Bursa bir göçmen kentidir. Gerek Rumeli’nin, gerekse Anadolu’nun dört bir yanın-dan gelen göçmenlerle büyüyüp gelişmiştir. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda, işgal altında kalan Rumeli ve Kafkasya'daki Müslüman göçmenlerinin akınına uğradı. Halk arasında "93 Göçmenleri" olarak adlandırılan bu göçmenlerin büyük bölümü Hüdavendigâr Eyaletine yerleştirilmişti.194 93 göçmenlerine, Belediye tarafından önemli ölçüde yardım yapıldığı Belediye Arşivi belgelerinden anlaşılmaktadır.

Zaman zaman göçmenlerin yaşam koşulların çok olumsuz olduğu görülür. Her ne kadar göçmenler için misafirhaneler oluşturulmuşsa da, han köşelerinde barınan göçmen çocuklarına da rastlanmaktadır (KA, Beld, E/12, 182). Göçmenlerin barındığı evlerinin tamiri de Belediyece yaptırıldığı anlaşılmaktadır.196 Göçmen çocuklarının Bursa’da yatılı eğitim veren Sanat Okulu ve Ziraat Okulu gibi kurumlara kolayca kabul edilmekteydi.

Hüdavendigâr Eyaletinde göçmen yerleştirilme politikası, son yıllarda yükselen Gayrimüslim unsurlar karşısında bir önlem olmak üzere bilinçli bir şekilde yapılmıştı. 1887 tarihli Hüdavendigâr Gazetesine gö-re, Bursa'ya Sultan tarafından bir kurul gönderip 93 Göçmenlerinin yerleşimine uygun bir alan olup olmadığı araştırılmasını istemiştir198 (Hüdavendigâr, Sayı 2090). 1898 Salnamesi’ne göre, Bursa’da bu tarihte 97.144 yerli ve göçmen Müslüman vardı (1316 Salnamesi, s.263).

1897 yılında Bursa’ya gelen Paul Lindau’nun Bursa sanayi konusunda gözlemleri şöyledir: “Bursa, son yıllarda aldığı göçle öylesine büyüdü ki, nüfusu neredeyse ikiye katlandı. Son tahminlere göre -tahminlere göre diyorum, çünkü bu konu-da sağlıklı bir rakam vermek mümkün değildir- Bursa'nın nüfusu 78-80 bin arasında. Fakat bu nüfus artışı, kentin büyüdüğü veya geliştiği anlamında alınmamalıdır. Kente yarardan çok zarar getiren bir ani nüfus artışı, Türk-Rus Savaşı'ndan sonra Bulgaristan ve Dobruca'dan kitleler halen-de gelen ve „muhacir’ adı verilen Müslümanların göç etmesi sonucu meydana gelen nüfus artışıdır. Birkaç ay gibi kısa bir sürede 40 bin kadar muhacir, kentin yerlileri arasında ciddi bir hoşnutsuzluğa yol açmış” (Kaplanoğlu/Günaydın 2000: 211 vd).

1880’li yıllarda sadece Rusçuk'tan 30 bin göçmen Bursa'ya gelmişti. Kazan'dan gelenler Mollaarap'a, Kırım'dan gelenler Alacahırka'ya, Kafkasya'dan gelenler Yıldırım'a yerleştirilmişti. 93 Göçmenlerinin büyük bölümü, Rum ve Ermeni köylerini kuşatacak bir biçimde dağlarda iskân edilmişti. 93 Göçmeni köylerinin hemen tümü dağlarda kurulmuştu.199 Göçmenlerin yerleşimi sırasında, gerek kendi aralarında ve gerekse yerliler ile göçmenler arasında sorunlar, hatta çatışmalar çıkmış-tı.200 Olaylar genellikle iskân sorunlarından çıkmaktaydı. Devlet, sorun çıkaran göçmenleri başka yerlere göç ettirmeye çalışı-yordu. Ancak 1879 yılında böyle bir olay nedeniyle Karahisar'a sürülmek isteyen Çerkez göçmenlerin Hükümet binasını basmaya bile cesaret ettikleri belgelerden anlaşılmaktadır (İpek 1994: 188).

Azınlıkların yoğun olduğu Bursa gibi kent merkezlerine de 93 Göçmenleri yerleştirilmişti. Işıklar’ın altında Hayriye Mahalle-si, Mollaarap civarında Vefikiye Mahallesi, Duaçınarı yanında Şükraniye ve İclaliye Mahalleleri ile Selimiye Mahalleleri de 93 Göçmenleri tarafından kurulmuştu. Seyidnasır yakınlarında Mecidiye, Çobanbey ve Namazgâh arasında bulunan Babadağ Mahallesi de, Rumeli'den gelen 93 göçmenleri tarafından kurulmuştu. Bu mahallenin yanında bulunan Yeni Mahalleye ise, Kırım ve civarından gelen göçmenler yerleşmişti. Rusçuk, İntizam mahalleri de bu göçmenlerce kurmuştu (KA, Beld, E/2-1, 233).

Ahmet Vefik Paşa tarafından yerleştirilen Rumeli göçmenlerin dağılımı şöyledir: Rusçuk'a 323, Selimiye'ye 703, Vidin'e 160, Demirtaş'a 234, Deveciler'e 143, Kanberler'e 63, Tırnova'ya 103, Cumai-Cedid'e 190 nüfus yerleştirilmiştir. Batum ve Rumeli'den gelenler ise: Yıldırım'da 385, Mecidiye'ye 443, Hıdırlık/Köstence'ye 361, Mollaarap'a 114, Namazgâh'a 255, İhsaniye'ye 72, Alacahırka'ya 65 nüfus yerleşmişti. Vefik Paşa tarafından kent içine toplam 3.857, ilçe ve köylere ise 11.591 kişi olmak üzere toplam 15.448 kişi yerleştirilmişti. 1886 tarihine kadar Bursa'ya gelen göçmen sayısı 60.254'tü201 (1303 Salnamesi, s.78-90). Göçmenler ilk aşamada; tekke, medrese gibi kamusal binalarda, kötü koşullarda barındırılmıştı. Örneğin Sufa göçmenlerinden 60 nüfusu aşkın fukara göçmenler, İnebey Hamam civarındaki dergahta barınıyorlardı (KA, Beld, E/2-1:890).

İlk aşamada azar azar gelen göçmenlerin sayısının artması üzerine Bursa'da, 1888 yılında ilk kez bir göçmen komisyonunun kurulmuştu. Daha sonra 1892 yılında Or-haneli202 ve Yenişehir ilçelerinde, 1899 yılında Karacabey ve M.Kemalpaşa ilçelerinde, 1903 yılında da Orhangazi ve İnegöl ilçelerinde göçmen komisyonları kurulmuştu. Bu göçmen komisyonlarında Türk üye-ler ile birlikte Rum ve Ermeni üyelerin yer alması, bu göç süreci içerisinde 93 Göç-menlerinin yanı sıra, Doğu'dan Ermeni, Yunanistan'dan da Rum göçleri olduğu anlaşılıyor. Nitekim 1869 yılında Pazarköy /Orhangazi'de 2.045 vergi yükümlüsü İslâm erkek yaşarken, 5.563 Ermeni erkek yaşamaktaydı. Ermenilerin büyük bölümü, XIX. yüzyılda, Doğu'dan göç ederek gelmişlerdi. Orhangazi'ye birçok 93 Göçmenleri gelirken, aynı tarihlerde Rum ve Er-meni göçü de gerçekleşmişti. Gerçekten de bu dönemde bir yandan yeni Türk köyü kurulurken, diğer yandan Ermeni köyleri kurulmuştu. 1908 yılına gelince Orhangazi'de, 11.694 Müslüman nüfusa karşılık, 21.546 Ermeni yaşamaktaydı. 1880’li yıllarda başlayan bu toplu göçler sonunda Bursa merkez ilçede 18 yeni köy, 15 yeni mahalle kurulmuştu. Gemlik’te 12 yeni köy, İnegöl’de de 32 yeni köy, üç de yeni mahalle kurulmuştu. Bir kısmı ise çiftliklerde iskân olmuştu.203 Ancak göçmenlerin iskân için yapılan yardımların nakdi yapılması üzerine, zor günler yaşayan göçmenler tarafından temel ihtiyaçları için har-canması nedeniyle ev paralarını harcadıkları görülmüştür. Bu nedenle çok sayıda göçmenin, konut yardımı almasına karşın konutsuz kaldıkları gazete haberlerinden öğrenilmektedir (Hüdavendigâr, 8 Mart 1906). İhtiyaç halinde bulunan göçmenle-re belediye tarafından da yardımlar yapıl-dığı belgelerden anlaşılmaktadır (KA, E/2-1, 230, 231)

Belediye, 93 göçmenlerinin kent içinde düzensiz yerleşmemeleri konusunda ciddi çalışmalar yapmakta ve fırsat tanımamak-taydı. Ancak o kadar yoğun bir nüfusun kısa sürede planlı bir biçimde iskânı mümkün değildi. Nitekim 1894 yılında, Selimiye Mahallesinde, Rusçuk Mahallesinden terk olan göçmenlerin Topuklu Bahçe adıyla anılan yerde 53 hane inşa ederek iskân edilmişti. Ancak Hükümet, bu gelişigüzel iskânı yerinde bulmamış, burasının ev inşasına elverişli olup olmadığına dair bir araştırma yapılmasını istemiştir (KA, Beld, E/5, 162).
Göçmenlerin kent içinde uygun alanlara iskânı ile sorun bitmemiş, yeni sorunlar ortaya çıkmıştı. Vefikiye Mahallesi Osman Efendi bahçesi sonunda, göçmenlerin inşa ettikleri 14 hanede lağım yolları olmadığı bu nedenle açıktan aktığı için şikâyetlere neden olmuştu (KA, Beld, E/5, 48). Yine Mollaarap Mahallesinde iskân edilmekte olan göçmen evlerinin de lağım yolları olmadığı için açıkta akmakta olup lağımların Setbaşı’na kadar inmesi şikâyetlere neden olmuştu (KA, Beld, E/5, 630). Yıldırım’daki Mollayegan Medresesi şadırvanına gelen su, müderris ile göçmenlerinin anlaşmasıyla, göçmen evlerine verilmiştir (KA, Beld, E/5, 718).

Göçmenlerin Bursa’daki bazı gelenekleri bilmemesi nedeniyle şikâyetlere neden oldukları görülür. Örneğin Şeyhsabit Mahallesinde iskân olunan 20 hane göçmenin, yakınlarda çeşme olduğu halde evleri içinden geçerek şehre akmakta olan su künklerini körelttikleri gibi, künklerin yanına bir takım çukurlar açarak, söz konusu suyu köreltmeleri şikâyetlere neden ol-maktaydı (KA, Beld, E/12, 76). Kadriye Mahallesinde iskân edilen göçmenlerin de suya olan ihtiyaçlarından dolayı Şeyh Sabit Efendi olaya müdahale etmişti (KA, Beld, E/12, 97).
Göçmenler, Bursa’ya yerleştikten sonra en kısa sürede geçimlerini sağlamak üzere iş olanakları aramaya başlamıştır. Hatta savaş sırasında, göçmenler araba ve hayvanlarıyla orduya hizmet etmek için Bele-diye Komisyonuna müracaat ettikleri görülür (KA, Beld, E/9, no 1465).
1891 yılında Belediye, Karahisar’a sevk olunmak üzere vilayete gelen göçmenlerin hekimler tarafından muayene edilip nakli-yelerine yardım edilmişti. Karahisar’a sevk olunan 12 hane 50 nüfus göçmen, İnegöl’e kadar 8 adet araba tarafından Belediye tarafından gönderilmişti (KA, Beld, E/2-1 no 118, 134, 149, 150). Yine Karahisar’da iskân olunmak üzere Bursa’ya davet edilen 21 nüfus Bosna göçmeni de, Bursa’dan İnegöl’e kadar sevki için gerekli olacak nakliye ve nafaka belediye sandığından karşılanmıştır204 (KA, Beld, E/30, 126). 2222- 20 Elyül 1322/1324

Bazı 93 Göçmenlerine devlet tarafından ev de yapıldığı anlaşılmaktadır. Bir gazete haberine göre M.Kemalpaşa Tepecik köyü yakınlarında iskan edilmesi önceden karar alınan 43 hane Kafkas göçmeni için bir süreden beri yapılmakta olan evlerin inşa-atı son bulmuş (Hüdavendigâr, 20 Eylül 1906)

Belediye Arşivinde, göçmenlerin ölüm masraflarını karşılamak üzere onlarca bel-geye rastlanmıştır. Belgelerde ölen göçmenlerin bir sayısı verilmese de, ödenen ölüm paraları göz önüne alındığında, ilk yıllardan itibaren göçmenlerden oldukça fazla kişi öldüğü görülmektedir (KA, Beld, E/10, 801).

93 Göçmenleri içinde Kafkasya göçmenleri ile Karacabey bölgesine yerleşen 1.000 hane kadar Pomak göçmeni Türkçe bilmiyordu. Yine bu dönemde Bursa’ya yoğun olarak yerleşen Arnavut ve Boşnaklar da Türkçe bilmiyorlardı. Bu büyük göçmen guruplarının hem sosyal, hem de ekonomik sorunlarını çözmek Bursalı yöneticilerin en önemli uğraşılarından biri olmuştu. Bursa’ya gelen bu göçmen hareketi sadece olumsuzluk yaratmamış, bu çalışkan göç-menler Bursa’nın ekonomisine önemli katkılarda bulunmuştu. Bursa’da esnaflık ve özellikle ziraatta önemli gelişmeler yaşanmıştı. Ayrıca, bu göçmen nüfusun Bur-sa’nın etnografik yapısını da değiştirmiştir.

Raif Kaplanoğlu