Bir Anlatım (2) KÖY ENSTİTÜLERİ


'Her öğrenci mutlaka bir enstrüman çalmayı öğrenmiş olarak okuldan mezun oluyordu.



 Köylerde büyümüş öğrencilere klasik müzik enstrümanları ve geleneksel çalgıları çalmaları öğretiliyordu. Hatta Aşık Veysel, enstitüleri gezip öğrencilere saz çalmayı öğretmiştir. Hasanoğlan Köy Enstitüsü zengin bir enstrüman envanterine sahiptir. Buraya Ankara Konservatuvarından öğrenciler gelip, periyodik eğitimler veriyor, köy kökenli öğrencilerden kurulu orkestralar eşliğinde klasik müzik eserleri seslendiriliyordu.

Öğrenciler güne sabahın erken saatlerinde başlar, kızlı erkekli oynanan zeybek ve halk oyunlarıyla sabah sporlarını da eksik etmezlerdi.
Kahvaltı, kendilerinden önce kalkıp ekmek pişiren arkadaşları tarafından hazırlanır, ardından zorunlu okuma saatine geçerlerdi. Anlayacağınız gibi, Köy Enstitülerini kurarak öğrenim konusunda, dünyada benzeri görülmemiş bir sistem oluşturulmuş ve o dönemde birçok akademik inceleme ve araştırmaya konu olmuştur.
2.Dünya Savaşının sonlarına doğru Sovyetler Birliği lideri Stalin, Türkiye'den Kars, Artvin ve Ardahan'ı ve ayrıca boğazlardan da askeri üs istedi. Bunun üzerine Türkiye de ABD'den askeri destek talep etti. Bu desteği vermeye hazır olduğunu belirten ABD, Trumann doktrini ile yardıma başladı, ama karşılığında Türkiye'de serbest seçimlere dayalı demokrasi düzeninin yerleşmesini ve Köy Enstitüleri gibi Sovyet sistemine benzer uygulamaların kaldırılmasını talep etti. 1946 yılında, yaklaşan seçimleri yitirmesi kaygısıyla, CHP içinden muhalif milletvekillerinin çektiği örgütlü muhalefetin de kampanyasıyla, Köy Enstitülerinin eğitim müfredatında ve yapılanmasında kuruluş amaçlarında uzaklaşan değişiklikler yapıldı.
Bu arada CHP içinden köylüyü topraklandırma yasasına karşı çıkan bir gurup milletvekilleri Demokrat Partiyi kurdular. Bu aşamadan sonra Köy Enstitüleri hakkında, komünistlerin, dinsizlerin yetiştiği, fuhuş yuvaları olduğu söylenen saldırı kampanyaları başladı. Hatta parlamentodaki bir bütçe görüşmesi sırasında, milletvekili Emin Sadak, köylere giden enstitü mezunları kendilerini Atatürk zannediyor, diyecek kadar ileri gitmişlerdir. Buna cevabı, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, zaten bu çocukların her birinin birer Atatürk olması temenni edilir, şeklinde verse de, artık Köy Enstitülerine karşı muhalif çatlak sesler gün geçtikçe artmaya başlamıştı.
Enstitülere komünistlik suçlamaları yapılıyor, arada bir ihbar mektuplarını dikkate alan polisin baskınlarına uğruyorlardı. Kız öğrencilerin, erkek öğrencilerle karma eğitim görmelerinden rahatsız olanların sonu gelmez asılsız dedikodularına maruz kalıyorlardı. Öğrencilerin boğaz tokluğuna öğrenim gördükleri iş alanlarında zorla çalıştırıldıkları iddia ediliyordu.
Köylere atanan öğretmenler yörenin toprak ağalarıyla sorunlar yaşıyordu. Bu geçimsizlikler, toprak ağalarının seçtirdiği milletvekillerine şikayet olarak ulaşıyordu. Bu durum da toprak sahiplerinin durmaksızın Ankara'ya baskı yapmasına neden oluyordu. Köy Enstitülerinin bu tartışmaları, Hasan Ali Yücel'in 1946 yılında Milli Eğitim Bakanlığından ayrılmasına kadar devam etmiştir.
Hasan Ali Yücel'den sonra Milli Eğitim Bakanı olan Reşat Şemsettin Sirer zamanında, bu okulları Köy Öğretmen Okulları'na dönüştürdüler. Bu okular da Demokrat Parti döneminde, 27/Mayıs/1954 yılında kapatıldı.
Hasanoğlan Köy Enstitüsü müdürü Rauf İnan, Köy Enstitülerinin kapatılmasının, Atatürk devrimleri karşıtı olan 'Karşıt Devrim Hareketi'' olduğunu söylemişti.
Kapatıldığı 1954 yılına kadar Köy Enstitülerinde, 1308 kadın ve 15943 erkek olmak üzere 17251 köy öğretmeni yetiştirilmiştir. Fakir Baykut, Turgut İnce, Ümit Kaptancıoğlu, Halit Apaydın, Mahmut Makal, Pakize Türkoğlu, Ali Dündar gibi önde gelen düşünürler ve yazarlar da bu okullarda yetişmişlerdir.
1940-1946 yılları arasında Köy Enstitülerince 15 bin dönüm tarla tarıma elverişli hale getirilmiş ve üzerinde üretim yapılmıştır. Ayrıca 150 büyük inşaat, 210 öğretmen evi, 100 uygulama okulu, 36 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 12 elektrik santralı, 16 su deposu, 12 tarım deposu, 3 balıkhane ve tam 100 km yol yapılmıştır.''


Bu anlattıklarımı okuyanlar, Köy Enstitülerinin kapatılmasaydı, Türkiye'nin ve Türk toplumunun bugün nerelerde olacağını tahmin edebiliyor, sanıyorum…

Yorum Ekle

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Mehmet Cengiz 14 Nisan 2020 10:47 Sayın saker, Bursa'mın çok değerli Belediye Başkanım, izninizle, Küçük bir uyarı yapmak istiyorum. Hasan Ali Yücel ve Tonguç baba ayrılmadılar, yapılan baskılar sonucu Ismet paşa tarafından görevden alıntılar. Kaleminize sağlık sizin Bursa için yaptıklarınızı unutmadık ve sizi seviyoruz.

Temsili Kullanıcı Fotoğrafı Seyfettin bal 26 Mart 2020 20:36 Şu anda iranlı bir kardeşimle birlikte oturuyorum oda benim gibi inşaat mühendisi.Daha 10 dakika öncesine kadar tam da 1940 lı yılların iranı ile şimdiki iranı konuşuyorduk.Ülkelerimiz üzerinde oynanan oyunlar ve metodlar aynı.Sanırım bu da her iki ülkenin ortak yönünden kaynaklanmaktadır.Her iki ülkeyi de dışardan hiç bir güç yıkamamıştır.O sebepledir ki bizi bize kırdırmanın yoluna bakıyorlar.Teşekkürler Erdem Saker Başkanım