Zor iş!


Her mesleğin kendine göre zorlukları vardır. Bizimkinin de öyle.



10 Ocak “Çalışan Gazeteciler Günü” adıyla kutlanır. Çalışan-çalışmayan diye niye ayrılır hiç anlamam. Malum kaygan zeminli bir meslek zaman zaman birileri ayağınızı kaydırabiliyor ve çalışamaz hale gelebiliyorsunuz. Bunu yaşamayan gazeteci yoktur. Hal böyleyken bunu yaşayanların bu ayrımı yapması enteresan!

Gazeteci gazetecidir, çalışanı, çalışamayanı, tatilde olanı olmaz.

Neyse madem Gazeteciler Günü kutlandı biraz bizden bahsedelim…

Herkes kendi mesleğini zor diye anlatır. Gazetecilik de zordur; ama öyle en zor mesleklerden falan değildir. Bizim işten çok daha ağır, zor onlarca meslek var. Kimse kimseyi kandırmasın.

Özellikle kendi adıma işçinin, emekçinin önünde ceketimi iliklerim.

Diğer yandan bizim işte de zorluk çekenler var tabii ki; ama bu kişilikle alakalı.

Yani mesleğini düzgün yapmaya çalışıyorsan, bildiğin doğruyu yazmaya çalışıyorsan işin zordur.

Gazeteciliğin birçok zor yönü var. Ben biraz yerelin zorluklarına değineceğim.

Öncelikle bolca düşman edinirsin. Kişisel olarak hiçbir paylaşımın ve problemin olmayan kişiler, çıkarlarına dokunduğun için seni düşman bellerler, yetmez çevrelerine de kötülerler ve maalesef o çevreleri de inanır.

Hiç hak etmediğin ithamlara maruz kalabilirsin. Sadece işini yapmak için bir haber veya yazı yazarsın ne tetikçiliğin kalır ne kime hizmet ettiğin.

Özellikle bizler gibi gönül verdiğiniz bir camia mensubuysanız ve o camia ile ilgili işinizi icra ediyorsanız işiniz daha da zordur.

Ekmek parası kazandığınız işinize saygıdan, gönül verdiğiniz renklere sevgiden, doğruları aktarmaya çalışırsınız.

Ama bazen de gönül verdiğiniz renkler zarar görmesin diye bilgilerinizi gündeme getirmez, mesleğinizi ikinci plana atarsınız. Ama bir bakarsınız o bildikleriniz, konuya sizin gibi bakmayanların sürmanşetlerindedir.

Transfer mevsimi gelir bilgi alırsınız ”Sakın yazma transfer yatar kulüp zarar görür” der birileri “Aman kulüp zarar görmesin” der yazmazsınız. Birkaç gün sonra başka bir medyada o transfer bilgilerini “Özel haber” diye okur gülümsersiniz.

Birilerini destekliyorsanız kendi fikriniz olamaz! İlla ki birilerinin adamısınızdır, birileri size yazdırıyordur.  Bu ithamı yapanlar aslında kendilerinden pay biçerler ya, yine de kulağınıza gelir işte.

Her görüşümüz, her tespitimiz doğrudur diye bir iddianız olmamasına rağmen “Her şeyi bilmek” le!  eleştiri alırsınız.

25 yıl arasında yer aldığınız toplulukla doğal olarak çoğunlukla aynı görüşü paylaşırsınız; ama popülist olmakla suçlanırsınız. “Zaten oradan geldi onlar gibi düşünmesi doğal” demezler.

Sporla uğraşıyorsanız sosyal medyada hayata dair başka konularda fikir beyan ettiğinizde “Sen sadece spor yazsana” hadsizliğine maruz kalırsınız. Tahmin edebileceğiniz gibi bu hadsizliği yapanlar sizin ters görüş belirttiğiniz kişilerdir.

İşimizin bir parçası da eleştiri olduğundan size yönelik eleştirilere de açık olmak zorundasınızdır; ama eleştiri ile küstahlığı ve ithamları birbirine karıştıranlar yüzünden eleştiriye tahammül edememekle suçlanırsınız.

Yanlış yapanlarla, hata yapan sizin, aynı kefeye konması çok sık karşılaşacağınız bir durumdur.

İyiyi görmektense hata aramaya programlı beyinleri veya herkesten farklı konuşmayı maharet sayanları asla mutlu edemezsiniz.

Şehrinizde sizi temsil edenlerin işinize çomak sokup önünüze engeller koyması ise şaşırmamanız gereken doğal şeylerdir.

Neyse ki tüm bunlara rağmen kıymet bilme ve vefalı olma gibi iyi insan erdemine sahip insanlar da çevremizde var da onların desteği moral veriyor ve çalışma şevkimizi korumamıza yardımcı oluyor. Var olsunlar.

Gazeteciler Günü kutlama mesajları için teşekkürler.

Mesleğini samimiyetle icra eden tüm meslektaşların günü kutlu olsun.