Hobi olarak başlamıştı, şimdi siparişlere yetişemiyor

Edirne’nin Enez ilçesine bağlı Çeribaşı Köyü’nde 10 sene önce “Kendimize yetecek kadar” diyerek, ekim yapan üreticiler, zamanla Çeribaşı çileğini herkese duyurdu.

Hobi olarak başlamıştı, şimdi siparişlere yetişemiyor
- A +

 

Mikroklima alanı içinde bulunan bölgede, kuzey rüzgarları ile beslenen “Çeribaşı Kirazı” ve “Çeribaşı Çileği” marka olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Enez’in Çeribaşı köyü’nde yaşayan Tezcan Meriç, bundan 10 yıl önce sadece ailesine yetecek kadar çilek ekti.
Üretim fazlasını şehir merkezinde satmaya karar veren Meriç, çilek üretim yolculuğunun, ürün almak için gittiği Çanakkale’de başladığını belirtti. Meriç, çilek üretimine başlama öyküsünü şu sözlerle anlattı:

“Çilek üretimine 2010 yılında 800 metrekare bir yerde başladık. Kendimize yetecek kadar ektik ve ürünler olmaya başladı. Bir süre sonra “yetecek kadarı” aştı. Bundan sonra pazarlama konusu gündeme geldi. Ağustos ayıydı, tarladan çilekleri toplayarak kasalara koyduk ve çilekleri sahile götürdük. Sahilde 5-10 dakika içinde çileğimiz alıcı buldu. İnsanların içinde bulunduğumuz o ayda çilek görmelerinin şaşkınlığı ve tüm ürünlerimizin satılması bizi de şaşkına çevirdi. Çok büyük talep gördük. Kazançlı göründü dolayısıyla sonraki senelerde ekim alanımızı 10 dönüme kadar çıkardık. Bizim için kazancının, buğday ve ayçiçeğine göre daha yüksek olması, meyve üretimini cazip hale getiren bir başka nedendi.”

“Ürün tarladan gidiyor“
Meriç‘in çilek üretimindeki gayretini ve kazancını gören köy halkı da bir süre sonra üretime katıldı. Bir anda çilek arzının arttığı köydeki tarlaların, her gün yazlıklarına gelen kişiler tarafından ziyaret edilmesiyle, Çeribaşı Köyü’nün adı, çilekle birlikte anılmaya başladı.
Meriç, geldikleri noktayı şu sözlerle değerlendirdi:
“Bugün itibarıyla bölgemize 50 dönümün üzerinde çilek ekimi başladı, köyde yaygınlaştı. Gayet güzel ürünler çıkarılıyor ve satılıyor. Buna bağlı olarak güzel bir isim yaptık. Lezzet ve tat bakımından bir çok yerden öndeyiz. Korona virüsü salgınından önce yazlıklarında kalan 100-200 kişi her gün bahçeden ürün almaya geliyordu. İnsanlar zaman zaman tarladan elleriyle topluyor ve ürün tarladan gidiyordu. Korona virüsle birlikte durum değişti tabii.. Bu sene göreceğiz artık, ne dertler açacak başımıza onu bilmiyoruz. Yaşayarak göreceğiz.”

“Kuzey rüzgarları tat veriyor, bakımı çocuk gibi“
Çilek üretiminin zahmetli olduğunu ve bir ailenin tam zamanlı mesaisini gerektirdiğini belirten Üretici Tezcan Meriç, bölgedeki mikroklima alanının ürünlere ayrı bir tat verdiğini söyleyerek, bakımı fedakarlık isteyen çilek üretimi anlattı:
“Çilek üretiminde en büyük faktör suyun olması, su olmadığı zaman yetişme şansı sıfır. Yani yok. Çilek daha çok kumsal toprakları seviyor. Kumlu toprak istiyor ve bunun yanında toprakta gübreleme de önemli. Bunlara ek olarak, bizim bölgemize has rüzgar sirkülasyonu var. Burada kuzey yönlü rüzgarların hakim olmasından dolayı meyveye daha güzel bir tat katıyor, bu aynı şekilde kiraz için de geçerli.
Çilek üretimi aslında öyle kolay bir iş değil. 3 dönümlük bir çilek bahçesi, bir ailenin bir sezon boyunca tam zamanlı çalışmasını gerektiriyor. Bütün bir aile ona bakmakla yükümlü oluyor. Bakarsan ürünü alıyorsun ama bakmazsan hiçbir şey alamıyorsunuz. Çileği ota kaptırmamak ve tüm bunlar için de tarlanın içinden çıkmamak gerekiyor. Çilek tıpkı bir çocuk gibi hep bakman gerekiyor.”

Çilek ekerek bekledikleri Çeribaşı Kirazı, rekor kıracak
Çeribaşı denince ilk akla gelen meyve olan kirazın, ürün verme dönemini beklerken çileği ektiklerini belirten Tezcan Meriç, her sene üretimin daha iyiye gittiği kirazda, bu sene rekor kıracaklarını belirtti.
Meriç, “Aslında çileğin üretimi bir yanda da kiraz üretiminde dayalı olarak gelişti. İlk kiraz fidanlarını ekmeye başladığımız yıllarda meyveciliğe olan özlem, çileği de getirdi, kısa zamanda ürün vermesi ise bir anda popüler olmasını sağladı. Kiraz 4 yıldan sonra ürün verdiği ve henüz küçük olduğu için çileğe ağırlık verdik. Şu anda kiraz üretiminde Türkiye genelinde en iyi verim alınan yerlerden bir tanesiyiz. Geçen yıl 200-250 ton civarında ürünü ihracata verdik, bu sene rekoltenin daha yüksek olmasını bekliyoruz. Bu sene 400 ton civarında ihracata ürün vermeyi planlıyoruz. 12 senelik bir mazisi var kirazın. 3-4 yıldan beri gayet kaliteli ürün alıyoruz. Bu sene tutum da iyi. İnşallah bu sene rekor kırmayı düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

“Çeribaşı Kirazı” destek bekliyor
Son olarak tescil başvurusunda bulundukları ve bir marka olan “Çeribaşı Kirazı”nı üretmek üzere bireysel olarak üretim yapan çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini belirten Tezcan Meriç, bölgeye yatırımcı gelirse üretimin ve katma değerin de büyüyeceğini söyledi.
“Bu ürünler direkt Avrupa’ya gidiyor. Kısa zamanda Türkiye’nin en kaliteli kiraz üretimini yaptık, bu bizim de bir başarımız sayılıyor. Çünkü tonajının az olmasından dolayı böyle küçük yerlere firmaların gelmesi zor oluyor. Ama bizim ürünümüz kaliteli olduğu için ve diğer bölgelerde bu kadar kaliteli ürünü bulamadıklarından dolayı firmalar, bir şekilde buraya gelip bu ürünü almak için çaba gösteriyorlar.
Bugüne kadar üretimimizi kendi imkanlarımızla, bireysel üreticiler olarak sürdürdük. Bu üründe bir marka olduk. Bu yıl kirazımızın tescili de olacak.
Ama bir yerden sonra şahıs olarak veya üretici olarak bazı yerlere yetişemiyorsunuz. Bu iş burada oluyor yani bu kiraz bu bölgede oluyor ve getirisi gayet de yüksek.
Yani bunu, bu bölgeye yaymak gerek. Burada 400-500 dönüm değil de bin dönüm iki bin dönüm kiraz olduğu zaman burada her şey daha da değişecek. Firmalar alım yerlerine alım merkezlerini buralara yapacaklar ama buraya getirmek de artık üreticilerin elinde değil. Buraya bir şekilde el atılması gerekiyor. Gerekli yardımların ve önlemlerin yetkililer tarafından alınmasını ve bize yardımcı olunmasını bekliyoruz.”

İlgili Haberler