AVUKATLIK YASA TEKLİFİ RAFTA MI ?


Yazının yayına alınacağı saatlerde önemli bir bilgi notu geldi.



Yazının yayına alınacağı saatlerde Adalet bakanlığından “Avukatlık Yasa teklifi” olarak internet sitelerinde dolaşan metnin güncel değil eski bir metin olduğu, kaldı ki yeni Anayasal sistemde ancak tekliflerin söz konusu olabileceği, hali hazırda Avukatlık yasasına dair meclis gündemine taşınan bir metin bulunmadığına, bü tür haber ve metinlere itibar edilmemesi gereğine dair kamuoyuna ve özellikle meslek mensupları dünyasına yönelik önemli bir bilgi notu geldi.

Malum sosyal medya dünyasında alınan her bilgi ilgili Ömerciden gelip doğrulanmadıkça üzerine yorumlar- değerlendirmeler yapmamak gerek.

Geçtiğimiz günlerde Ankara Barosunun LBGT hakkında olumsuz beyanatta bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı hakkında yayımladığı bildiri ve sonrasında yaşanan tartışmalar sonrası Avukatlık Yasası taslak sayfaları adı altında bir metin internette meslektaşların sayfalarında dolaşmakta. ( Elbette ki artık yasa tasarısı deyimini kullanmamak gerek.)

LGBT tartışması çok derin tarihi sosyal dini unsurlar barındıran bir husus. Evvela toplumun genelini ilgilendiren hassas kavram ve hususlarda bilimsel yaklaşım, diyalog ve hoşgörü dilinden uzak kör tartışmaların keza nefret , ötekileştirme dilini kullanan her duruş, davranış ve beyanatların sıkıntılı olacağını belirtelim.

Nefret ve ötekileştirme dili , dili kullanan kim veya kime mensup olursa olsun çözüm üretmekten uzak sonuç ve süreçlere mazhardır.

Bu sebeple şahsen söyleyebileceğim ; gerek Barolar, gerek Diyanet, unvan veya adı ne olursa olsun tüm kişi ve kuruluşların bu dilden uzak, hoş görü ve diyaloğu kapamayan uslup/dil tercihini kullanması, medeniyetimizin de insanlığın da ihtiyaç ve şartı olduğu gibi, özünde hoşgörü barındıran dinimizin keza “ kim olursan ol, ne olursan ol gel” dizelerine konu Mevlana gibi tasavvuf önderlerimizin savundukları yaşadıkları da bu minvaldedir.

Biraz da hafıza ; 1980 öncesi de sonrası da diyalogsuzluk ve nefret yapılarının sardığı bu dar sokaklarda çokça sıkıştık, sonrasında yaşadığımız talihsiz müdahalelerin etkileri halen devam etmekte Antidemokratik yol ve hükümler dolu 1980 Anayasası da başta geleni.

Yasama, Yürütme ve Yargı. Devletin üç ana ayağı, kuvveti.

Kuvvetler ayrılığı prensiplerine göre aralarındaki üstünlük bağı, gelişmiş demokrasilerde çok sınırlı , ilkeli, demokratik prensiplerden uzaklaşıldıkça da ilkeler dağılıp güncel sorunlar bahane edilerek tahakkümler derinleştiriliyor. Olan da tarihi mücadelelerle kazanılmış haklar, kurumsal düşünce ve yapılara, neticede sisteme ve sonuçta insana oluyor.

Demokratik yapılarda bu ana erklerin dışında sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri, özgür basın yayın , bilim, sanat yapıları demokratik yapılara üstün genetik kodlar katan vazgeçilmezlerden bir kaçı.

Hatırlanması gerekir ki Baroların, Anayasa ve yasalarda tanımlanan meslek kuruluşu olarak görevi vizyonu sadece Avukatların dünyaları ve dar hukuk meseleleriyle, yargının işleyişi ile sınırlı değil. Kara Avrupası ve pek çok coğrafyada özgürlüklerin, temel hak ve disiplinlerin savunuculuğu aktif koruyuculuğu gibi vazgeçilmez , önemli pek çok toplumsal görev ve sorumlulukları söz konusu.

Ve Barolar hemen tüm coğrafyalarda hakim iktidarların karşısında çok zaman sempati duyulmayan bir güçtür. İktidarlar sağ-sol değişir Baroların muhalif pozisyonları değişmez zira güce karşı savunma geni doğal genleridir Baroların. Hakim güç iktidarlar, birkaç çok gelişmiş coğrafyalar istisna , ifşadan, iptal davaları türü denetimden, sorgulanmaktan kınanmaktan haz etmezler. Sorgulamak, adil, demokratik kurallar istemek, adil, demokratik hukuk kurallarına uygun davranışlar beklemek ve istemek , hakkı ileri sürmek gibi doğal DNA ‘ları bulunan bir meslek ve örgütünü bu anlamda hiçbir hakim mutlak güç yöneticisi veya taraftarı sempatiyle karşılamaz.

Sosyal medya sayfalarına düşen, göz attığım bugün fake olarak belirtilen yasa teklifi metni veya çalışması diyelim , şu anki yasanın copy-paster’i üzerine yama hükümler içeren reform niteliğinden uzak, toplumun ve meslek mensuplarının beklenti ve taleplerini keza karşılamaktan uzak, sınırlı hatta hatalı olup , pek çok paragrafları ile dahi eleştirilebilecek yönleri var. Ciddi bulmadığımız için bu satırlarda detaylandırmayı da düşünmüyorum.

Ancak , mevcut Avukatlık yasasının pek çok yönleri ile toplum meslek ve hukuk dünyasının ihtiyaçlarına özellikle güncel sorunlara cevap vermekten uzak olduğunu belirtmekte yarar var. Eğer gerçekten de kaçınılmaz gereklerden ve yüzyılın ihtiyaçlarına cevap verecek vizyonel bir metin hayata geçirilecekse ( ki tarafsız beklenti ve arzum budur.) siyasi tepki ve anlayışlardan, tahakkümün kırıntısından bile uzak düşünceyle işe başlamak gereğini savunmak durumundayız.

Evvelce yeni Avukatlık yasası hakkında Baroların tüm mensuplarından aldıkları görüşlerle katılımcı anlayışlarla hazırlayıp ilgili Bakanlığa sundukları ötesi berisi tartışılmış taslak metinleri, keza hukuk Bilimi ,Üniversitelerimizin bu konudaki mevcut görüş ve metinleri tüm taraf ve paydaşların her bir kelimesini özenle yerleştirecekleri taslak metinler üzerinden , takiben Adalet Bakanlığı , Barolar ve Hukuk Bilimcilerince oluşturulacak günceldeki SAĞLIK BİLİM KURULU türünden bir komisyonun UZLAŞI ile oluşturacağı , Avrupa Amerika ve dünyayla uyum açısından uluslar arası mukayeseli bir taslak metni hayata geçirmek.

Bu vesile ve nedenle konunun tüm tarafları için bu çağrım ; Lütfen bu oldukça hayati konuda OLDU BİTTİ yapmayı düşünmeyiniz keza Aceleye getirmeyiniz.

Saygılarımla..

Yorum Ekle