Reklamı AçReklamı Kapat

Nuri Kolaylı ile Gündem

bursa.com Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Kolaylı, "Nuri Kolaylı ile Gündem" programının ilkini Sağlık Bakanı ve Bursa Milletvekili Adayı Mehmet Müezzinoğlu ile gerçekleştirdi.

Nuri Kolaylı ile Gündem
- A +

Bursa yerel televizyonlarında daha önce klasik haline gelen “Nuri Kolaylı ile Gündem” programı, bundan böyle bursa.com sayfalarında… bursa.com Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Kolaylı, bu platformdaki ilk programını, Sağlık Bakanı ve Ak Parti Bursa Milletvekili Adayı Dr. Mehmet Müezzinoğlu ile yaptı. Kolaylı gündeme ilişkin sordu, Müezzinoğlu açık yüreklilikle yanıtladı.

NURİ KOLAYLI: Sayın Bakan, öncelikle Bursa’ya hoşgeldiniz. bursa.com internet sitesinin yönetim kurulu başkanı olarak her hafta bir program yapacağım bu programa sizinle başlama fırsat bulduk. Katıldığınız için çok teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, geçtiğimiz günlerde çok üzücü bir olay yaşadık. Samsu’nda bir doktorumuz katledildi. Allah gani gani rahmet eylesin. Çok üzücü bir olay. Son yıllarda  dört doktorumuz aynı şekilde katledildi. Bunlarla ilgili neler diyeceksiniz, nasıl önlemler alınabilir, bundan sonra olmaması için nasıl çağrılar yapılabilir. Bizim tabii ki halka da çağrı yapmamız gerekiyor. Fakat siz doktorlara ne gibi çağrılarda bulunabilirsiniz?

MEHMET MÜEZZİNOĞLU: Ben öncelikle sizlere başarılar diliyorum. bursa.com internet sitesine sağlıklı, uzun yayın hayatı diliyorum. Başarılı olmasını temenni ediyorum. Bugün de sizinle bu görüşmeyi yapmaktan mutluluk duyduğumu ifade ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun.

Tabii çok üzücü bir tabloyu geçtiğimiz cuma günü öğleden sonra yaşadık. Son derece sevilen, insani yönleriyle örnek insan ve mesleki değerleriyle çok başarılı bir hekimimizi cuma günü öğleden sonra kaybettik. Bir cani, bir katil, hasta doktor ilişkisi yokken doktorumuzu katletti. Bir insani ilişki olup da gerilim yaşanmış değil. Kendi ifadesine göre “benim arada canım sıkılır ve stres attım” diyecek kadar da, hayvani duygularla bile izah edilemeyen, çünkü hayvan bile böyle bir hadiseyi yapmaz ama neyse, böyle bir katliama maruz kaldı. Meslektaşımız Kamil Furtun kardeşimize öncelikle rahmet diliyorum. Eşinin, ailesinin, sağlık camiasının başı sağolsun.

Gerçekten dünyanın en kutsal ve en ulvi mesleği hekimlik. Cana can katabilme, derdi azaltabilme, sancıyı dindirebilme adına… Fedakarlık gerektiren, gecesi, gündüzü, bayramı tatili olmayan bir meslek. Hele hele Türkiye’de, hekimlerimizle ve sağlık camiamızla tüm sorunlarımıza, yani sayısal yetersizliğimize, yetersiz insan kaynağımıza, birçok imkanların dar ve kıt olmasına rağmen bugün dünya standartlarını yakalayan bir sağlık hizmeti sunuyoruz. Vatandaşımızın memnuniyeti de fevkalede yüksek. Vatandaşımızın memnuniyetini bu derece yükselten bu kitleye kendini bilmezler tarafından kötü söz söylenmesi, şiddet uygulanması, silah çekilip katliama varan tablolarla karşılaşılması açıkçası bizi ürkütüyor ve korkutuyor.

Olabildiğince yasal tedbirleri arttırıyoruz ama hekimle hasta ilişkisi öyle bir şey ki, araya güvenlik ya da başkasını kabul etmiyor. Bu meslek bazen eşe, anne babaya anlatılamayan sır doktora söyleniyor. Dolasıyla hekim hasta ilişkisi son derece değerli, son derece saygın. Biz bunu korumak, geliştirmek ve güçlendirmek zorundayız. O nedenle biz daha çok 78 milyonluk kamuoyundan şunu bekliyoruz. En zor zamanında, en acil durumunda canım ciğerim dediklerimizi, dahası kendimizi teslim ettiğimiz sağlık çalışanları ve hekimlere göz bebeğimiz gibi bakıp korumalıyız. Toplum olarak sağlık çalışanlarına ve hekimlere güçlü bir sahiplenmeyi gösteremezsek hangi yasal düzenlemeyi yaparsak yapalım çaresiz kalırız. Mutlaka yasal düzenlemeleri en üst düzeyde yapacağız ama en üst düzeyde olması gereken vatandaşın duyarlılığıdır. Hekimine, hemşiresine, sağlık çalışanına dokundurtmayan bir tarzı bir kültürü geliştirmemiz lazım. O nedenle bugün tüm Türkiye genelinde bütün vatandaşlarımıza şifa veren ele vefa bekliyoruz. Ve bir hafta süresince her tedaviye gelen vatandaşımıza “biz bir aileyiz, şiddeti birlikte önleyeceğiz” kokartları ile bir güçlü algı oluşturmaya çalışıyoruz. Ümit ederim son olur. Temenni ederim ki bir daha böyle bir acıyı ne milletimiz ne hekimlerimiz ne sağlık camiamız yaşar. Bu ayıp, milletin ayıbı oluyor. Bu milletin değerlerinde böyle bir yapı yok. Kendini bilmeyenlere de fırsat vermemeliyiz. Tedbirleri gözden geçiriyoruz önerileri alıyoruz. İşte son çıkan güvenlik yasasında polislerimize de gözaltı yetkisi verdik. Yani en ufak bir hadisede yanlış yapanı gözaltına alma, 24-48 saate varan gözaltı yetkisi, savcılarımıza tutuklama yetkisi verdik. Tutuklayın, birileri yanlış yaptığında hemen anında bunun bedeli olduğunu hissetsin. İnşallah bu son olur. Biz yine daha farklı neler yapabiliriz, tüm önerilere açığız ve tedbir almak için de bir ekip kurduk. Dilerim bun son olsun.

NURİ KOLAYLI: Son olay nedeniyle bugün doktorlar eylem yapıyorlar ve siz de destekliyorsunuz…

MEHMET MÜEZZİNOĞLU: Bunu seçim atmosferinde farklı bir boyuta çekmek isteyenler olabilir. Biz 150 bin hekimi vatandaşa hizmetten geri tutarsak olmaz. Yani bir sürü canlar bedel öder. Yani ameliyatlarımız var, doğumlarımız var, işte tedavilerimiz var. Biz 15 dakika Türkiye genelinde ve bir hafta süresince her hastamıza yol göstereceğiz. İş bırakma eylemi, birilerine bedel ödetiyor. Bedeli ödeyen kim? Her gün hastanelere bir buçuk milyon insan tedavi için geliyor. Hekimini karşısında bulamazsa hasta, tedavisinde aksama olursa sıkıntısı ağır olur. Biz vatandaşı cezalandıracak bir anlayışta olamayız. Bir hafta 15 dakika kokartla bilinçlendirme çalışması, en etkili eylem olur. Bugün Türkiye  genelinde  o bilgilendirmeyi yapmaya başladık. Her günde yapmaya devam edeceğiz. Ama “biz size bakmıyoruz” diyerek tedavi bekleyen 1 milyon insana böyle bir haksızlığı yapamayız.

NURİ KOLAYLI: Sayın Bakan, sağlık sektörü ile ilgili çok önemli adımlar atıldı son 10 yıl içinde. Bu adımları yeterli buluyor musunuz? Yeni dönemde yapacağınız iyileştirmeler olacak mı? Zaman zaman, halktan katılım payı çok alınıyor diye şikayetler geliyor. Önlemleriniz ne olacak?

MEHMET MÜEZZİNOĞLU: Geldiğimiz nokta yeterlidir dersek kaybetmeye başlarız. Sağlık ki 24 saat bilimsel gelişme olan bir alan. Şu anda tıp binlerce yeni bilgi üretiyor. Bizim sağlıkta geldiğimiz nokta, “oh ne güzel” diyebilme noktası değil. Devamlı daha iyinin, daha güzelin peşinde koşuyoruz. Türkiye’nin zayıf olan noktalarına el attık. Geçtiğimiz yasama dönemlerinde Türkiye Sağlık Enstitüsü Başkanlığı’nı kurduk. Esasında 50 yıl geç kalınmış bir durum. Kanser Enstitüsü’nü Türkiye olarak yeni kuruyoruz. Esasında biyoteknoloji, sağlıkta geç kalınmış konulardan birkaçı. Biz ne yazık ki 50 yıldır sağlıklı bir demokrasiye, sağlıklı milli iradeye sahip olamadığımız için bizi hep çatıştırdılar, hep ayrıştırdılar. Halbuki dünya bilim ve teknolojide ilerliyor. Cumhuriyetin kurucusu Ulu Önder  Mustafa Kemal Atatürk diyor ki; Muasır medeniyet seviyesinin üzerinde Türkiye… Bilimde, teknolojide, argede, üretimde varız diyemediğin sürece muasır medeniyet mümkün değil. Biz alın teri kadar, beyin terini de konuşmamız lazım. Türkiye’nin her yaşta bir milyon iki yüz elli bin genci var. Bu gençlerin beyinsel üretimlerine ihtiyaç var. Yoksa bol bol hamallık yaparız. Bizim sağlıkta geldiğimiz nokta, tam aksine zayıf noktalarımızın ne kadar büyük olduğunu gösterdi. Biz güçlü bir tüketici olmaya devam edeceksek, yarın öbür gün bir yerde tıkanacağız demektir. Üretici olmamız lazım. O nedenle kurduğumuz enstitüler sağlık TÜBİTAK’I oluşturacak ve biz o kurumla sağlığı dünya ile yarışır bir noktaya getirmek için çalışıyoruz.

Önümüzdeki üç yıl içinde hedeflediğimiz 95 bin yatak kapasiteli hastanelerimizi bitirdiğimizde Türkiye, bölgesinde sağlık turizminin merkezi olacak. Her yıl önce 1 milyon sonra 2023'te 2 milyon yabancıya sağlık hizmeti sunan yaklaşık 20 milyar dolar gelir elde eden bir Türkiye hedefimiz var. Bütün bunları inşallah sağlıklı bir demokrasi ile 7 Haziran’da yakalayacağız.

NURİ KOLAYLI: Bursa’da geçtiğimiz günlerde çok önemli bir tesisin temelini attınız. Bu tesis ve bundan sonraki Bursa yatırımları konusunda ne dersiniz? Yani Bursa’yı pilot il yapacak bu tesis için ne diyorsunuz?

MEHMET MÜEZZİNOĞLU: Şehir Hastanesi 1355 yatak kapasiteli. Temeli bir yıl gecikmeli attık. Birileri yapmak isterken birileri engel oluyor. 2017'nin ekiminde de hizmete açacağız. Bursa’yı da sağlık turizminin güçlü bir merkezi yapmak istiyoruz. Bursa’ya kazandırdığımızda misyonunu ön plana çıkaracak. Bursa’daki sağlık turizmi çalışmalarını, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve BTSO ile birlikte “termal turizm” ve “termal sağlık turizmi” olarak iki başlık altında götürmeyi hedefliyoruz.

Yorum Ekle