Reklamı AçReklamı Kapat

Yüksek irtifada Bursa

Dergi Bursa, Aykut Güngör ile hava fotoğrafçılığını konuştu: “Bu işin birçok yöntemi var. Öncelikle uçmaktan zevk alacaksınız, o zaman daha güzel bakarsınız. Fotoğraf, gördüğünüzü belgeleme işidir. Uçmaktan keyif alıyorsanız, zaten iyi fotoğraf çekersiniz.”

Yüksek irtifada Bursa
- A +

Dergi Bursa'nın yaptığı röportaj şöyle:

Hayatımıza girişi savaşlarla olsa da zaman içinde barışçıl ve faydalı bir yöntem haline getirilen, birçok alanda kullanılarak özellikle son birkaç yıldır popülerlik kazanan hava fotoğrafçılığı, günümüzde eğitimleri verilen özel bir ilgi alanına dönüştü. Bursa’nın hava fotoğrafçılığı konusunda önemli bir ismi olan ve Bursa’ya bu alanda birçok belge kazandırmış olan Aykut Güngör ile yıllardır biriktirdiği deneyimlerini, yaşadıklarını, anılarını ve hava fotoğrafçılığının tüm detaylarını konuştuk.

Öncelikle biraz Aykut Güngör’den bahsedelim mi?

1974 yılında Gaziantep’te doğdum. 1991 yılında Uludağ Üniversitesi’nde öğrenim görmek amacıyla Bursa’ya geldim. O zamandan bu yana Bursa’da yaşıyorum. 1996 yılında Olay Gazetesi’nde foto muhabir olarak meslek hayatıma başladım, hala çalışıyorum.

Fotoğrafla nasıl tanıştınız? İlginizi ne zaman ve nasıl fark ettiniz?

Öğrenci olduğum dönemde doğa sporları ile etkin olarak ilgilendim. Bu sırada önce gittiğim yerleri belgelemek amacı ile daha sonra daha estetik olsun kaygısı ile doğa fotoğrafları çekmeye başladım. Gazetede çalışıncaya kadar haber fotoğrafı hakkında pek bir bilgim yoktu.

Hava fotoğrafçılığına ilginiz ne zaman başladı? Ne kadar süren, nasıl bir eğitimden geçtiniz?

Orman Bölge Müdürlüğü yangın söndürme amacı ile her yıl 3 ay Rus helikopterleri kiralıyordu. Bu dönem başladığında ya da bitiminde kalan süreyi gazetecileri ve bürokratları helikoptere bindirip Bursa ve ilçelerini gezdiriyorlardı. Bu sırada Orman Bölge Müdürlüğü’nün yaptığı yangın söndürme ve ormancılık etkinlikleri izletiliyordu. İlk hava fotoğrafçılığım bu şekilde başladı. İlk uçuşumda birçok önemli bölgenin fotoğrafını çekme şansım olmuştu. Nergis Holding’e ait helikopterler vardı. İşim için birçok bölgenin fotoğraflarını çektim. Sonra bu uçuş sayıları arttı. Birçok projede çalıştım. 2003 yılında yamaç paraşütü eğitimi aldım ancak bazı sorunlar nedeni ile 22. uçuştan sonra tek uçmadım. Ancak Türkiye’nin en iyi pilotlarından birisi ile Türkiye’nin birçok bölgesinde birlikte uçarak fotoğraflar çektim. Bu konu ile ilgili özel bir eğitim almadım. Önümde uçmak gibi bir şans vardı. Ben de bunu en iyi şekilde değerlendirdim ve verimli hale getirdim.

Hiç bilmeyen biri için hava fotoğrafçılığını nasıl tanımlarsınız?

Ne ile ve nasıl uçtuğunuza göre değişir bu tanımlama. Bu işin birçok yöntemi var. Öncelikle uçmaktan zevk alacaksınız, o zaman daha güzel bakarsınız. Fotoğraf, gördüğünüzü belgeleme işidir. Uçmaktan keyif alıyorsanız, zaten iyi fotoğraf çekersiniz.

Hava fotoğrafçılığı için ne tür ekipmanlar gerekiyor? Bu ekipmanlar nasıl sağlanıyor?

Hava fotoğrafı için çok özel bir ekipman gerekmiyor. Görüntü alacağınız işe göre ekipman belirlemek daha doğru olur. Yine uçtuğunuz cihazı göz önüne alarak kullanacağınız ekipmanı belirlemelisiniz. Örneğin tandem paramotor ile uçuyorsanız aklınıza gelen her lensi alamazsınız. En doğru lense karar verip uçmak zorundasınız.

Çekim yaparken havadasınız ve bu oldukça riskli bir durum. Peki, siz hiç tehlike atlattınız mı? Başınızdan geçen bir macera oldu mu?

Yamaç Paraşütü ile uçarken 2–3 kez ufak tefek aksilik olmuştu. Ama üstesinden gelebileceğimiz sıkıntılardı. Helikopter ya da uçak ile uçarken bir sıkıntı yaşamadım. Sorun olsaydı bu röportaj olmazdı. Yamaç paraşütü ile Ölüdeniz’den uçtuğum zaman dijital makine yerine analog makine ile havalandım. Yamaç paraşütünü kullanma konusunda çok yetersiz olduğumu yıllar sonra öğrendim. Bu sırada kanadın bütün kumandalarını bırakıp Belcekız Plajı’na iniş yapıncaya kadar 4 makara dia çektim. Denize iniş yapabilirim diye düşünüp havada o diaları su geçirmez torbaya koyup batmayacak şekilde paketlerdim. Yamaç paraşütü ile uçarken kumandaların bırakılmaması gerektiğini bilmiyordum. Atlattığım tehlikenin yıllar sonra farkında olmak keyifli bir durum.

Karşılaştığınız en büyük zorluk ne oluyor?

Pilotu istediğiniz irtifa ve hızda uçmaya ikna etmek hava fotoğrafındaki en zor olay. Daha sonra hava şartları. Vücudunuzun bir kısmı helikopterin dışında ise palin (helikopterin pervane kolu) doğrudan üzerinize uyguladığı basınç işinizi bazen epey zorlaştırabilir.

Her işin olduğu gibi hava fotoğrafçılığının da püf noktaları var mı?

Püf noktaların sonu yok, her uçuşta yeni bir deneyim kazanıyorsunuz.

Hava fotoğrafçılığının havada olmak dışında, klasik fotoğrafçılıktan farkı nedir?

Makinenizi düşürdüğünüz zaman kesinlikle kırıldığına emin olabilirsiniz. Onun dışında pek fark yok. Uçmadan önce iyi bir planlama yapmanız işlerinizi kolaylaştıracaktır.

Bugüne kadar bu alanda nasıl işler çıkardınız? Neler yaptınız? Örneğin herhangi özel bir projeye dâhil oldunuz mu?

90 binin üzerinde çoğunluğu Bursa olmak üzere havadan çekilmiş fotoğrafım var. Birçok projede yer aldım. 2000 yılından önce çekmiş olduğum hava fotoğrafları Bursa için artık önemli bir belge değeri taşıyor. Kentteki yapı yoğunluğu bu kadar olmadığı dönemde gökyüzünden Bursa’yı belgeleme şansım oldu. Geçtiğimiz yıl İznik üzerinde uçarken gölün içerisinde tesadüfen görüp çektiğim kalıntılar (Aziz Neopytos), Amerika Arkeoloji Enstitüsü tarafından 2014’ün en önemli 10 keşfinden birisi sayıldı.

Bu konuda başka hayalleriniz ya da yapmayı planladığınız bir proje var mı?

Hala uçulacak çok yer, çekilecek çok fotoğraf var ve bu alan hala çok bakir. Teknoloji hızlı gelişiyor. Artık uçmadan yerden bu tarz fotoğraflar çekebiliyorsunuz. Radyo frekansı ile yönlendirdiğiniz küçük hava taşıtlarına monte edilen kameralarla hayati tehlike yaşamadan fotoğraf çekme şansınız var. Ancak her ikisi çok farklı şeyler. Gökyüzünden fotoğraf çekerken amaç sadece fotoğraf değil. Benim önceliğim uçmuş olmak.

Kaynak: dergibursa

Yorum Ekle