Bugün de ölmedik!


Bir insanın ömrünü kısaltması için Bursasporlu olması yeterli sanırım...



Her hafta kaç bin beyin hücresi öldürüp, kalbe giden kaç damar tıkıyoruz Allah bilir.
Ümraniye maçı da tam kriz geçirmelik, evin önünde hazırda ambulans bekletmelik bir maçtı zira.
Bu satırları yazarken, bir yandan da damardan sakinleştirici serum alsam yeridir. 
Kendime gelmem kaç saatimi alacak belli değil.
Öyle öldük öldük, dirildik.
Öncelikle, yavrusunu omzuna alıp stadın yolunu tutanlardan, stadyum etrafında ve girişinde tam bir trafik cehennemi yaşayarak maça yetişmeye çalışanlardan, "Abi Allah rızası için bu hafta ceza yazmayın, bak takımı desteklemeye geldik, başka nereye bırakalım arabayı, bu maç çok önemli, tekrarı yok ne olursun yazma" diye polisi yalvar yakar ikna etmeye çalışıp tribüne koşanlardan, işini gücünü bırakıp stada gelerek o atmosferi oluşturan her bir Bursasporlu'dan tek tek Allah razı olsun.
Geçmişe özlem duyduğumuz günlere ilaç gibi bir görüntüydü tribünler.
Ununu elemiş, eleğini de asıp Süper Lig bavulunu hazırlamış bir kimlikle gelen Ümraniye karşısında oyuna iyi başlayan Bursaspor, özellikle ilk yarım saatlik istek ve arzusuyla umudumuzu diri tuttu.
Ancak 42'de gelen Hasic'in golü ile sabır tesbihinin ilk 33'lük turunu atarak soyunma odasına gittik.
Tabii hiçbirimizin aklına ikinci yarı ile birlikte bir tane dilaltı hapı atmak gelmiyor o heyecandan...
Alsana sen önlemini. Ömrünün baharında bir maç uğruna bineceksin dört kolluya.
Nitekim 59'da azap Camara'nın golüyle başladı.
Yetersiz mücadele, ruhsuz oyun, çileden çıkartan hatalar ve beceriksizce yapılan son vuruşlar, aklımızın karanlık koridorlarında bizi duvardan duvara çarparken, saç baş yolduran kötü pas ve vuruşlarla o dakikaya kadar sinirden çenemizi kilitleyen Enver Cenk Şahin skoru eşitledi de, travmatoloji randevularını maç sonuna kadar erteledik. 
Düşünün skor 61'de yeniden eşitleniyor, gözler bir yandan diğer maçlarda, sürekli gol haberi geliyor, 
Ve biz 90+4'e kadar 35 dakika sancı çekiyoruz.
Hem de ne sancı...
Morfin vursan geçmeyecek şiddette.
Bakın bu, normal şartlarda akıl kârı bir iş değil.
Çünkü normal, aklı başında, bilinci yerinde, sağlıklı, önce kendi hayatını düşünen bir insan böyle sancı çeker mi, hayır çekmez.
Ama işte zaten sorun da o ya, biz normal değiliz.
Bilinçsiz bir bilinçle bağlıyız, şuursuzca seviyoruz.
Zaten sanırım Bursaspor sayesinde acı eşiğimiz de bir hayli yükseldi.
Tansiyon 20'yi görmeden hissetmez olduk.
Maçın son çeyreğinde kaçan pozisyonlara dayanmak için çelik gibi bir bünye lazımdı, hâlâ yaşıyor olduğumuza göre, çok şükür o da hepimizde varmış.
90 dakika boyunca;
11'i isabetli toplam 28 şut atıyorsun, 305 isabetli pas yapıp, 35 ortanın 8'inde isabet sağlıyorsun, hava topu hâkimiyetinde rakibine oranla iyisin, kazanılan ikili mücadelelerde yine artıdasın, 90+4'e kadar kaleyi değil kalbimizi hedef alıyorsun.
İnanılacak gibi değil.
Hasılı;
Uğur Kaan Yıldız'ın golüyle son kertede bir kez daha hayata tutunduk.
Bir virajı daha alarak, son ikiye doğru yola çıktık.
Ama hem bittik, hem tükendik. 
Gerçekten sağ salim sona ersin artık bu lig. 
Ne yapalım, sonunda gülelim ama yeter ki iyi gülelim...
İlgili fotogaleri için tıklayın.

Bursaspor - Ümraniyespor fotoğrafları

Yorum Ekle