Bursa ilinde en sağlam kale elbette İznik Kalesi’dir. 4.5 km’lik surların büyük bölümü ayaktadır. Kale duvarları olduğu kadar, Lefke, İstanbul ve Yenişehir kapıları son derece sağlam olarak günümüze gelmiştir. Özelikle kale kapıları çok değerdedir. Birkaç yıl önce Lefke Kapısı’nın toprağa gömülü bulunan 2-3 metrelik bölümü açığa çıkarılarak görkemi daha da artmıştır.

İznik ilçesinin hemen güneyindeki Drazali Kalesi, İznik’in kuşatılması amacıyla Osman Bey tarafından 1302 yılında yaptırılmıştı. Kale, Drazali Pınarı’nın hemen altındaki kayada, ahşap olarak yapılmıştı. Halen kayada ahşap direklerin sokulduğu delikler durmakta, altında da bir yapma mağara vardır. Bu açıdan çok farklı bir kaledir. Aynı tarihte, aynı amaçla yapılan Karatekin Kalesi’nden de çok az iz kalmıştır. İznik’te Kaynarca köyündeki kaleden de çok az iz kalmıştır.

Olasılıkla Bursa’nın önceki yerleşimi, Tahtalı, Yaylacık ve Misi köyleri çevresinde idi. Çünkü bu bölgedeki kalıntılar Roma dönemine kadar inmektedir. Hele Tahtalı Kalesi, son derece büyük ve geniştir. Ancak ne yazık ki, kaynakların hiç biri bu kaleden söz edilmez. Ancak Kite/Kete/Ürünlü Kalesi her zaman önemini korumuştur. Düz bir alanda kurulu bulunan bu kalenin önemli bölümü ayaktadır.

Karacabey’in kuzeyinde, 4 km uzaklıkta Taşlık Kalesi vardır. Köyün 1 km kadar kuzeyinde bulunan kale kalıntılarının hemen arkasındaki tepede de, daha eski devirlere inen yapı kalıntıları bulunmakta. Belki de Bizans dönemindeki Mihalçi/Mihailç Kalesi de buydu. Karacabey’e 15 km uzaklıktaki Tophisar Kalesi ise Bursa’nın en sağlam kalmış kalelerinden biridir. Kalenin iki burçu halen sağlam dudumdadır. Ulubat/Apolyont Gölü’nün kuzeybatı ucunda, göl ayağının kıyısındaki Ulubat köyünde bulunan kale de, Bursa’nın en sağlam kalelerinden biridir. Kale, Bizans İmparatoru Alexios Komnenos (1081-1118) tarafından yaptırılmıştı. Kalenin bugün batı tarafındaki duvarları ile kapısı büyük ölçüde sağlam durumdadır.

Apolyond gölü kıyısındaki eski bir Rum köyü Gilyos/Eskikaraağaç köyündeki kale de oldukça eskidir. Bir burcuyla, bir kısım duvarları halen ayaktadır. Hatta bu kalenin karşıdaki Halilbey Adası’na kadar gittiğine dair halk arasında yaygın söylentiler vardır.

M.Kemalpaşa’nın güneydoğu­sunda, Çaltılıbük karayolu üzerinde, M.Kemalpaşa’ya 23 km uzaklık­taki Kestelek Kalesi, M.Kemalpaşa Çayı’nın hemen batısında, bölgeye egemen bir noktadadır. Kalenin önemli bölümü halen ayaktadır. Akhisar Kalesi ise M.Kemalpaşa Çamandar/Camandara köyündedir. Bugün sadece köyün doğusundaki temel kalıntıları bulunuyor.

Orhaneli ilçesinin 2,5 km kuzeyinde, Bursa-Orhaneli yolunun Kocaçay’ı aştığı yerdeki tepe üzerinde bulunan Beyce Kalesi’nin de bugün sadece iki burcu ayakta. Yıllara direnen kale, bugün içinde kurulan bir maden ocağı tarafından sürekli tahrip edilmekte.

İnegöl Kalesi ile Kulaca Kalesi’nden de bir iz günümüze gelememiştir. İnegöl’ün güneydoğusunda, 23 km uzaklıktaki Eskikaracakaya’da bir kale kalıntısı bulunmakta.

Orhangazi’ye 15 km uzaklıkta Gürle Kalesi, Bizans dönemindeki Krolla kalesiydi. Köyün hemen üzerindeki kalenin bazı duvarları ile yapı kalıntıları sağlam durumda.

Yenişehir Örencik Köyü üzerinde, İznik Gölü ile Yenişehir Ovası’nı gören bir noktada yapılan Atrao Kalesi, bölgenin en eski kalelerinden biri. Bugün tamamıyla ağaç dokusu arasında kalan kaleden oldukça kalıntı ayakta kalmıştır. Yenişehir ile Bilecik yolu üzerindeki Köprühisar Köyü’nde de, Bizans devrinde çok güçlü bir kale vardı. Kale kalıntıları, 1950’li yıllarda çok belirgin iken, bugün sadece bir bölümü ayakta kalmıştır. Yenişehir ilçesine bağlı Gökçesu köyü yakınlarında Orhan Kalesi’nin de iki duvar kalıntısı halen ayaktadır. Kızıl ve Kızılhisar köyündeki kalelerden ise hiçbir eser kalmamıştır.

Raif Kaplanoğlu