Bir “Cumhuriyetçinin” öyküsü


29.Ekim.2020 Bursa.



Lise yıllarımdı.
Atatürk ilkeleri ve inkilap tarihi dersiyle ilk defa tanışmıştım.
Sayısala daha yatkın olduğum için, bu gibi sözel derslerden geçer not almayı hedeflerdim.
Öğrenci psikolojisi işte…

Liseden sonra sıra geldi üniversite eğitimine.
Mesleki eğitim alacağımız lisans eğitiminde de “Atatürk ilkeleri ve inkilap tarihi” dersi tekrar karşıma çıkmıştı.
Haydaaaa… Ortaokul, lise öğrencisi gibi, bu sözel derse yine girmek zorunda kalmıştım.
Ayrıca derse devam “katılım” zorunluluğu da vardı.

Üstelik, Ders hocamız, bizim bölüm hocalarından da değildi.
Tüm fakülte bölümlere bu dersi veren, akedemik kariyer çizmiş, yeni doktora öğrencisi, idealist bir, öğrenci diliyle, “hocaydı”.

Biraz demotive dahi olsam ilk derse girmiştim.
İdealist hocamız, bize, hoşgeldin dedikten sonra, bir hocadan hiçde alışık olmadığım bir hitapta bulundu.

Dedi ki;
Biliyorum ki, bu dersi kredi olarak görüp, sınavlardan geçip dersi vermeyi düşünüyorsunuz.
Böyle düşünmeyin. “Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi” ders değildir.
Benim amacım sizlere bu ilkelerin felsefesini anlatmak olacak.
Dersi geçme sıkıntınız olmasın, vize final sorularını da size hediye edeceğim.

Ve anlatmaya başladı;

Cumhuriyetçilik
Milliyetçilik
Halkçılık
Devletçilik
Laiklik
Devrimcilik

“Dersi geçme kaygısı” olmadan, konunun özünü anlatan, aydın bir “öğretmen”, ışığı ile bizleri aydınlatıyordu.
İlk defa sözel bir dersten keyif alıyordum.

Cumhuriyetçiliğin,
Atatürk İlke ve İnkilaplarının bütününü temsil eden,
anayasa ile değiştirilemez kılınmış,
devlet ve hükümet şekli olduğunu,
Bu ilke, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ nin temeli olduğunu,
Cumhuriyetin,
demoktarik parlamenter devlet yönetim düzeni olduğunu,
Devlet yönetiminde, şahsilik ve keyfiyetin önüne geçen en temel ilke olduğunu, bir bir anlattı.

Atamızın, “Hakimiyet, kayıtsız şartsız Türk milletinindir” sözü, şimdi daha anlam kazanmıştı.

Atatürk ilke ve inkilaplarını bana öğreten, öğretmenime üzeriniden yıllar geçsede, bu vesile ile çok teşekkür ederim.

Kamu kurum ve kuruluşlarından T.C. nin teker teker kaldırıldığı, silindiği, günümüz Türkiye’ sinde, “Cumhuriyetçiliğin” değerini ne kadar da hissetmiştik, hatırlayın.

Emekle kurulan Cumhuriyet, emek vermeden ve şekilci yaklaşımlar gösterilerek, geliştirilmez, yüceltilmez.

Cumhuriyeti, Ulu Önder Mustafa Kemal ve arkadaşları kurdu, ileri seviyelere getirilmesi için bizi görevlendirdi.

Bu görevin, sorumluluğu ve bilinciyle, “Türkiye Cumhuriyeti” bayrak altında toplanmış herkezin, Cumhuriyet Bayramının 97. yıldönümü kutlarım.

Yorum Ekle

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Leli 30 Ekim 2020 15:32 Guzel bir yazi olmus. " Butun umudum gencliktedir"

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Semra Celikkaya 30 Ekim 2020 11:48 Universitede bizim Inkilap Tarihi Hocamiz da Meral Aksenerdi. Fakultede hic bir ders bu kadar ilgi gormemistir ogrencilerden, kacirmazdik

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Ecem 30 Ekim 2020 09:34

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Seda Mutlu 05 Kasım 2020 14:16 Elinize saglik, keske biz de böyle şanslı olsaydık okul yıllarımızda. Tarih hocamiz sayisalci oldugumuz icin herkesin kopya cekip gecmesine izin verirdi ama her sinavda 1-2 kisiyi yakalayip disari arardi :)