yabancı dizi izle warez script porno izle hacklink shell indir istanbul evden eve nakliyat nakliyat fiyatları






Yürek ister!


Malum, gençler gündemde...



Yazıma, bazı genç oyuncularla ilgili kısa bilgiler vererek başlamak istiyorum.
Okan Kocuk (1995); Süper Lig kariyerinde, 7’si bu sezon olmak üzere, toplam 8 lig maçı var. Bu sezon 7 maçta 5 gol yedi. Evinde oynadığı 4 maçta ise, kalesinde yalnızca 1 gol gördü.
Burak Kapacak (1999); Ligde 5’i 11’de olmak üzere, kariyerinde sadece 6 Süper Lig maçı var. Alanya maçında sağ açıkta 3’te 3 isabetli; gollük pas attı. Arkadaşları net golleri kaçırınca,  asistleri güne gitti!
Umut Meraş (1995); Boluspor’dan transferin son gününde alınan solak futbolcu, Süper Lig’deki ilk 5 kariyer maçını, hem de ilk 11’deyeşil-beyazlı takımda oynadı. Ankaragücü maçında galibiyetini getiren golü attı. Hem sol bek, hem sol açık oynuyor.
Ramazan Keskin (1999); Vakıfköy patentli ön libero, Başkent ekibi önünde, 11’de başladığı ilk Süper Lig maçında, ilk asistini Umut Meraş’a yaptı. Geçen hafta Aslantepe’de sonradan oyuna girip, ligdeki 2. maçına çıktı.
HER BABAYİĞİDİN HARCI DEĞİL
-Bu genç yetenekleri kim oynatıyor?
Samet Aybaba.
-Böylesine sıkıntılı bir ortamda, her teknik adam; 19, 21 ve 23 yaşlarında 4 genci (Okan, Ertuğrul, Burak, Umut Meraş),  aynı anda 11’de oynatabilir mi?
Çok zor! Her babayiğidin harcı değildir böylesine cesur kararlar almak!..
Yürek ister!
Tecrübe ister!
Vizyon ister!..
İşte;
63 yaşındaki tecrübeli teknik adam da, Vakıfköy’den yetişen genç yeteneklere güveniyor ve haftalardır sahaya sürüyor.
“Ligin en genç ekibi” ve “en fazla genç futbolcu oynatan takımı” unvanına sahip olmak güzel ve gurur verici tabii ki!..
ASLINDA BÜYÜK RİSK
Ancak bu durum, bünyesinde aynı zamanda büyük bir risk de barındırıyor.
Öyle ya;
Gencecik isimleri, daha birkaç ay önce sadece ekrandan izlediği Süper Lig yıldızlarına karşı oynatmak kolay mı?
Ya o, inandığın gençler kötü oynarsa?
Takım üst üste kötü sonuçlar alırsa?
Fatura kime kesilir?
Tabii ki teknik direktöre...
Kaç kişi “Olsun Hocam, işler kötü gitse de, sen gençleri oynatmaya devam et” der?
Tam aksine;
Mağlubiyetler üst üste gelirse, kimse, “kazanamasak da iyi oynuyoruz” demez!
Hoca, sürekleri gençleri oynatsa da, başarı gelmezse, homurdanmalar kısa sürede ayyuka çıkar!
Çünkü, her camia takımından başarı bekler!
YAMAN ÇELİŞKİLER...
İşte, böylesine yaman çelişkilerin çok iyi yönetilmesi gereken bir meslektir teknik direktörlük...
O nedenle;
Bu kadar rizikolu kararları cesurca alan ve uygulayan,
Türk futbolunun vitrinine; Ertuğrul, Okan, Burak, Umut Meraş, Ramazan gibi gençleri çıkaran Samet Hoca’yı yürekten kutluyorum.
Yoksa kendisi de bilirdi, sadece yeni transferleri sahaya sürmeyi...
Eğer sonuçlar kötü gelirse de, “Ben ne yapayım, elimdeki kadro bu! En tecrübeli isimleri oynatıyorum işte!” demesini...
AYBABA’YA TAM DESTEK
Bugün;
Camia, gençlerin önünü açan ve Vakıfköy etiketli yıldız adaylarını hiç çekinmeden sahaya atan Samet Hocaya tam destek veriyor.
Kapalı Çarşı’daki taraftardan kongre üyelerine,
Kulüpteki personelden yönetime ve futbolculara kadar herkes Aybaba’dan memnun.
Kulağımıza sık sık geliyor.
Deneyimli teknik adamın, her seviye ve ortamdaki “babacan” tavırları da büyük beğeni topluyor.
NABZI ÇOK İYİ TUTUYOR
Her hafta Vakıfköy’e giden ilk teknik adam...
Altyapı tesislerinin yenilenme çalışmalarını ve gençlerin gelişimini yakından takip ediyor.
Gençlik Geliştirme Proje Teknik Sorumlusu Ümit Şengül’den sürekli rapor alıyor.
Yöneticilerle fikir alışverişinde bulunuyor.
Öyle, Sırça Köşk’te oturup da camiayla arasına aşılmaz duvarlar örmüyor!
Aksine;
Sivil Toplum Kuruluşları’nın toplantı ve faaliyetlerine katılıyor.
Kent yöneticilerini ziyaret ediyor.
Halkın arasına karışıyor, yüksek aidiyet duygusuyla; adeta 40 yıllık Bursalı gibi yaşıyor.
Özetle;
Futbol kentinin nabzını çok iyi tutuyor!
Gerçekten de, atmosfer; son yıllarda hiç bu kadar pozitif olmamıştı.
Görüyoruz ki, çarkın dişlileri uyumlu bir şekilde işliyor... 
TİMSAH EVİNDE YENİLGİSİZ
Rakamlar da umut verici:

Bursaspor, bu sezon evinde oynadığı 5 maçta hiç yenilmedi ve sadece 1 gol yedi.

Sahasında 5 maçta 4 gol attı. Sadece bu rakam düşük kalmış!
Yeşil-beyazlılar, Timsah Arena’da hiç yenilmedi (2 galibiyet ve 3 beraberlik).
Kağıt üzerinde zorluk derecesi yüksek maçların çoğu da geride kaldı.
Timsah’ın, ilk devrede kalan 7 maçın 4’ü evinde.
Bu 4 iç saha karşılaşması; Kasımpaşa, Erzurum, Antalya ve Y.Malatya ile pazar günü...
Taraftar desteği açısından pazar maçları çok önemli bir avantaj...
ZİRVEYLE FARK ÇOK AZ...
Lige bakın;
Klasmanda, Avrupa sınırı (4. sıra) ile 11. Bursaspor arasında sadece 5 puan var.
Yani, takımlar; bir hayli dar bir puan bandında, birbirlerine çok yakın sıralanıyor.
Öyle ki;
Bu iş, üst üste 2 galibiyet almaya bakar!
Bir anda tüm hesaplar ve dengeler değişebilir.
Her an her şey olabilir!
Bu noktada;
Camiaya hayal pompaladığım falan sanılmasın sakın!
Yalnızca, ligin ne kadar ilginç; kopma olmadan, yani birbirlerine çok yakın seyrettiğini vurgulamak istiyorum.
SEN YETER Kİ İSTE
Sen kendine güvendikten sonra, takım ruhunu yakalayıp, son düdüğe dek savaştıktan sonra, inanın; beklenen başarı gelir ve senin kapını çalar!
Zaten bütün şehir, göze hoş gelen futboldan ve mücadeleden memnun.
Yeter ki iste ve çok çalış!..
Hal böyle olunca;
Bu genç ve potansiyelli Bursaspor, çıkış trendinde bir takım olarak, daha çok desteği ve morali fazlasıyla hak ediyor.
Sizce de öyle değil mi?
- 29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun!