanıyoruz.

Türk olduğu için Bulgaristan’dan buraya gelip çeşitli şekillerde Türkiye’de kaldık yıllarca. Ama hala bu göçün mağdurları aramızda dolaşıyor. Hem de sessiz sessiz, hem de boynu bükük bir şekilde.  

Bu devlet boynunu büktürmeyecektir Eray!

Yorum Ekle