20. yüzyılın başlarında Bursa, Orta Doğu’nun önemli bir ticaret merkezi olarak ortaya çıkarak İran, Arabistan, Hindistan ve Çinli tüccarların mal alış-veriş yaptığı bir merkez durumundaydı. Bursa’nın başlıca sanayisi ipekti. I. Meşrutiyet döneminde Bursa’da ipekçilik sanayisi giderek gelişti.

1855 yıllarında 20 milyon frank tutarında dışarıya ipek satılmıştı. 1877 yılında ise yalnız Bursa'da 3.133.843 kg yaş koza elde edilmiş, bunlardan sağlanan 634.000 kg ipek Avrupa'ya gönderilmişti. (Çadırcı 1991: 370). Sadece yaş koza değil, iplik ve daha sonra ipek dokuma üretimi de yapılmaya başlanmıştı. 1877 yılında yaş kozanın kıyyesi 50-80 kuruş arasında satılmakta olup 300 bin kıyyeyi aşkın Bursa’da üretim yapılmaktaydı. Koza alımlarında da bir standardının olduğu görülür. Örneğin 1. nevi 10, 2. nevi 12-13 kuruş olup, 20 kuruşa kadar alınan birçok türe ayrıldığı görülür. 1879 yılında 237.000 kg baş, 39.169 kile (2.944 kg) kuru koza üretilmektedir. Bunlardan 23.976.835 ve 239.730 kuruşu aşmıştır. 734 balya (48.757 kıyye) ipek de Avrupa’ya satılmıştır (1296 Salnamesi, s.195-205).

Devleti temsil eden “İpek Emini” de Koza Hanı’nda bulunmaktaydı. Koza Han, devletin ticaretle ilgili görevlilerinin ticaret işlerini yürütmek üzere yerleştiği bir han olarak da önemini korumuştu. Bursa'da ipek miza­nı, Orhan Gazi döneminde Bey Hanı, daha sonra İpek Han, son olarak da Koza Han'da yer almaktaydı. (Cezar 1985: 97)

Bursa’daki ekonomik yapı ve sanayisine en büyük yapısal değişikliği kuşkusuz, 1881 yılında yaşanan ekonomik iflasın ardından gelişen Duyun-i Umumiye döneminde gerçekleşti. 1881 yılında Osmanlı Devleti'nin Avrupa ülkelerinden almış olduğu borçları ödeyememesi sonucu “Duyun-i Umumiye” kurulmuştu. Bu kuruluşun esas amacı, Osmanlı maliyesinin bazı gelir kalemlerini üreticiden doğrudan tahsil etmek ve Osmanlı Devleti'ne borç vermiş olan Avrupalı finans kuruluşlarına birikmiş borçlarını faizi ile birlikte geri ödemekti. Muharrem Kararnamesi ile Duyun-i Umumiye Yönetimi ve Reji, İstanbul, Edirne ve Samsun’la birlikte Bursa’da da kurmuştu. Reji yönetimine ipek öşrü ile tuz ve tütün tekeli verilmiştir. Böylece Bursa’daki tütün ve ipek ürünün gelirlerinin bir bölümü borçlara verilmeye başlandı. Bu nedenle de, devletin tütün ve ipek gelirlerini, bir yabancı kuruluş olan Duyun-i Umumiye toplamaya başlamıştı.102 Aslında Hükümet, Bursa’daki ipek öşürlerini, borçlara karşılık daha 1880 yılında Bank-ı Osmani-i Şahane müdürlerine on yıllığına kiralamıştı (Yerasimons 1977: II-894).

Duyun-i Umumiye yönetimi, ülkede bazı üretim dallarını, sırf vergi gelirlerini arttırmak amacıyla da olsa üretimi teşvik etmişti. Duyun-i Umumiye yönetimi, kendisine bırakılan vergileri toplamak için baskıcı bir zabıta örgütü oluştururken, aynı zamanda çağdaş bir kapitalist devletin işlevlerinden biri olan “üretimi ve üreticiyi teşvik” işlevini de hayata geçirmişti. Duyun-i Umumiye yönetiminin Bursa'daki çalışmaları, üretimin rasyonelleşmesini sağlamak ve üreticileri eğiterek üretimi teşvik etmek açısından son derece ilginç örneklerle doluydu (Aktar 1996: 129).

Bu gelişmelerden sonra Duyun-i Umumiye’nin geliri, dolayısıyla üretim arttı. 1893 yılında 5.927.978 kuruşluk üretim yapılırken, 1894 yılında 8.931.200 kuruşa yükselmişti. (1316 Salnamesi, s.442) 1857-1862 yıllarında ipek böceklerinde pabrine ve muscardine adlı hastalıklar 600.000 kg’a ulaşan üretimi 1865 yılında 192.440 kg’a, inmişti. Önceleri 4 milyon kg koza üretimi sağlanırken 400.000 kg’a inmişti. Bu nedenle Bursalılar dut ağaçlarını kesmeye başlamıştı. 1881 yılından sonra Bursa’daki ipekböceği kozasının satışından alınan ipek öşrü Duyun-i Umumiye tarafından toplanmaya başlanmıştı. Duyun-i Umumiye yönetimi, hastalığın başlamasıyla vergi geliri düşünce, kozacılığın ıslahı ve hastalığın ortadan kaldırılması için Fransa'dan Pasteur'ün Bursa'ya getirtilmesi için girişimde bulunuldu. (1316/1898 Salnamesi, s.266) Fakat Fransa'da Montpellier Ziraat Enstitüsü’nü, devlet bursu alarak bitirmiş olan Osmanlı Ermenisi Kevork Torkomyan Efendinin de aynı görevi üstlenebileceğini Fransızlar önerince; Torkomyan Efendi, Duyun-i Umumiye yönetimi tarafından 1888 yılında Bursa'da kozacılığı ıslah etmek üzere görevlendirildi. (Dalsar 1960: 429; Ziraat Tarihi 1938: 188) Torkomyan Efendi'nin Bursa'daki en önemli icraatı, 1891 yılında, “Harir Dârü't-tâlimi” veya Dârü’l-Harir olarak da anılan İpekçilik Okulu’nu açmak olmuştu. Kepecioğlu’na göre Ameli ve Naziri Harir Dârü't-tâlimi adını taşıyan bu okul, 8 Ağustos 1893’de kuruldu. Okul için de 1.400 lira para harcanmıştır. Okulda 1905 yılında bir de labaratuvar kurulmuştu.

Bursa’daki ipekçiliğin gelişmesinde yabancıların büyük etkisi olduğu görülmektedir. 1906 yılında yayınlanan kitabında Delbeuf bu gelişimi şöyle aktarıyor: “1856 yılından sonra hastalık üretimi düşürdü. Üretim 1864 yılında ancak 12 milyon frank değerindeydi. Üretim ise 200 bin kg idi. 1880 yılında ise bu değerler, istatistik verilere göre 9.121.392 franktır. Sultan tarafından öngörülen önlemler işte bu dönemde meyvelerini verdi. Düşüş durakladı ve ürün aralıksız arttı. 12 yıl sonra 1892 yılında, ilde 4.324.670 kg yaş koza üretilmişti. 20 bin ons ipekböceği yumurtası, 281 bin kg ham ipek, 147 bin kg koza ve 277 bir kg da döküntü ihraç ediliyordu.108 O yıldan sonra ipek geliri düzenli olarak arttı. Bu sonuçları hazırlayan nedenlerin büyük bölümü, oldukça iyi çalışan İpekçilik Enstitüsü'dür. Ancak çoğunluğu Fransız olan patronlar da bu ilerlemeye yardımcı oldu.” (Delbeuf 1906:) Daha önce 95 ons olan ipek üretimi arttı ve 1914 yılında sadece bir milyon ons tohum dış ülkelere satıldı. Cuinet, 1894 yılında Bursa'da 3 milyonun üzerinde dut ağacı olduğu yazar. Ancak Birinci Dünya Savaşı sırasında da bu kez dutlara büyük bir hastalık dadanmış, yaş koza üretimimiz 4 milyon kg’dan, 500 kilograma düşmüştür.

Aslında Duyun-i Umumiye yönetiminin Bursa’ya gelişi, ipekli dokuma sanayinin geleceği bakımından çok önemli bir aşamayı simgeliyordu. Osmanlı kamu bürokrasisi üzerinde ciddi siyasal etkisi olan Duyun-i Umumiye yönetimi; yörenin ekonomik hayatını denetleyen bir örgüt olarak, Bursa ve hinterlandında dut ağacı ekimini teşvik etti. Ayrıca Osmanlı hükümetini dut ağacı ekilmiş tarlalardan vergi tahsil etmek, kozacılık yapmak isteyenlere bedava dut fidanı dağıtma gibi konularında kararlar almaya ve bu kararları uygulamaya zorladı. 1890-1910 yılları arasında Osmanlı hükümeti ile Duyun-i Umumiye yönetiminin işbirliği sonucu yaklaşık 60.000.000 adet dut fidanı, Bursa ve diğer illerinde koza üreticilerine bedava olarak dağıtıldı. Ayrıca 1891 yılından itibaren Duyun-i Umumiye yönetiminin baskısı sonucunda Osmanlı hükümeti yaş koza ithalatına konulan gümrükleri yükseltti ve böylece Osmanlı üreticilerinin korunmasına yönelik ilk teşvikler hayata geçmiş oldu. Yine aynı yıllarda hükümet, Bursa ve civarında dutluk kuranları üç yıl vergiden muaf tuttu ve yaş koza üreticilerine üç yıl gelir vergisinden muafiyet verdi. Bütün bu çabalar sonucu Bursa'da yaş koza üretimi ve buna bağlı olarak ipekçilik kendini toparladı.” (Aktar 1996: 131).

Tüm bu gelişmelere karşın Duyun-i Umumiye yönetimi tekel olması, rekabeti önlemiş olması üretici aleyhine gelişmişti. Bu nedenle de Reji yöneticileri devlet yönetimine bazı rüşvet önerileriyle daha iyi şartlarda bir ayrıcalık elde etme çabasını sürdürmekteydi. Nitekim tütün tekeli için bazı yabancı firmalar bizzat Sultan Abdülhamit’e bile rüşvet teklif etmekten geri durmamıştı.

1886 yılında 2.057 ton olan yaş koza üretimi, 1903 yılında 7.436 tona yükselmiş; koza öşrü de 1886 yılında 24.870 Osmanlı lirası iken, 1903'te 100.000 Osmanlı lirasına, 1922'de ise 198.000 liraya yükselmişti. Bursa'da 1840'lardan beri varlığını sürdüren filatür fabrikaları ve onlara koza yetiştiren koza üreticileri, Duyun-i Umumiye yönetiminin almış olduğu önlemler sayesinde daha akılcı üretim yapmaya başlamış ve bir bakıma da Lyon'daki ipekli dokuma sanayinin ham ipek ipliği talebini daha kolay karşılar duruma gelmişlerdi. (Aktar 1996: 131) Bu dönemde Bursa’dan toplanan gelirler de büyük ölçüde artmıştı.

Bu dönemde Bursa ipekçiliğindeki gelişmeleri sadece Duyun-i Umumiye yönetimi veya İpekçilik Okulu’na bağlamak da yanlıştır. Bence 1890 yıllarda, Bursa’daki sanayi üretimini artmasında en önemli etkiyi göçmenler yapmıştı. Özellikle Rumeli’den gelen çok iyi eğitilmiş ve yetişmiş çalışkan insanlar, Bursa’nın ekonomisinde büyük itici rol üstlenmiştir. Nitekim 1892 yılında Bursa’ya gelen Mehmet Ziya şu tespiti yapmaktadır: “Bu vilayet, 5-10 yıl öncesine kadar nüfusça ve gerek bayındırlık olarak üçüncü derecede idi. Hükümetin yeni uygulamalarıyla yavaş yavaş gelişti. Sanayi kuruldu, gelişti. Üç yıl öncesinde yaptığım araştırma sonucunda anladığım kadarıyla göçmenlerin Bursa'ya gelmeleriyle sanayinin gelişmesini, onların gayretiyle artığını söyleyebilirim.” (Mehmet Ziya 1328: 117) 1906 yılındaki bir arşiv belgesinde de, Bursa Ovası'ndaki bataklığın ıslahı ile muhacirlerin iskân edilmeleri istenmişti. (BOA, DH.Dos:529, Göm:18)

1879 yılında Bursa’da 50 fabrikada 2.500 mancınık olup tümü çalıştığında 4.500 işçi kapasitelidir. Bir mancınıkta günlük 45-50 dirhem ipek üretilmektedir. Yıllık da 500 bin Osmanlı liralık gelir elde edilmektedir. (1296 Salnamesi, s.195-205) 1890’ların ortalarından başlayarak ipekli kumaş üretimi, önceki yıllara göre daha yüksek düzeylere ulaşmıştır. Bu tarihte Bursa’da 500 tezgâh ve 13 bin ham ipek kullanılarak yaklaşık 40 bin top kumaş üretilmişti. Bu rakam 1840 ve 1850’li yılların iki katıydı. (Quateart 1999: 206)

Dokuma sanayi tüm ülkeye Bursa’dan dağılmaktaydı. Nitekim 1889 yılında Antalya’da kozacılık için usta ve kalfa gönderilmiş, 1905 yılında tohumlara bir standart getirilmişti. (Üsküdari 1972: 18, 32). 1891 yılında koza tüccarlarından Nikolâki Efendi’nin Sultan II. Abdülhamit’e sunduğu 38 maddelik raporu da ipekçiliğin gelişmesinde etkili olmuştu. Söz konusu rapor Saray’dan hemen Bursa’ya gönderilir. Bursalı üretici ve sanayicilerin dikkatine sunulan raporun görüşmelerine Defterdar, Fabrikatör Osman ile Duyun-i Umumiye müfettişi Markarya Efendi, İpekçilik Okulu Müdürü Torkomyan Efendi, ikinci müdür Mösyö Sheuler, Ziraat Müdürü Mazhar, tüccarlardan Diran ve Antuvan İpek Efendiler katılmıştı. (Üsküdari 1972: 12)

Bursa’da üretilen zarif kumaşların yanında “Selimiye” adıyla çiçekli bir tür kumaş üretilir ki, sultan Selim zamanında üretilmeye başlandığı için bu adı almıştı. (Mehmet Ziya 1328: 116) 1905 yılına gelindiğinde iplik ithalatı düzeyi 245.000 kg’a ulaşmıştı. 20. yüzyılın başlarında gelen ipliğin üçte biri dokunup kumaş olarak şehir dışına satılıyor, geri kalan iplikten ise Bursa’da tüketilmek üzere kumaş dokunuyordu. Birçok dokumacı, pamuk ve ipekten ünlü Bursa havlusu üretiyor, ithal edilen ipliğin önemli bir bölümü ipekli-pamuklu ürünlerin imalatında kullanılıyordu. Bir devlet yöneticisine göre 1890 yılından önce Bursa’da 36 fabrika ile 14 de boyahane vardı. 1895 yılında ise fabrika sayısı 41’e, boyahane sayısı 17’ye çıkmıştı. Bu tarihte 4.000 kg kuru koza, ipeğe çevrilmekteydi. Buna göre bu tarihte 240 bin kıyye ipek üretilmekteydi. (1313 Salnamesi, s.265)

1880 yılında Mari de Launay’a göre Bursa'da, Avrupa'daki gibi ipek fabrikaları vardır: “Bursa'da 100'den fazla ipek fabrikası olup bu fabrikaların çoğunda 40-60 çıkrığı vardır. Bu hesaba göre Bursa fabrikalarında tahminen 5 bin çıkrık vardır. Bunlardan başka Bursa'da ipek sarma zanaatı o kadar ilerlemiştir ki, 10 hanede bir kaç çıkrığı bulunmakta ve bunların her biri ipek üretmektedir. Bursa'nın Fabrika-i Hümayun’dan sonra ikinci büyük fabrikası Mösyö Brotte'un fabrikası idi. Bundan sonra önemi nedeniyle Mösyö Saram Manas'ın fabrikası vardır ki, yıllık 50-65 kıyye ağırlığında olmak üzere 200 denk, yani 10.500 kıyye ipek ihraç eder. Fransız tüccar Saram Manas fabrikasının ipeğinin her kıyyesini yaklaşık olarak 64 franka satılırdı. Bu iki fabrikanın yıllık gayri safi geliri 840.000 franktır.” (Kaplanoğlu/Günaydın 2000: 152 vd)

Mehmet Ziya’ya göre 1892 yıllarında Bursa'da koza ihracatı gerçekleşmiş ise de, 1893 yılında ancak 55.945 kg kuru koza dış ülkelere satılmış. Bursa halkının büyük bölümü ipekçilikle uğraştığını yazan gezgin, Bursa’da ayrıca pamuk havluları ile diğer mensucat ürünlerinin de üretiminin yapıldığını yazmaktadır. (Mehmet Ziya 1328: 116) 1877 yılında yalnız Bursa'da 3.133.845 kg yaş koza elde edilmiş, bunlardan elde edilen 634.000 kg ipek Avrupa'ya gönderilmiştir. Bursa ipekleri o kadar ünlenip o kadar üretim artmıştır ki Ticaret Odası, üyelerinin Java Adası’na mâl satmak için bile duyuru yapıldığını görmekteyiz. (Hüdavendigâr, Sayı 2156, 1 Haziran 1321/1905)

Plansız ve hızlı biçimde çoğalan Bursa’daki fabrikalar, bir taraftan satış şartlarını iyileştirmeye çalışırken, diğer yandan da fabrikalara gerekli olan ipeği sağlamaya çalışıyorlardı. Aşırı fabrika kurulması nedeniyle, Bursa’daki koza üretiminin yeterli olmaması rekabeti arttırmış, çok pahalı fiyatlarla koza alımları başlamıştı. Bunun üzerine Bursalı ipek fabrikatörleri ipek kozalarının ithalatının serbest bırakılması için girişimlerde bulunduğunu görmekteyiz. Hükümet’e gönderilen dilekçede, Bursa’daki ipek fabrikaları, yerel ürünlerle ancak 4-5 ay kadar yetecek kadar koza sağlandığı için, fabrikaların diğer zamanlarda boş kaldığından söz ediliyor. Bu nedenle, yüzde 8 olan ithalat vergisinin kaldırılması istenmişti. Hükümete sunulan rapora göre, dışarından koza alınmasıyla Bursa’daki koza fiyatlarının etkilemeyip Bursa kozacılığının zarar görmeyeceği özellikle belirtilmişti. (Hüdavendigâr, Sayı 2150, 20 Nisan 1905)

1900’lü yılların başında Bursa’ya gelen Hasan Taib’e göre, Bursalıların başlıca işlerinin ipek böceği yetiştiriciliği olup ipek kozası işçiliği dışında pamuklu dokuma da vardı. “Pamuktan; el havlusu ve hamam takımı, futa dokunuyorsa da, ipliği yerli olmayıp Avrupa'dan getirilmektedir.” Hasan Taib’e göre bu tarihte koza ve ipek üretmek üzere 41 adet buharla çalışan fabrika vardı. Bu fabrikalar günde 4 bin kg ipek üretir. Bir kıyye ipek, 5 kg kozadan üretildiğine göre, söz konusu fabrikalarda günde bin, yılda 240 bin kıyye ipek üretilmekteydi. Bursa'nın ünlü filatür ipliğinden 1892 yılında 158.54 kg, 1893 yılında 180.123 kg, 1894 yılında 222.243 kg dışsatımı yapılmıştı. (Hasan Taib 1323: 10) 1324/1907 yılı Salnamesi’ne göre de; Bursa’da 44 ipek fabrikası ile 47 böceklik olup 44 fabrikada toplam 2.365 mancınık bulunmaktaydı. Bursa’daki tezgâhlardan; 600’ü havlu, 700’ü kumaş ve krep, 200’ü bürümcek ve gömleklik bez, 60’ı da futa ve keyfiye tezgâhıydı. 1324 yılı Salnamesi’ne göre; Bursa’nın yıllık koza ürünü; yaş koza olarak 1.906.485 kg, kuru koza olarak 99.080 kg ve tam kuru koza olarak 51.725 kg’dı. (1324 Salnamesi, s.279) 1907 yıllarında Avrupa’ya çok sayıda ipek ihraç edilmekteydi.

Raif Kaplanoğlu