Reklamı AçReklamı Kapat

“Timsahların arasından kanolarla geçtik”

Bursa Sınır Tanımayan Dağcılar Kulübü, dünyanın dört bir yanında faaliyetler gerçekleştiriyor.

“Timsahların arasından kanolarla geçtik”
- A +

Mustafa Emre ÖZGEN / bursa.com

Bursa Sınır Tanımayan Dağcılar Kulübü, genellikle 50 yaş ve üzeri, emekli olmuş kadın ve erkeklerden oluşuyor. Evde vakit geçirmek yerine haftasonları doğa yürüyüşleri gerçekleştiren dağcılar, Türkiye’deki bütün dağlarda zirve yapmış. Bununla da yetinmeyen kulüp, dünyanın çeşitli yerlerinde pek çok dağa gitmiş.

Başkan Mehmet Fahir Denizman, her yurtdışı etkinliğinden sonra gelecek yılın etkinliğini planladıklarını belirterek, Hanımların ağırlıkta olduğu, Bursa’nın en büyük dağcılık kulübü olduklarını söylüyor. Peru etkinliğinde ise gruptan ayrılmak zorunda kaldığını söyleyen Denizman, yaşadığı korku dolu sekiz saati şimdi gülerek anlatıyor.

Mehmet Bey, öncelikle sizi ve Sınır Tanımayan Dağcılar Kulübü’nü  tanıyabilir miyiz?

İsmim Mehmet Fahir Denizman. Bursa Sınır Tanımayan Dağcılar Kulübü başkanıyım. Biz dağcılık, çevre ve doğa faaliyetleri yürüten, çevre sorunlarına duyarlı bir derneğiz. Üyelerimiz belirli bir yaş grubundan oluşuyor. Yaş ortalamamız 53. Hanımlar ağırlıklı. Özellikle emekli olmuş, hayatı seven bir grup burası. Herkes aktif. Tabii ki gençlere açığız. Yaklaşık 100 üyemiz var. Bursa’daki diğer dağcılık dernekleri ile karşılaştırdığınızda yüksek bir sayı. Bütün çevre dostu insanlara hitap ediyoruz. Tescilli bir derneğiz. Üye olmak isteyenlerin sağlık durumlarına bakıyoruz. Kendi vücudunu tanıyan insanlarla yürümeyi tercih ediyoruz.

Derneğimizin geçmişi, yaklaşık 13 yıl öncesine dayanıyor. İlk olarak Nilüfer Kent Konseyi çatısı altında, Uludağ Çalışma Grubu adıyla kurulduk. Kısa mesafede doğa yürüyüşleri gerçekleştiriyorduk. Grubumuz ilerleyen süreçte gelişti. Yönetim kurulundaki arkadaşlarımızın katkılarıyla yeni çalışmalar gerçekleştirmeye başladık. Kent dışına çıktık. Yurt içinde çıkılmayan dağ bırakmadık. Uludağ başta olmak üzere aklınıza gelebilecek bütün dağlarda faaliyet yaptık. Hakkari Cilo ve Van Süphan Dağı’na gittik. Şimdi güvenlik nedeniyle bu dağlarda faaliyet yapılmıyor. En önemli etkinliğimiz Ağrı Dağı’ydı. Ondan sonra üye sayımız artmaya başladı.

"İNSAN BİR KERE ÇÖLDE ÇIPLAK AYAKLA DOLAŞMALI"

Yurt dışı etkinliklerinize nasıl başladınız?

Ülkemizdeki bütün dağların zirvelerini yaptıktan sonra yurt dışına çıkmaya karar verdik. İlk yurt dışı gezimizi 2014 yılında Gürcistan Kazbek Dağı’na yaptık. Kazbek, 5047 metre yükseklikte bir buzul dağıdır. 3 bin metre yükseklikten sonraki bütün faaliyetler ciddi dağcılık faaliyetidir. Etkinliğin son günü, gelecek yıl hedefimizi kararlaştıralım dedik. Aslında aklımda Tanzanya’daki Klimanjaro Dağı vardı ama onu geride bırakan başka bir teklif oldu. Fas’ta yaşayan bir arkadaşımız, Atlas Dağları’na gidelim dedi. Atlas Dağları, 2400 kilometrelik sıradağlardır. Yüksekliği ise 4167 metredir.

Etkinlikten önce Fas’ın Marakeş kentine 65 kilometre uzaklıkta İmlil Köyü’nde konakladık. Atlas Dağları’nda zirve yaptıktan sonra Batı Sahra’ya gitmeye karar verdik. Orada inanılmaz bir deneyim yaşadık. İnsan çölde çıplak ayakla dolaşmalı. Develerle geçtiğimiz çölde kamp yaptık. Önümüzdeki hedef olarakise Moğolistan’ı belirledik. Gittiğimiz yerler, bireysel geziler dışında daha önce kulüp olarak gidilmemiş yerler.

Kuzey Afrika’ya giderken sloganımız “İki kıta tek yürek” idi. Moğolistan etkinliğimizin sloganı ise “Anayurttan, Ata yurduna” idi. Moğolistan, Orta Asya biliyorsunuz Türklerin ata yurdu. Etkinlikte Güney Sibirya’ya kadar çıktık. Orada Duka Türkleri yaşıyor. Özgün yaşamlarına devam ediyorlar. Şaman bir toplum.

Moğolistan’ın ardından ise hedefimizi Güney Amerika’da Peru olarak belirledik.

Peru’da 4630 metre yükseklikte, 70 kilometre mesafeli kamplı bir yürüyüş gerçekleştirdik. İnka medeniyetinin doğduğu, Machu Picchu kentini gördük. Son olarak ise Amazon Ormanları’na gittik. Yağmur ormanları diyorlar, doğru. Ben öyle yağmur görmedim. Aynısı burada yağsa her yeri seller götürür.

"TİMSAHLARIN ARASINDAN GEÇTİK"

Bunca etkinlikleriniz arasında yaşadığınız ilginç olaylar oldu mu?

Peru’da kamp yapacağımız alana giderken gölü kanolarla geçmemiz gerekiyordu. Ama göl tamamen timsah ve pirana kaynıyor. Timsaha orada keyman diyorlar. Dört, beş metrelik keymanlar yanımızdan geçiyor. Bir arkadaş elini suya değdirdi, pirana ısırdı. Can havliyle elini çekince pirana kanonun içine düştü. Neyse ki panik yapmadık. Rehberimiz Wilson isimli bir arkadaştı. En başta “buraya seyahate gelmediniz, maceraya geldiniz. Her an her şey olabilir. Bu yüzden talimatlarıma uyacaksınız” dedi. Neyse ki problemsiz atlattık. Ben bir aksilik yaşadım sadece.

Nasıl bir aksilik yaşadınız?

National Geographic kanalında “Kabusa Dönen Yolculuklar” adında bir program vardır. Hepsi Güney Amerika’da geçer. Bu da benim başıma geldi. Ekipte Raif abimiz vardı, ikimize mükerrer bilet kesmişler. Benim bilet tamam ama Raif Abi’nin bilet yanlış. Treni Şili’li bir şirket işletiyor ve uçaktan pahalı. Ben yerime geçtim. Raif geldi, sorunu halledememiş. Gideyim konuşayım dedi, hallederim dedim. Neyse ki çantamı alıp indim.

PERU'DA KORKU DOLU 8 SAAT

Memura derdimi anlattım, yönetici geldi. Ofise gelin dedi. Tren kalkacak dedim, ofis ofis diyor. Treni bekletecekler herhalde diye düşünüm. Baktım tren gidiyor. Ekip gitti! Grubun parası bende, yalnız başımayım. Derdimi anlatmaya çalışıyorum, anlamıyorlar. Doğru yolcuyu tuttuklarını, yanlış yolcuyu gönderdiklerini anladılar. Özür dilediler filan. Gideceğim yere gönderdiler ama asıl kaos orada başladı. Gideceğimiz noktayı biliyorum ama oteli bilmiyorum. 4 saat sonra yola çıktım, 5 saatlik bir yolculuk. Karşılayan yok, kimse yok. Kaldım tek başıma. Baktım uzaktan benimle meşgul olan yöneticiyi gördüm. O da gelmiş. Telefonla bir yerleri aradı. Beni bir taksiye koydular, taksi gitmiyor. Başımda iki üç kişi konuşuyor. Bana bakarak konuşuyorlar. İn dediler, indim. Şu taksiye geç dediler. Orada da bekledim on beş, yirmi dakika. Hareket etti. Ama nasıl izbe yerler, karanlık sokaklar. Adam bir şeyler söylüyor ama gözüm dışarıda. Gardımı aldım. Gittiğimiz şehir Kusko, 3500 metre yükseklikte. Yürümek bile zor. Sonra ileride bizim rehberi gördüm. Bir sevindik. Meğer adamlar otelin yeri ile ilgili tartışıyorlarmış. Rehber ile konuşuyorlarmış. Yedi, sekiz saat süren bir macera oldu.

Bu faaliyetlerde özellikle nelere dikkat ediyorsunuz?

Önemli olan yürüyüş disiplinine uygun araç gereçleri kullanmak. İyi bir dağcılık botu, soğuk havalarda sizi koruyacak özel kıyafetler, sırt çantası ve baton kullanmak gerekiyor. Baton yükünüzün yüzde otuzunu alır. Her şey sırt çantasında olmalı. Koyacağınız malzemeyi bile gramajına göre koyuyorsunuz.

Etkinliklerde mözel türleri gördüğümüzde yer bildirimi yapmamaları için arkadaşlarımızı uyarıyoruz. Öyle insanlar var ki, yabani  orkideyi çekiyorsun, yer bildirimi yapıyorsun. Ertesi günü o çiçeği koparmaya gidiyor.

Etkinliklerimizde hiçbir canlı varlığın ya da bitki örtüsünün zrar görmesini kabul edemeyiz. Dağcılığın temeli tamamen çevre sevgisine bağlıdır.

Yorum Ekle