izmir escort izmir escort yabancı dizi izle warez script porno izle hacklink shell indir kiralık bahis sitesi ankara escort istanbul evden eve nakliyat nakliyat fiyatları






Yaşam Yolculuğum...


Yaşam Yolculuğum...



Yıl 1964, aylardan Ocak ve 11. günde Bursa'da nur topu gibi olmayan cılız bir çocuk dünyaya geliyor. Aradan yıllar geçiyor ve yıl 2018, aylardan Ocak ve 11. günde bu yazı kaleme alınıyor. Bu yazının kaleme alınması için 54 yıl geçiyor. Nitekim, bunda 11 Ocak 2018'de doğum günüm nedeniyle arayan, mail veya mesaj gönderen tüm akrabalarımın, dostlarımın, arkadaşlarımın, öğrencilerimin, sanayici ve iş dünyasındaki dostlarımın, dağcı dostlarımın, STK'lardaki dostlarımın da katkısı var ve bu yazı onlara ithafen yazılırken bu şekilde bir yazıya evriliyor. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yoğunluğum nedeniyle, çok fazla doğum günü mesajı yazamamanın ezikliğini bana bir kez daha yaşattılar. Değerli dostlar; iyi ki yaşam yolculuğumdasınız ve iyi ki varsınız.
An itibarıyla, eksi sonsuzdan artı sonsuza kadar giden gerçel (reel) eksendeki veya dünyadaki yaşam yolculuğumun yıl itibarıyla 54., ay itibarıyla ise 648., gün itibarıyla 19724. ibresindeyim. Eksi sonsuzdan diyorum, ancak ay cinsinden eksi 9'dan öncesi hakkında bilgim yok. Eksi 9'dan 0'a kadar geçen dönemde beni karnında taşıyan, bana hayat veren, beni dünyaya özenle getiren, daha sonra sevgiyle büyüten rahmetli anneciğime ve yetişmemde katkısı olan ve üzerimde ödeyemeyeceğim boyutlarda emekleri olan anneanneme ve dedeme minnettarım. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.
Benim yaşam eksenimin orijini 11 Ocak 1964'ü gösteriyor ve sıfır yani başlangıç noktası bugüne denk geliyor. Bugün ise eksenin gün cinsinden 19724. günü ve artı sonsuza doğru gidiyor. Ömrümüz ne kadarsa ve daha sonrasını birlikte göreceğiz. Ancak, şu bir gerçek ki, çan eğrisinin veya normal eğrinin ortalamasını geçmiş durumdayım. Umarım eğri, şimdiye kadarki formda ve simetrik olarak gitmeye devam eder. Mutluluk eğrim de her insanda olduğu gibi inişli çıkışlı. Zaten öyle de olması gerekir. Eğri dümdüz gittiğinde, vadesi doldu deyip kucaklayıp götürüyorlar.
Yaşam yolculuğumun reel ekseni bazen x bazen de y ekseni konumundadır ve her ikisi de artı eksi sonsuz aralığındadır. Doktora tezi nedensellik olan bir bilim emekçisi olarak şunu ifade edebilirim ki, yaşamımızda bazen y=f(x) ve bazen de x=f(y) ilişkisi geçerlidir. Benim yaşam yolculuğuma katılanlar x (neden) iken ben y (sonuç) ve başkalarının yaşam yolculuğuna katıldığım zaman ben x (neden) diğer kişiler y (sonuç) durumundadır. Gazeteci dostum Adnan Baştopçu'nun ifadesiyle kendi hayatımızın başrol oyuncusu, başkalarının hayatının figüranlarıyız. Etkileşim içinde olduğum tüm bireylerle koordinat sisteminin 1 no.lu bölgesinde hareket ediyoruz. Bazen pozitif, bazen negatif ve bazen de sıfır eğim ile yolculuğumuz devam ediyor. Bazılarıyla yolculuk kesiliyor, bazılarıyla uzun sürüyor, bazılarıyla ise bitiyor ve bu sadece benim için değil herkes için böyle. Ve bu yolculukta önemli olan yolun sonu değil yolculuğun kalitesi.
Yaşam yolculuğuna benimle devam eden ve yaşam yolculuğuna dahil olduğum tüm bireylerden çok şey öğrendim ve öğrenmeye de devam ediyorum. Yaşanan her olay insanın pişmesine, olgunlaşmasına ve belki de anlayanlar için insan olmasına katkı sağlıyor. Ayrıca, öğrendiklerimi de elimden geldiğince paylaşmaya çalışıyorum. Yaşam mottom : 'Ya sevdiğin işi yap, ya da işini severek yap ve ne yaparsan yap işini aşkla yap ve içine mutlaka bilimi de kat'. Ayrıca, 'Ben kimim?' sorusunu iki yıl önce yani 52 yaşımda şöyle dokümante etmiş bulunuyorum : 'İnsanların ve firmaların hayatlarına dokunan ve onlarda olumlu anlamda davranış değişiklikleri yaratmaya çalışan, her ne yaparsam yapayım onu aşkla yapan ve içine bilimi de katan, sözünün eri, kanı kaynayan ve bilim ışığını yaymaya çalışan bir bilim emekçisiyim'. Sizler de yaşam mottonuzu belirleyip, ben kimim sorusunu kendinize sorabilirsiniz. Betimsel İstatistik kitabımda yazdığım gibi, 'Aynaya baktığımızda yakışıklı mıyım veya güzel miyim sorusunu bazen, ben kimim ve/veya neyin kafasını yaşıyorum diye sorsak fena olmaz'.
Diğer taraftan, Nazım Hikmet'in Abidin Dino'ya dediği gibi, 'Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?' söylemine dayanarak ve bu soruyu üzerime alarak şunu söyleyebilirim. Mutluluğun resmini yapamasam da tanımını yapmaya çalışabilirim. Mutluluk gerçekleşenler ile beklenenler arasındaki farkın pozitif olmasıyla mümkün olabilir. Formül çok basit. Ya beklentinizi kısacaksınız ya da gerçekleşenleri istediğiniz, hedeflediğiniz veya amaçladığınızın üzerine çıkaracaksınız.
Bunun dışında bir de üçlü sac ayağına değineyim. Mutluluğu üç ayaklı bir sehpa veya masa gibi düşünürsek, ayaklardan birincisi aile, ikincisi iş ve üçüncüsü de sosyal çevredir. Ailedeki, iş hayatındaki ve sosyal çevredeki mutluluk 1 ile 10 arasındaki skala ile ifade edildiğinde, üçlü sac ayağının önemi ortaya çıkar. Genel mutluluk ise üçlü sac ayağının dengeli ve 10'a doğru gitmesidir.
Yaşam yolculuğumun her anında ben kimim sorusuna ek olarak, bu üçlü sac ayağının dengeli olmasına dikkat etmeye çalışıyorum. Bu yazıyı da, bilginin paylaştıkça değerli olacağına inanan bir bilim emekçisi sıfatıyla yazıyorum. Tertemiz geldiğimiz dünyada yaşadığımız olaylar, ilişkiler, hırslar, kaprisler, vb. çok sayıda olumsuz davranışlarımız nedeniyle kirleniyoruz. Zaten kirli olan bu dünyada yaptıklarımızla da kirlenmeye devam ediyoruz.
Bugüne kadarki yaşam yolculuğuma katılan veya yaşam yolculuklarına katıldığım herkese iyi yolculuklar dilerim. Yolculuğumdaki deneyim paylaşımımın yararlı olması ve bundan sonraki yolculuğumuzun kaliteli geçmesi dileklerimle…