Babamın hatıra defterinden...


Açıkçası rahmetli babamın bir hatıra defteri olduğunu bilmiyordum.



Babam ile  içli dışlı olan en küçük kız kardeşim Nezahat Başo, “sana sürprizim var” diyerek babacığımın tutmuş olduğu hatıra defterini baba emanet ettiğinde çok şaşırmıştım..

Kaleme aldığı defterde soyumuzun Kars’a nereden geldiğinden tutun da soy ağacı şeması,rahmetli dedemin babamı nasıl okuttuğuna, köy enstitülerinin o dönemki zor koşullarda nasıl kurulduğundan yaz aylarında yeni yapılmakta olan köy enstitüsü okullarının inşaatında gönüllü olarak çalışmaya gitmesine varıncaya kadar pek çok şeyi not etmiş.

Son olarak da yedi çocuğunun her birinin nasıl okuduklarını ve ne iş yaptıklarını özgeçmişine varıncaya kadar yazmış.

Babam için şunu söyleyebilirim “24 ayar altında hata vardır, babamda yoktur.” Rahmetli asla hak yemezdi. Kağıt üzerinde, resmi olarak Gökçeliğin asıl kurucusu da babamdır.

Şimdi çok net hatırlayamasam da o zamanlar daha öğrenci olduğum için iş yeri açmak ile ilgili sorun vardı galiba.

Babam her zamanki gibi elimden tutmuş ve o günü de hatıra defterine şöyle kaydetmişti…

“Yalçın, Gökçelik adı ile bir iş yeri açtı benim adıma…”

Rahmetli, mizacı gereği hiçbir işini yarım bırakmazdı ve “yarım bırakılan iş yarım akıllının işidir” derdi.

Aynı zamanda babam benim ilkokul öğretmenimdi. Eli işi peçete yapmak ve hayatta becerebildiğim tek mutfak işi olan soğuk limonata yapımı da bana onun öğretisidir.

İş yerimize de sıkça gelip gider ve yardımcı olurdu. Babamın ziyareti sadece bizim değil bütün komşu esnafının da hoşuna giderdi. Sabah çaylarını babamın tatlı muhabbeti eşliğinde içmek herkes için ayrı bir keyifti. Babamın her konudaki öğretisi ve adeta ışık saçan fikirleri nedeniyle insanlar başına toplanır, hani o eski Ekmek Teknesi dizisindeki gibi, nefes almadan onu dinlerlerdi.

Babamla ilgili bugüne kadar çok şeyler yazmışımdır. Babamın çok güzel idealleri ve aklımdan çıkmayan pek çok sözü vardı ama benim için en önemlilerinden biri “Siz okuyun ben ceketimi satarım” idi.

Babam zengin değildi, mal, mülk servet peşinde asla değildi.

Ben paranın ne olduğunu öğreninceye kadar onun dünyanın en zengin insanı olduğuna inanırdım.

Tüm bunların yanı sıra kendi adına yaptırılan ÖĞRETMEN MEHMET ARAS okulunun açılışında, kendisinin yapmış olduğu konuşma onun en gururlu günüydü diye düşünüyorum.

Malı, mülkü yoktu babamın ama o okulda okuyan çocukların ve orada yetişerek topluma faydalı birer insan olmaları onun en büyük serveti ve mirasıdır sanırım.

Babalar günün kutlu olsun, ruhun şad olsun.

Öğretmenim babam.

Saygılarımla. 

Yorum Ekle