10 Ocak ve gazetecilik!


Çalışan gazeteciler günü ya...



Bazen diyorum...

Çalışsa ne olur?
Çalışmasa..
Geçen çok eski bir dosta, tesadüfen denk geldim.
Dönemin karadeniz fırtınalarından.
Tokalaştık..
Selamlaştık yıllar sonra..
İkimizinde ortak lafı...
'Eski Milliyet'ten, Milliyet'in Milliyet olduğu dönemden'... oldu..
Benim 212'li yasaya göre ilk resmi imzam 10 Ocak 1988'di..
Birazda Milliyet öncesi çömezlik sürecini eklersek 35 yılı devirmişiz şu genç yaşımızda...
Mesleğe dair ahkam kesmeyeceğim...
Bugünün sisteminde..
Sabah erken kalkan herkesin sektörün içinde oldğu...
Sonradan olma fosillerin boy gösterdiği...
Pembe ceketlilerin cirit attığı...
Dönemi yalayıp yutan bir yığın emmebasma doldu sektör..
Herkes birbirine bok atıyor..
Olmadı akıl veriyor...
Ama kimse dönüpte ayna bakıp..
'Yahu ben neredeyim, kimdeyim, kimin yerinde ne için atıp tutuyorum' demiyor...
Söylenecek harbiden çok şey varda...
İzliyorum bazen öyle uzaktan.
Gülümseyip geçiyorum...
Hep derim ya..
Face verdik book'u çıktı...
Aynen bu durumdayız...
Kamplaşmış, itişmiş, kakışmış bir halde ortada dolanıyor alayı.
Yahu bi işinizi yapın...
Yemişim 10 Ocak'ı..
11 Ocak'ta sabah kalktığınızda aynayla yüzleşin... İş takip et, ilik aç, düğme dik. Ye yala yut. Sektör bunlardan temizlenmediği sürece

Aynı tas aynı hamam.. 

Yorum Ekle