Reklamı AçReklamı Kapat

Serkan Yazıcı: Bursaspor küçük kardeş olmamalı!

Bursa.com olarak gerçekleştirdiğimiz röportaj serimizin konuğu Bursaspor’un efsane başkanı İbrahim Yazıcı’nın oğlu ve Bursa’ya dört kez Türkiye Ralli Şampiyonluğu getirmiş olan Serkan Yazıcı… Serkan Yazıcı ile Bursaspor üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Serkan Yazıcı: Bursaspor küçük kardeş olmamalı!
- A +

Serkan Yazıcı kimdir? Kendinizden bahsedebilir misiniz?

1971 Bursa doğumluyum, İbrahim ve Aysen Yazıcı’nın çocukları, Efsun Yazıcı’nın kardeşiyim.  “Bursaspor taraftarıyım” Bursa’ya dört kez Türkiye Ralli Şampiyonluğu getirmiş bir Bursa çocuğudur…

Neticede bizler babamızın sayesinde hayatı öğrendik. Ben babamın sayesinde otomobil yarışçısı oldum. O zamanlar bırakın şampiyonluğu bir Bursalı pilotun Türkiye’de esamisi okunmazdı. Benim babam da çok iyi araba kullanırdı. Ben küçükken, trafiğin bugünkü kadar yoğun olmadığı zamanlarda İzmir’e giderken ‘Bir araba gelse de yarışsak’ diye konuşurduk babamla. Denk gelirdi bir araba yarışırdık. Ben arkada oturur, babam her bir arabayı geçişinde ‘oley’ diye bağırırdım. Babamın böyle çok yarışmacı bir ruhu vardı. Otomobil yarışçısı olmamın sebebidir rahmetli babam. Onun arabalara olan merakı bana da geçti diye düşünüyorum. Çocukluğumda beni yarışlara götürürdü, beraber yarış seyrederdik.

Yazıcı belgeselinde vardı. Sizin bir yarışınıza gelmeyeceğim dediği halde Arjantin’e gelmiş onu anlatır mısınız?

Babam benim hiç yarışmamı istemedi. Tabi ben de oğlumun yarışmasını istemiyorum. Oğlum Rüzgar şu anda tenis oynuyor, çok hoşuma gidiyor. Babam yarışlara her geldiğinde ambulans nerede, kan ihtiyacı olur mu diye dolanırdı. Ailenden orada birinin olduğunu bilmek çok güzel bir şey, müthiş bir güven veriyor. Çünkü orada, Türkiye’deki gibi öyle 3-5 bin kişi seyretmiyor. İnsanlar bu işi daha değişik bir spor olarak görüyor Arjantin’de. 2 milyon kişi seyrediyor. Ulusal bayram ilan ediliyor. Bir etapta 150 bin kişi oluyor. Orada babamın da olduğunu bilmek onun 150 bin kişinin arasında olduğunu bilmem beni motive ediyordu.

Babam çok enteresandır, bizim takımda bile durmazdı. Gider rakip takımı izler, analiz eder sonra bana gelir ‘o bunu taktı, bu bunu taktı’ derdi. Hep stratejik davranırdı. Her şeyde gözlemciydi, hiç konuşmazdı. Hep dinlerdi rakip takımları. Rakipler tanımıyordu kendisini. Kim nereden bilecek babamı, her şeyle ilgilenirdi. İncelerdi, ‘isterseniz siz de böyle yapın’ derdi. Her konuda bilgiliydi.

İbrahim Yazıcı’nın değerini Bursaspor camiası kaybettikten sonra mı anladı?

Bazen insanlar öldükten sonra daha iyi anlaşılıyor, değeri daha çok biliniyor. Bu benim için de geçerli. Babamın değerini ben bile kaybettikten sonra anladım. İbrahim Yazıcı öyle bir şey bıraktı ki, yıllar geçtikçe ismi daha çok büyüyecek. Geçen sene bana mezarı başında dediler ki, ‘yıllar geçtikçe bu acı azalır.’ Biz bu yıl geldik, bu yıl iki misli kalabalık vardı. Önümüzdeki yıl üç misline çıkacak. Daha kalabalık olacak, kıymetini anlayacaklar.

İbrahim Yazıcı bir tutuklanma süreci geçirmişti. O dönemde neler yaşadınız?

Tutuklanma sürecinde çok üzülmüştüm. O kadar üzüldük ki kahroldum. Yakışıksız, mesnetsiz yazılar yazdılar. Deyim yerindeyse babamı kötülemek için çığırtkanlık yaptılar. Dolasıyla o ifadeler onu kahretti. Yani sağlığını kaybetti. Babam, bırakın Bursaspor’un parasını herhangi birinin bir parasına göz dikecek adam mı? Öyle bir şey olabilir mi? Bununla suçladılar! Çünkü ellerine alamadılar Bursaspor’u. Babam, Bursaspor’u oyuncak ettirmedi!

Babanızın insan ilişkileri nasıldı?

Babam başkaydı, onu bu konuda en güzel çalışanları anlatır. Ama ben onlarla haftada bir gün yemek yerim. Babam giderdi, ‘abicim karavanada ne var’ derdi. Onlarla oturur, onlarla sohbet ederdi.

İbrahim Yazıcı kendisine yapılan eleştiriler için basın önünde çok fazla karşılık vermezdi. Siz böyle bir olaya şahit oldunuz mu?

Okuyanlar bilir. Kim olduğu önemli değil. Kendisi okuduğu zaman bilir. Bunun da çok şahitleri olduğu için onlar da onu bilirler. Bir gün maçtan çıktık babamla yürüyoruz. Bir kafeterya.. Aklınıza gelebilecek önemli insanların bulunduğu bir ortam… Kafeteryanın ortasında ‘Benim arkamdan konuşuyor muşsunuz’ dedi. 50-60 kişi var o anda. ‘Oğlum yüzüme konuşun! Niye benim arkamdan konuşuyorsunuz. Bakın ben buradayım’ dedi.

Hemen çıkar söyler. Öyle de delikanlı yanı vardı. Zaten ölüme de gitti umursamadı hiçbir şeyi. Delikanlılık lafla olmaz. Yok onu vurdum, bunu dövdüm, o öyle değil. O öyle bir adam değildi. Hiçbir korkusu yoktu. Öyle bir adamdı İbrahim Yazıcı. Hiç kimseden lafını esirgemezdi. Bakan gelmiş, ayağa kalkmaz umursamaz. Yalakalık yoktu ruhunda. Hoşuna gitmiyor, öyle el pençe olmak. O değişik bir adamdı. Düşündüğünü anlayamazdın. Her zaman bir adım ilerideydi. Sen ona anlatırsın, öyleydi böyleydi diye. Seninle konuşur ama o bir adım sonrasını planlamıştır. Kafasında bitirmiştir. Her şeyin planı, programı bitmiştir.

Mesela bir baktım çeyrek final sözü verdi. Babamın ağzından öyle bir söz almak imkansızdır. İnanmazsa, o söylediğini açıklamazdı. Hep istedi Bursaspor’un parası olsun, hep gelirleri olsun, hala babamın bıraktığı 20 yıl önceki gelirlerle Bursaspor’u idare etmeye çalışıyorlar. Yani olacak iş değil. Ondan sonra en büyük Bursaspor diye çıkıyorlar. Babamın yanında çok durduğum için siyasilerle de oturduk, spor adamlarıyla da oturduk kalktık. Gördüğüm hep bir adım ilerideydi onlarla çok farklı konuşurdu.

Babanızla fikir alışverişiniz olur muydu?

Size başımdan geçen bir olayı anlatayım. İnternette, taraftar sitelerinde geziyorum. Sahte adlarla of of neler söylüyorlar. Hikmet Karaman geleceği zaman… Evini yakarız, onu yaparız, bunu yaparı! Bunu Bursasporlu taraftarlar söylüyor dedim!

Ben de gittim rahmetlinin evine. Baktım giyiniyor, kıravat kıyafet falan bakıyor. ‘Bu adamı alma, alırsan kalp kırılacak’ diyorum. Tanımıyorum Hikmet Abiyi ama aslında çok değerli bir adam. Babam hiç konuşmuyor, ‘neler yazıyorlar’ diyor. Böyle böyle yazıyorlar diyorum. Biz çıkarken dediler ki ‘İbrahim bey aşağıda misafiriniz var.’ Bir indik ki aşağıda Hikmet Karaman var. Hikmet Hoca’yı getirmiş, olayı bitirmiş. Ben şoka girdim. Selamlaştılar. “Senden bunu bekliyorum, şunu bekliyorum” diye sıralamaya başladı. O zaman en karışık dönem. Ertuğrul Sağlam gitmiş. O kadar sakin ki, her şeyden emin. Kaldı ki Hikmet Karaman neticede başarılı oldu. Avrupa kupalarına gitti takım o dönem. Ben hatta bunu Hikmet Karaman’a anlattım. ‘Abi bak nasıl bir başkanla çalıştığını anla. Ben 15-20 dakika boyunca seni kötüledim’ dedim. ‘Doğru söylüyorsun Serkan’ dedi. O onu demiş, bu bunu demiş hiç umurunda değil. Onun için karar verip yapmak önemliydi. Öyle bir insandı yani Allah rahmet eylesin.

Liderlik vasfı ön plandaydı diyebilir miyiz?

Onu benim söylememe gerek yok. Bütün Bursa biliyor babamın Bursaspor’a olan sevgisini. Herkes anlamıştı ama babam gitmişti. Babamın cenazesine bakıyorum. Herhalde kimse için öyle bir cenaze töreni düzenlenmemiştir. Herkes sevgiyle, saygıyla oradaydı. Bilemiyorum ölümün güzeli diye tabir var mıdır, ama babamınki öyleydi. Bugün Bursaspor var olduğu sürece İbrahim Yazıcı adı yaşayacak. Diğerlerini bilmem ama İbrahim Yazıcı herkesin gönlünde yaşayacaktır. Birçok başkanı oldu Bursaspor’un ama hiç kimseyle mukayese edemem. Onu en güzel sizler bilirsiniz Bursaspor’u hakikaten gönülden seven, neyi kazandıklarını fark edenler bilir.

Bir kere şampiyon olduğun zaman sen artık şampiyonsun. Ben yarıştığım için şampiyon olduğum için biliyorum. Bir kere de şampiyon olsan sen her zaman şampiyon olarak anılırsın.

Recep Bölükbaşı her seferinde dile getiriyor, ‘ben rahmetli İbrahim Yazıcı’nın izinden gidiyorum’ diye… Sizin görüşünüz nedir?

Şu var ki, iyi niyet ile söylenen lafları samimi buluyorum. Recep Bölükbaşı’nın kendisinin de bana söylediği bazı şeyler var. Bursa, Bursaspor ile var olan bir şehir, rahmetli babam da diyordu “Bursa’da sadece Bursaspor bayrağı dalgalanmalıdır” diye. Öyle olmalı. Bizim ne işimiz var Galatasaray ile Fenerbahçe ile Beşiktaş ile… Bize Bursasporluluk bilincini de aşıladı aynı zamanda. Finale çıktık. İnan bana ben finali izlemedim gece. Toplantım vardı, haber verdiler bana finaldeyiz diye.. Ben beklemiyordum finale çıkacağımızı en son 2-1 yenilmiştik. Bizim 2-0 almamız lazımdı. Pek ihtimal vermedim samimi olarak söylersem hatta gece 01.00’e doğru sosyal medyadan Finaldeyiz diye yazdım. Her yerden kutlama mesajları geldi. Çok güzel bir duygu.

Sporda bir kirlenme var gerek futbolda gerek delegelerde herkes bir gruba göre hareket ediyor tek başına hareket edemiyor. Benim için Bursaspor’un başarılı olması oğlum için önemli. Bursaspor oğlum Rüzgar’ı motive ediyor.

Babam çok enteresan bir adamdı. Bursaspor şampiyon olduğu dönem Marmaris’te taraftarlar denizin üzerine teknelerde havai fişek getirmişler. Havai fişek patlatacaklar engel oldu babam. Bu tür olaylarda çok sade bir insandı.

Tarih Yazıcı belgeseli yapmıştınız. İbrahim Yazıcı ismi için başka projeleriniz var mı?

Bursaspor’la Bursaspor TV ile ilgili ortak bir proje istiyorum. Recep Bölükbaşı ile oturup konuşarak “Tarih Yazıcı Ödül Töreni” düzenlemek istiyorum. Bursa için de babamızın adına bir şeyler yapmayı istiyoruz. Bu yıl sade geçirelim diye düşündük.

Recep Bölükbaşı’nın da kongre öncesi babamızın adının yaşatılması ile ilgili bize verdiği sözler var. Kendisinin bu konudaki sözlerinin seçim propagandası olmadığını düşünüyor ve en kısa zamanda Bursaspor taraftarlarını da mutlu edecek bu sözlerinin yerine getirilmesini bekliyoruz.

Bursaspor taraftarlarına bir mesajınız var mı? Neler söylemek istersiniz?

Bursaspor benim için babam demek, oğlum demek. Yeni sezonda Bursasporumuza başarılar diliyor tüm Bursaspor’u sevenlere, taraftarına sevgilerimi sunuyorum. Bursaspor bir tane. Lütfen o emanete iyi bakalım..

Yorum Ekle