Atıklar ve Değerlendirme (1)


Modern dünya; insanlara sunduğu pek çok imkânın yanında, bazı yükleri de oluşturmaktadır. Ben bunlardan ATIKLAR konusunu biraz irdelemek istiyorum.




Geçmiş dönemlerde de atıklar oluyordu. Ancak kapalı çevrim şeklinde, onları kendi mekânlarında kullanarak değerlendirmek mümkündü.

Günümüzde bu artık mümkün değil.

Çok değil 40 yıl geriye gittiğimizde atıkların bir sorun olacağı, çöplük alanlarının yetmeyeceği, üstelik içten yanma ile bir felâkete neden olunabileceği somut olaylarla görülüyordu.

Devlet, yerel otoriteler ve kuruluşlar çözüm için çeşitli uygulamalara başladılar. Atıklar 3 şekilde oluşuyor.

1-Katı

2-Sıvı

3-Gaz

Bu yazımda; her üçüyle de ilgili tespitlerimi, deneylerimi, uygulamalarımı sizlerle paylaşacağım. Ayrımsız tüm insanları ilgilendiren bu atık konusuna hepimizin ciddiyetle eğilmesi bir mecburiyet.

Önce katı atıklardan başlayalım.

Bu atıklar, normalde çöp kutusuna veya müsait bir yere konulur ve sonra ilgili kuruluş tarafından belirlenmiş çöplüğe götürülür. Ama zamanla görüldü ki bu atıklar yeniden ya yakıt, ya da ürüne katkı olarak değerlendirilebiliyor.

Çok basit bazı düzenlemeler ve yatırımlarla, ülkemiz de dahil olmak üzere bu uygulamaya başlandı. Biz de Bursa Çimento Fabrikası’nda atık taşıt lastiklerini ilave yakıt olarak kullanmaya başladık.

1983 yılında bir teknik inceleme için gittiğim Almanya’da bazı çimento fabrikalarında tekstil atıklarının da kullanıldığını gördüm. Konu gittikçe gelişiyor ve ekonomiye katkı sağlıyordu. Kullanımın boyutu büyümeye devam etti. Bu işin sağlıklı yürütülmesi için sistemin bir parçası olarak dizayn edilip, yatırım aşamasında atık yakma veya katma tesisleri entegre edilmeye başlandı. Bu uygulamada atıkların hazırlanması için şirketler ve yerel yönetimler bazı kurallar koydu veya özendirmeler yaptı.

Örneğin atıkların; özelliklerine göre ayrı ayrı atık kutuları veya çok gözlü atık kutuları, uygun yerlere koydular. Buna maalesef halen çok dikkat ediliyor diyemiyorum. Gelişmiş ülkelerde bu özen daha fazla gösteriliyor.

Hatta o kadar sınırlamalar konuyor ki örneğin Almanya’da 2030 ile 2050 arasında çöplükler tedricen kaldırılacakmış. Tüm atıklar kanalizasyonlar dışında geri kazanılabilir şekilde değerlendirilecekmiş. Bu mümkün olabilir mi? Biraz da yaşanarak görülecek. Biz burada; alınan önlemlerin, yapılan uygulamaların sürdürülebilir oluşuna bakmalıyız.

İşin boyutunu hesaplarken dünya nüfusunun son tespitlere göre 7,5 milyar olduğunu düşünmemiz gerekir.

Bir örnekle bunu somutlaştıralım.

Bir büyük kent olan İstanbul’da kişi başına yılda 1 ton atık oluşuyor. Nüfus 16 milyon olduğuna göre atık miktarı 16 milyon ton diyebiliriz.

Bunun nasıl bir hacim olacağını ve ne kadar alan kaplayacağını düşünelim. O zaman; bu miktardan ne kadarını geri kazanılabilirsek o derece çözüme katkımız olacaktır diyebilirim.

Konuyu irdelemeye devam edeceğim.

Yorum Ekle