Reklamı AçReklamı Kapat

Müzik ile geçen bir ömür

Gemlikte uzun yıllardır terzilik yapan Fikri Danış, ilçenin yanı sıra kentimizin de önemli sanat müziği sanatçılarından biri. Erdinç Çelikkol ile birlikte koro çalışmalarında bulunan Danış, çeşitli programlarda sahne almaya devam ediyor.

Müzik ile geçen bir ömür
- A +

Mustafa Emre ÖZGEN / bursa.com

Gemlik’in tanınan simalarından Fikri Danış, elli yılı aşkın süredir Türk Sanat Müziği camiasının içinde yer alıyor. Gençliğinde bir gecede iki, üç programda sahne alan ve protokolün önünde eserler seslendiren Danış, ilçenin aranan sanatçılarından biri.

Asıl mesleği tercilik olan Fikri Danış, gençliğinde öğretmen olmak istediğini fakat bu hayalini gerçekleştiremediğini anlatırken, çocuk korolarında yetiştirdikleri küçük sanatçıların kendisine “hocam” diyerek hitap etmelerinden büyük gurur duyduğunu dile getiriyor.

ESKİ BİR GEMLİKLİ, FİKRİ DANIŞ

 “Fikri Abi, Gemlik seni tanıyor ama yeni tanıyacaklar için kendini kısaca anlatabilir misin?”

Gemlik’liyim diyerek başladı söze Fikri Danış. 1950 yılında burada doğmuş. Annesi ve babası da Gemlik doğumlu fakat aslı Arnavutluk’a dayanıyormuş. “İki ablam bir kız kardeşim var, evin tek erkek çocuğuydum. Bu yüzden babam bana pek kıyamazdı, üzerime titrerdi” diyor.

Şöyle devam ediyor Fikri Danış; “ilkokulda sabah devresinde okuyordum. Öğleden sonra dersler bitiyordu. Sokaklarda boş gezmeyeyim, kötü alışkanlıklara kapılmayayım diye sekiz yaşındayken babam alıp beni terzinin yanına verdi. O dönem çocuklar hep bir yerlerde çıraklık yapıyordu. Meslek öğrenmek önemliydi. Okumak ise çok zordu. Ben de böyle başladım mesleğe. On yaşına bile gelmemişken mesleğin içine girdim.”

Küçük yaşlarda yokluk çektiklerini anlatıyor Fikri Abi. Babasını anlatırken gözleri doluyor.

“Babam, sarışındı, çok yakışıklı bir adamdı. PTT’de posta memuruydu. Sarı postacı derlerdi. Çok ilgilenirdi benimle. 6 yaşımda kravat takmışım. Babam bayramda kumaş alıp bana takım elbise diktirmiş o yaşta. Oğlum temiz temiz giyinsin demiş. Kendi giyimine de çok önem verirdi. Vefat ettiğinde boynundan kravatı ben çıkarttım.”

AYNI DÜKKÂNDA KIRK YIL

Fikri Abi’nin dükkânı Semerciler Yokuşu’nda.  Yokuş tam bir esnaf sokağı. Dükkânı ne zaman açtınız diye sorduğumda cevabı biraz eskilere dayanıyor.

“Burayı 1975 senesinin 12 Şubat’ında açtım. O tarihten beri burada çalışıyorum. Kırk iki yıldan beri bu dükkandayım. Benden önce de terziymiş burası. Ben aldıktan sonra bir ay tadilat yaptım, düzenledim. Açılışı da doğum günüme denk getirdim. 12 Şubat doğum günümdür. O dönemin kaymakamı yapmıştı açılışı, pek çok insan gelmişti.”

“Biz ısmarlama usulü çalışıyoruz. Siparişlerimizde kullandığımız kumaşları 30 yıldan uzun süre İstanbul’dan aldım. Bize tüccar terzi derlerdi.”

Meslekte elli yılı geride bıraktığını anlatırken, gençliğine dair anılarını da paylaşıyor Fikri Abi; “Şu duvarların dili olsa da konuşsa derler ya, aynı o şekilde. Ne arkadaşlar, ne dostlar, kimler gelip geçti buradan. Neler yaşadık…”

MÜZİK İLE İÇ İÇE BİR GENÇLİK

Gemlik’in köklü esnaflarından olmasının yanı sıra, müzisyen kimliğiyle de tanınıyor Fikri Danış. Kuvvetli bir sesi var. Uzun yıllardır Türk Sanat Müziği ile iç içe bir hayat yaşıyor.

“Abi” diyorum, “müziğe nasıl başladın? Nasıl ortaya çıktı bu ilgi?”

Küçükken hayallerinin biraz daha farklı olduğunu belirtiyor Fikri Abi. Öğretmen ya da asker olmak istiyormuş. Mesleğe başlayınca haliyle bu hayallerini bir kenara bırakmak zorunda kalmış.

Müziğe olan ilgisi, genç yaşlarda ortaya çıkmış. 13 yaşındayken, Gemlik’te faaliyet gösteren Pekin Özel Musiki Cemiyeti’ne katılmak istediğini anlatmış babasına. Babası onay vermiş. Bursa’da, Türkiye’nin sayılı bağlama ustalarından Cemal Korucu’ya bir bağlama siparişi vermişler. Korucu, bağlamaları kendi üretiyormuş. Böyle başlamış müzik eğitimi almaya. Bir süre bağlama öğrendikten sonra, soyadını hatırlayamadığı Nihat isimli eğitmen, “oğlum senin sesin çok güzel, halk müziği değil, sanat müziği üzerine çalışmalısın” deyince, Fikri Abi de sanat müziğine yönelmiş.

“OĞLUMU KURTLAR SOFRASINA BIRAKMAM”

Şöyle anlatıyor müziğe ilk başladığı yılları; “15 yaşımda ilk kez sahneye çıktım. Gazi İlkokulu’nda ilçe protokolünün karşısındaydım. Vali de izleyenler arasındaydı. Çeşitli programlarda çıkmaya devam ettim. İsmim günden güne daha fazla duyulur olmuştu. O dönem, Gemlik’te kitapçılık ve gazetecilik yapan, Arif Ayar, akrabamızdı. Annemle kardeş çocukları olmasına rağmen biz ona dayı derdik. Arif dayım bir gün elinde makara ile geldi. Sesimi kaydetmek istiyormuş. Daha çocuk yaştayız, öyle rahatça şarkı söyleyemiyoruz, büyüklerimizden çekiniyoruz. Arif dayım, makarayı başka odaya kurdu, ben oturma odasında mikrofona okudum. Böylece ilk kaydım da gerçekleşmiş oldu.”

Kaydın hikâyesi burada bitmemiş; “Aradan bir süre geçti. Babam eve sarı büyük bir zarfla geldi. Arif dayımın İstanbul’da çevresi çok genişti. Benim sesimi Aras Plak’takilere dinletmiş. Beğenmişler, İstanbul’a çağırıyorlar. Babamla İstanbul’a gittik. Stüdyoya aldılar beni. Adnan Şenses’i çok severdim, onu taklit ediyordum. Anladılar tabi. Oradakilerden biri oğlum dedi, Adnan Şenses’i seviyorsun ama kendin gibi söyle. Özgün birkaç kayıt daha yaptıktan sonra sıra geldi konuşmaya. Babama, oğlunuzu İstanbul’da bırakacaksınız sesine uygun besteler ile ona bir plak çıkaracağız dediler. Babamın cevabı çok net oldu. Oğlumu İstanbul’a, kurtlar sofrasına bırakmam dedi. Gemlik’e geri döndük…”

“O dönem, Erdinç Çelikkol Hoca, Bursa’da ticaret yapıyordu. Tanıştık. Haftada iki gün Bursa’da yapılacak çalışmalara gelmemi istedi. Gemlik’ten günde bir iki vesait gidiyor. Ulaşım zor. Kurtul’un arkasında toprak bir yol, asfalt bile değil. Şartlar uymadı. Kaldık yine Gemlik’te. Burada devam ettik.”

Fikri Abi, askerden geldikten sonra Gemlik’te aranan bir solist olmuş. Her hafta sonu bir düğünde mutlaka sahne alıyormuş. Öyle ki, sadece Fikri Abi sahne alsın diye hafta arası düğün yapanlar oluyormuş.

SESİMİ KAYBEDECEĞİM DİYE AMELİYAT OLMADIM

“Gecede yedi farklı yerde çıktığım oluyordu. Gemlik’te, İznik’te, Yalova’da, Karamürsel’de sahne alıyordum. 1989’da sesim kısıldı ama. Boğazımda bir nodül oluşmuş. Birçok doktor gezdik. Nihayetinde Bursa’da İbrahim Hızalan Hoca’dan randevu aldık. Eşofmanlarımı giyip gittim, ameliyat olacağım Oradan biri, ses tellerimin zarar görebileceğini, hiç şarkı söylemeyecek duruma gelebileceğimi söyledi. İbrahim Hoca’ya sordum, böyle bir şey mümkün müdür? Yüzde bir bile olsa, risk taşıdığını söyledi. O ara, ameliyat için hazırlıklar yapılırken hastaneden kaçtım gittim. Yaklaşık beş yıl şarkı söylemedim. Çok rica eden arkadaşlarımın özel günlerinde bir iki eser seslendiriyordum ama sonra bir süre konuşamıyordum.”

1989’dan 1996’ya kadar duraksayan Fikri Abi’nin müzik hayatı, Gemlik Belediyesi Sanat ve Kültür Derneği’nin kurulması ile hareketlenmiş. O arada iyileşmiş. Nurettin Avcı’nın belediye başkanlığı döneminde çalışmaları başlayan dernek Naci Özokur, Aydın Erenoğlu ve Erdinç Çelikkol gibi isimlerle kurulmuş. Eski bir eğitimci olan Edip Özer, Fikri Abi’ye kurulacak derneğin başkanlığını üstlenmek istediğini, onun da yönetimde olmasını arzu ettiğini söylemiş. Fikri Abi kabul etmiş. Kurulduğundan beri Gemlik Belediyesi Sanat ve Kültür Derneği’nde başkan yardımcılığı görevini başarı ile yürütüyormuş Fikri Danış.

Dernek faaliyetlerinin yanı sıra Gemlik’te gerçekleştirdikleri kültürel etkinliklerden de bahsediyor Fikri Abi. Her yıl 29 Ekim’de gerçekleşen Cumhuriyet Konseri’nin yanı sıra, Çocuk korosu çalışmalarının devam ettiğini söylerken, o korodan çıkıp da şimdi üniversiteyi bitiren gençlerin olduğuna dikkat çekiyor; “Ben öğretmen değilim. Ama bizim yetiştirdiğimiz çocuklar hocam deyip boynuma sarılınca gururlanıyorum.”

“KİTAP YAZMAK İSTİYORUM”

Fikri abiye, bunca yıllık birikimi, nasıl değerlendireceksin diye sorduğumda düşüncesi ise kitap yazmakmış. Onlarca yıllık sanat ve meslek hayatında yaşadıklarını, anılarını paylaşmak, kitaplaştırmak niyetindeymiş. “Vakit bulamıyorum” diyor, “oturup yazmak için zaman gerekli. Zaman ayıramıyorum.”

Konu anılardan açılmışken, küçük bir anısını paylaşıyor benimle; “Karamürsel’de bir konser çıkışındayız. Bir genç gelip elimi öpmeye çalışıyor. Başta tanıyamadım. Anlattı, sünnetinde sahne almışım. Düğününde sahne almışım. Baba olmuş, oğlunun sünnetinde yine sahne almamı istiyor. Dile kolay, üç kuşak neredeyse…”

Röportajın sonunda Türk Sanat Müziği korosuna katılmak için teklif alıyorum. Değerli teklifi için teşekkür ediyorum Fikri abiye. “Yalnız abi, ne nota bilirim ne makam. Biraz uğraştırırım sizi.”

Fikri abi duruşunu hiç bozmadan şöyle söylüyor; “Emre’ciğim, biz yıllardır bu etkinliklerde çalıştık, bir şeyler üretmeye gayret gösterdik. Gençlerin desteğini bizimle görmek istiyoruz. Gençlerimize korolarda yer vermek istiyoruz.”

Sözünü veriyorum, sanırım ben de Fikri Abi ile çalışma fırsatını yakalayacağım.

 

Yorum Ekle