Döner kebap ilk kez Bursa'da 1867 yılında İskender Efendi tarafından yapılmıştır.

İskender Ailesi 1800'lü yılların başından beri Bursa'dadır. Uzun yıllar geçimini et işi ile sürdüren ailenin bir tarafı İstanbul'da eti çiğ olarak satarken, diğer tarafı Bursa'da onu pişirmeyi tercih etmiştir. Genelde et işi üzerinde uğraşan bu aile, hısım ve akraba evlilikleri ile devam eden bir aile büyümesi süreci yaşamıştır. O dönemlerde yerleşik düzende kasap dükkanları bulunmadığından genelde çiğ et at sırtlarına konulan tel dolaplarla seyyar olarak satılırken, pişmiş et (tandır-kuzu çevirme) davlumbaz tabir edilen içinde sıcak külü olan kubbeli bombe kapaklı sırtta taşınan ve servis yapılırken ayaklı kasnak üzerine konulan davlumbazlarla seyyar olarak satılmıştır.

1800'lerın ortalarında o dönemdeki İskender Dede'nin büyüğü olan kardeş çocuğu ve Hovarda Sabit lakabı ile anılan aile büyüğü, İstanbul'da eti tandır ve davlumbazdan çıkartıp, dikey şiş üzerine yerleştirerek satmaya başlar. İskender Efendi, Bursa'da pişmiş et satan babasına bu yeni uygulamadan söz eder ve ilgi gördüğünü anlatır. Babası Mehmet Efendi "İcat çıkarma" diye karşı çıksa da sonunda İskender Efendi Bursa'da Kayhan Çarşısındaki ilk dükkanda bu işe soyunur. Etin şişe geçirilerek kömür ya da odun ateşinde pişirildiği bu kebap çeşidi Bursa'da "İskender'in dönen kebabı" olarak tanınmaya başlar. Bu dükkan, şu anda Kebapçı İskender'in ilk dükkan olarak fotoğraflarda görülen dükkanının hemen karşısındaki küçük bir köşededir. İskender Efendi'nin dönen kebabı olarak bilinmeye başlayan bu kebap, süreçte kendisinin yarattığı bu farklılığın üzerine pidelerle birleştirip, pideyi keserek bunu elle yenen tarza o günkü tabiriyle tarzın adı olan "alaturka" tarzı ile sunar. Önce bakır lengerlerde birkaç kişilik hazırlanan bu kebap, daha sonra porselen tabaklarda birkaç kişilik halde servis edilir. Bu daha sonra büyük tabakların içerisinden, küçük tabakların içine kişi başına dönüştürülür ve çatal ile yenilen bugünkü alafranga haline gelmeye başlar. Yanında da onun ayrılmaz parçası olan şıra ile servis edilmeye başlar. Günümüzde İskender Efendi'nin dördüncü kuşağı olan Yavuz iskenderoğlu, İskender Döner Kebabı'nın markalaşması yolunda önemli adımlar atar. ABD ve AB üyeleri, Türki Cumhuriyetler olmak üzere nerede ise dünyanın tamamında "Kebabçı İskender" markasının hem tescilini yaptırır, hem de tanıtmaya çalışır.

Murat Kuter