BİTTİ AMA NASIL BİTTİ?


Play-Off finaliyle  ‘TFF 1.Lig’ de 34 haftalık bir maratonu daha geride bıraktık... Yönetenlere göre ‘selametle’, ama zirvede veya Bursaspor gibi aşağıda kaybedenlere göre ‘melânatle’ sona eren bir sezon yaşadık.



‘3.Süperi’ belirleyecek final öncesi dostlar ‘hangisini tercih edersin’ diye sorduklarında ‘Gönlüm Altınordu’ diyor ama ‘Mantığım Altay’ı’ işaret ediyor diye yanıtladım hep...

Neden Altınordu?

Taraftarsız, medyasız, yabancısız, aşırı harcamasız, kamuoyu baskısız, gençlik ateşi ile harmanlanmış bir takımın başarılı olmasını kim istemez?

Neden Altay?

TFF 1.Lig’de bir yıl daha kalıp Bursaspor’un başına yine çorap örmesi çok muhtemel bir rakibi Yeşil Beyaz sevdalısı olarak kim ister ki?

Nitekim bunun örnekleri var. Play-Off’da kaybedip Süper Lig kapısından dönenlerin bir sonrası sezonda ne yapıp edip hedeflerine ulaştıklarını görüyoruz.

Mesela geçen sezon finalde Karagümrük’e kaybeden Adanademirspor gibi...

Lig sonunda gönül gözümün bir türlü kabul edemediği bir başka ayrıntıya gelince...

Samsunspor koskoca ligde Giresun ve A.Demir gibi tam 70 puan topladı ama sırf averaj yüzünden Süper Lige çıkamadı. Bu bana biraz haksızlık gibi geliyor. Ne mi yapılabilirdi? Fransa'daki statüyü alıp aynen uygularsın, bu kadar basit. Fransa Futbol Federasyonu ne demiş bakalım:

İlk üç takım aynı puanı toplarsa üçü de otomatikman bir üst lige çıkar, Play-Off oynanmaz!

Bu yanlış seneye düzeltilemez mi?

Geride kalan sezonlarda olduğu gibi bu yıl da değişmeyen tek şey teknik adam erozyonu. Bu sezonda hoca türbülansı 18'in altına yine inmedi...

Yani her takıma en az bir tane düşüyor! Bursaspor ile birlikte Samsun ve Keçiören dışındakiler sezonu başladıkları teknik adamla bitiremediler... Yani uzun dönemli yapılabilecek hiçbir plan yok! Bunlar günübirlik yaşamanın, programsızlığın tablosudur…

Kısır döngüdür bu... Kovarsın, kovulanı alırsın... Biraz süre geçer, kovduğunu geri alırsın... Soran eden yoktur nasıl olsa...

İşler kötü giderse, hocanı yollarsın... Kesmezse, birkaç futbolcuyu kadro dışı bırakırsın... Düşme hattındaki ve hemen üstündeki takımların başına sezonun son haftalarına gelene kadar "kaç hocanın gelip gittiğine bakmak ve saymak" bile "acı gerçeği" anlamamız için yeterli.
Bu tablonun garip ve acayip tarafı ise "aynı" hocaların, hatta "aynı" kulüplerde yıllar ve sezonlar boyu "gel-git-gel" yapmaları!...
Bu hoca kargaşası içinde "futbolumuzun yerinde bile sayamadığı" ortada değil mi; Bu durumda "genç ve yıldız adayı" futbolcularımız; "gelen giden hoca fırtınasında" futbolun hangi koyuna sığınacaklar; yazık!..

 

Yorum Ekle