Tersine mentörlük... Kuşakların teknolojiyle uyumu...

Tersine mentörlük... Kuşakların teknolojiyle uyumu...
- A +

Bilişim ve Teknoloji baş döndürücü bir hızla yaşamımıza girmiş durumda ...

İş yaşantımızdan , ev hayatımıza, .sosyal ilişkilerden politik ilişkilere ,çocuklarımızdan yaşlılarımıza kadar ,daha bir çok alan da değişimler ve yenilenmeler yaşıyoruz.. Bu değişimde zorlanıyor musunuz ?

Teknolojiyi anlama da , kullanma da, değişim de baş döndürücü bir hız mı bu…Zaman sizin çok mı hızlı ?

Biz böyle miydik , şimdiki gençler çok farklı mı diyorsunuz..Bizim zamanımız da saygı vardı, korku vardı, disiplin vardı ama şimdi öyle mi ? Hiç korkuları yok, çabuk tüketiyorlar, çalışmaktan hoşlanmıyorlar , çok sosyaller , hemen müdür olmak mı istiyorlar mı düşünüyorsunuz?

Peki ya çocuklarımız; Sürekli mobil halindeler.Ellerinde telefon , tablet, laptoplar hiç düşmüyor. İşaret parmağını , dokunmatik ekranları kullanmada son derece donanımlılar :) Sizce sorun mu?

Ya iletişimlerimiz..Teknoloji geliştiği için mi iletişim kuramıyoruz yoksa iletişim kuramıyorduk ta da teknoloji bunun için yeni modeller mi geliştirdi.. Kahrolsun bu teknoloji mi? :)

Evet konularımız bunlar.

Bunları konuşacağız konuğumuzla.. Konuğumuz ise Sn. Müge Özdemir..

Konuğumuza soruları yöneltmeden sizlere rakamlarla Türkiye den bahsetmek istiyorum;

Türkiyenin nüfusu 78 milyon,

Türkiyenin Yaş ortalaması 30,

Türkiye Büyük Millet Meclisinde bizi temsil eden 550 milletvekilinin sadece 14 ü ,30 yaş ve altı

Ve Türkiyede 40 milyon da sosyal medya hesabı var..

Türkiyenin Şirketlerinin %65 inde sosyal medya kullanımı yasak,

Türkiyede ki şirketlerin % 98 i ürürünlerini sosyal medya üzerinden pazarlıyorlar,

Konuğumuza soralım bakalım ; Türkiye gençleri buna ne diyor ve çocukları neler istiyor..

KİMDİR MÜGE ÖZDEMİR...

Ezberbozan Eğitim ve Gelişim Danışmanlık Şirket Kurucusu Kdz. Ereğli doğumlu olan Müge Özdemir, lisans eğitimini İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler bölümünü burslu olarak tamamlamıştır. Profesyonel iş yaşamına İmage Halkla İlişkiler şirketinde Betül Mardin ile başlayan Özdemir, daha sonra İskenderun Demir Çelik Fabrikası’nda İletişim Danışmanı olarak çalışmıştır. Ardından 11 yıl sürecek olan Tofaş macerası başlamıştır. Tofaş Türk Otomobil Fabrikası’nda önce bayi çalışanlarının davranışsal gelişim programlarından sorumlu olup, satış ve iletişim eğitimleri tasarlayıp vermiştir. Tofaş Akademi kurulma aşamasında İnsan Kaynakları’na geçen Özdemir, akademi projesinde aktif rol almıştır. 2 yıl İK deneyiminden sonra Tofaş Akademi’nin kurulmasıyla “Dış İşbirlikleri Geliştirme Yönetmeni” görevine atanmıştır. Bugüne kadar profesyonel iş yaşantısında satış, müşteri ilişkileri, eğitim yönetimi, iletişim ve yönetim alanında çeşitli seminer ve konferanslara konuşmacı/eğitmen olarak yer almıştır. Üniversite öğrencilerine de kariyer yönetimi ve bireysel farkındalıkla ilgili 100’ün üzerinde seminer vermiştir. Bu tecrübesi esnasında kuşaklarla özellikle y ve z kuşaklarıyla yoğun iletişim içerisinde olan Özdemir, Bilgi Üniversitesi “Öğrenci Koçluğu” programını bitirip, bilgi ve deneyimini öğrenci koçu şapkası ile paylaşmaya devam etmektedir. 2015 Mart itibari ile kendi eğitim ve gelişim danışmanlık şirketi Ezberbozan’ı kuran Müge Özdemir evli ve Miray’ın annesidir.

Bb, x,y,z nedir bu harfler? Bir denklem mi? Ben bunlarla ilk karşılaştığım da ortaokulda bir matematik problemi çözüyordum. Sonra iş hayatında farklı bir kavramla hayatımıza girdi...Bunların anlamalarını bize açıklayabilir misin...

Siz söyleyince bana da bir denklemmiş gibi geldiJ Ama değil. Bunlar kuşak isimleri. Dilerseniz konuyu biraz açalım ve sohbetimize önce kuşak kavramını anlatarak başlayalım. Türk Dil Kurumuna göre kuşak, yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarıyla, sorumluluklarıyla yükümlü kişiler topluluğudur. Ve her kuşağın çıkış noktasında birtakım tarihsel, toplumsal ve teknolojik dönüşüm evreleri yaşanmıştır. Bu önemli olaylar o dönemde var olan kuşağın özelliklerinde çok büyük rol oynar ve kuşak döngülerini birbirinden keskin çizgilerle ayırır. 4 kuşaktan bahsediyoruz. Sessiz kuşak – Baby Boomers (bebek patlaması) x ve y. (slayt 2 görseli) Jenerasyonel sistemde bu 4 kuşağı bilmemiz gerekiyor. Mevsimler gibi bu kuşaklarda birbirini takip ediyor. Örneğin: Bugün üzerinde çok konuşacağımız Z kuşağı aslında sessiz kuşak. Z kuşağını anlamak için sessiz kuşağı anlamamız gerekiyor.

Sessiz kuşakla başlayalım: Duygusal, hassas bir kuşak. Beklentileri düşük, buldukları ile mutlu. Savaş yılları tabi. En büyük teknoloji; gazlı lamba. Tanımlayan sıfat: Uyumlu

Bebek patlaması: Savaş biter, beyler eve döner ve bebek patlaması kuşağı. İdealist. Sadakatları yüksek. Hayatlarındaki en önemli şey; yeni nesillere bir şeyler bırakmak. 68 kuşağını yaratan çocuklar. En büyük teknoloji: Radyo, buzdolabı. Tanımlayan sıfat: Kuralcı.

X kuşağı: Kuvvetli bireysellik, doğurganlık azalıyor, otoriteye saygılı, kanaatkar. Teknolojiyi zorunluluktan kullanmaya başladı. Geçmiş ve gelecek arasında köprü olan kuşak. Dünyaya gözlerini merdaneli çamaşır makinası, bantlı teyp ve radyo ile açtılar. Tanımlayan sıfat: Rekabetçi

Y kuşağı: “Nasıl yani” kuşağı, x’e tepki, bu kuşak sorguluyor. X:Önce başarılı olayım sonra mutlu olurum derken y: Önce mutlu olayım sonra başarı gelir diyor. Teknoloji hayatlarında pek çok şeyin simgesi. Çok kanallı televizyon, internet ve teknolojiyle iç içe büyüdüler. Hızlı tüketiyorlar. Türkiye’de yağ kuyruklarını yaşamadıkları için “her şey her zaman böyleydi ve böyle olacak” sanıyorlar. Önemli bir değeri:”adalet duygusu ”Saçma bir durum ya da kafasına yatmayan bir şey gördüğünde sesini çıkarmaya başlıyor. Tanımlayan sıfat: Yaratıcı. Gezi olaylarında bunu gördük :)

Z kuşağı: Tam teknoloji çağı çocukları. GSM, internet ve nano teknolojiye doğdular. Ama aynı sessiz kuşak gibi hassas, çatışmayı sevmeyen, toplumsal duyarlılıkları yüksek bir kuşak. Çok meraklı. Çok diplomalı, buluşçu. Tanımlayan sıfat: Derin duygusallık

Özellikle siz Y kuşağı ile yoğun iletişim içerisindesiniz. Hem kurumsal hayat tecrübenizde hem de öğrenci koçluğu sırasında onlarla çok vakit geçiriyorsunuz. Bu kuşağın hayata işe bakış açısı nasıl?

Y kuşağı aile ve iş yaşantısını dengelemekten yanalar. Bu yüzden uzaktan çalışma, yarı zamanlı çalışma ve özellikle çocuk sahibi olduklarında geçici olarak işi bırakma gibi esnek koşulları olan işleri tercih ederler. Onlar için iş ve yaşam dengesi önemlidir. Daha çok değil, daha efektif çalışmak isterler. O yüzden son dönemlerde, şirketler esnek çalışma saat uygulamalarına geçtiler. Şirketler, Freelance-part time çalışma fırsatları yaratmaya başladılar. X kuşağı: Toplumda fark edilmek için çalışmak. Y kuşağı: Kişisel tahmin için çalışmak. Örn: Emeklilik konusuna kuşakların bakışı: ‘emekliliğimde ne olacak? Bb der. Emeklilik lüksüm yok. Bu cümleyi x der. Emeklilik her an olabilir benim kararım. İşte y kuşağının emeklilik konusuna bakış acısı bu.

Y kuşağı için şirketler neler yapıyor?

Artık iş hayatının içerisindeler zaten. Y kuşağını çözümleyemeyen şirketlerin işi zor. Örn: Bir şirkette geribildirim kültürü yoksa, y’ler çok mutsuz olur. Olumlu-olumsuz geribildirim isterler ve beklerler. Eğer o şirkette kişisel gelişim fırsatları yoksa bizim y gene mutsuz. Kişisel gelişim derken; koçluk ya da mentörlük isterler ve bunu birinci amirinden beklerler. Birçok y bu konuda tatmin olamadığı için işten ayrılır. Kişisel gelişim içerisinde başka ne var? Rotasyon, akademik destek ve tabi ki sınıf ya da e-eğitimler. Burada da hemen küçük bir dip not bu eğitimler x’lerin alıştığı tarzda, slayt ağırlıklı, sadece eğitmenin konuştuğu eğitimler olmamalı. Yaşayarak öğrenme odaklı, interaktif, oyun tabanlı gelişim programları olmalı. Zaman zaman üniversitelere konuşmacı olarak gidiyorum. İnanın slayt ağırlıklı bir sunum yaptığımda 10 dakika sonra öğrencileri kaybediyorum. Sunumları eğlenceli ve interaktif yaptığımda onları yakalıyorum. Siz daha sahnedeyken linked-in de sizi bulup davet yollayıp, twitter da takipçiniz oluyor. Şirketlerin, kariyer ve yetenek yönetimine önem vermeleri gerekiyor. Ayrıca, yöneticilerin koçluk ve liderlik becerilerini geliştirmesi gerekiyor. Y kuşağı çalışan bağlılığı için bu konular çok önemli. Bir de arkadan Z kuşağı geliyor. Bu kuşak için de bu konular çok önemli. Şirketler işe alım süreçlerini bile gözden geçirmeli. Örn: X kuşağı olarak iş görüşmesine gittiniz. Mülakatı yapan size: ”Burada sizin gibi pek çok kişi çalışıyor” dese “ay ne fena. Benim burada ne işim var. ”diye düşünürsün. Çünkü sen “hep farklı ol, sürüden ayrıl” düşüncesi ile büyüdün, büyütüldün. Ama aynı cümleyi , y kuşağı için kurarsan vereceği cevap ”aa ne güzel bir yer, benim gibi bir sürü kişi var” der. Komüniteyi çok iyi temsil ediyor ve akranları ile birlikte olmak istiyorlar.

Biraz da Z kuşağının üzerinde duracak olursak. Bu kuşağın öğrenme şeklinden bahsedebilir miyiz? Okula severek gitmeleri için nelere dikkat etmek gerekiyor

Z kuşağı, yeni teknolojileri, interneti, sosyal medyayı Y kuşağından bile çok daha yoğun kullanıyorlar. Onlar bu iletişim kanallarının ve yeni teknolojilerin içine doğmuşlar. Z’ler sürekli bağlı, iletişim ve etkileşim içindeler. Onlar: “Elektrikler kesikti ödevimi yapamadım değil, internet bağlantım kopuk olduğu için ev ödevi yapamadım” diyor. VİDEO Şimdi karşımızda böyle bir kuşak varken, klasik eğitim yöntemlerinden bahsetmemiz komik olur. Oyun tabanlı ve deneyim yaşatan öğrenme modellerine geçmek gerekiyor. Bir tarih dersi neden oyun şekilde tasarlanmasın ki. İnternet üzerinden işbirliğine yönelik projeler üretmek gerekiyor. Bilginin ezberletilmesi yerine, sorun çözümüne odaklanma olması gerekiyor. Proje bazlı ödevler, konular vermeli. Böylelikle öğrenmeyi eğlenceli hale getirmek. Örn: Video çekimi yapmalarını istemek, you tube paylaşmalarını söylemek gibi. Sosyal medyayı da öğrenmeye dahil etmek. Öğretmenler artık kolaylaştırıcı olmalı. Yani duru bilgiyi toparlayıp en kısa şekilde paylaşmalı. Ben size bir şey öğreteceğim yok, zaten bilgi her yerde, data içinde boğuluyoruz bizim duru, doğru bilgiye ihtiyacımız var. Bir de dikkat süreleri az dolayısıyla 45 dakikalık ders içeriğini iyi planlamak gerekiyor. Yaratıcılığa izin veren sınıf içi aktiviteler yapmak da önemli.

Peki, z kuşağı iş hayatına nasıl bakıyor?

Mevcut şekliyle şirketler ve çalışma hayatı Z kuşağı için hiç cazip değil. Z kuşağı “günlük hayatta sürekli değişim istiyorlar.” Çalışma hayatında bir göreve hatta bir sektöre takılı kalmak istemiyor. Görev, sektör, meslek hem de sık sık değiştirecekler. Eğlenceli, inovatif, uluslararası şirketleri tercih edecekler. Girişimciliği seviyorlar. O yüzden şirketler; kurum içi girişimcilik konusunu ciddi ciddi düşünmeleri gerekiyor. Hızlı aksiyon alabilen, esnek İK uygulamalarına sahip şirketler haline gelmek gerekiyor. Tabi bir de teknolojik alt yapısına sahip şirketler dememe gerek yok sanırım.

Bu kadar teknoloji ve internet konuştuk. Bir de işin başka bir boyutu var. Ebeveynlerin hep akıllarında bazı sorular var. Bu çocuklar hep Ipadlerin başında, sosyalleşemiyorlar, gelişemiyorlar vs vs. Ya da ne kadar izin vermeliyiz gibi soruları var. Teknolojik aletlerin kullanım saatleri, şekilleri sınırlandırılması gerektiğini düşünüyorlar, siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Bu neye benziyor, çocukların elinden kalem, kitap ya da defterin alınmasına benziyor. Ebeveynler şunu bilmeli: Oyunlar, uygulamalar, teknoloji baş belası değil, aksine yeni yetenek geliştiriciler. Bugün İK’nın işe alacağı adaylarda aradığı pek çok yetkinliği çocuklarımız oyunlarda geliştiriyor. Örn: Strateji geliştirme, kaynak kullanımı, stres yönetimi gibi. Sosyalleşme konusuna gelince: çocuklarımız online ortamda sosyalleşiyorlar. Mekan değişti sadece. Yoksa onların da arkadaşları oluyor, hem de dünyanın dört bir yanından. Ebeveynler olarak her konuda olduğu gibi bu konuda da zaman zaman kontrol etmek önemli.

Son olarak önerileriniz nedir diye sorsam,

Şirketlere: Kuşak özelliklerini bilmek, farklılıklarımıza saygı göstermek ve her kuşağın üstün yönlerinden destek almayı başarmaları gerek.

Öğretmenlere: Eğitimin geleceği oyunlar ve aplikasyonlarda

Gençlere: İnternette sadece tüketen değil üreten olun.

Aileler: Öğrenme araçları, kanalları ve yöntemlerinin değiştiğini anlamamız ve uyum sağlamamız gerekiyor.


Sevgili Müge Özdemir cevaplarınla bize renk kattın. Sorularımıza içtenlikle verdiğin cevaplar için sana çok teşekkür ederiz...

Teknolojik gelişimin ve ilerlemenin ivme kazandığı son dönemlerde, sizinde bu sürece kolay uyum sağlayabilmeniz dileğiyle...

                      

Yorum Ekle