Verimli ekonomilerden verimsiz ekonomilere


İstatistikler açısından elbette ülkelerin ekonomik büyüklüğü ve büyüme hızı önemli bir gösterge ama tek başına yeterli değil!



Dünya gelişmişlik standartlarına baktığımızda, ekonominizin büyük olmasından çok verimli olması daha önemli bir kriter olarak karşımıza çıkıyor.

Bu anlamda ekonomik büyüklük olarak oldukça ileride olan bir ülke, verimsiz olduğu için risk altında bulunuyor da olabilir. Nedir bu risk? Büyümenin veya büyümüş olmanın, katma değer vergisi avantajlarından yararlanmayarak daha fazla üretebilme gücünden yoksun olmak.
Bu kural sadece ülke ekonomileri için değil, mikro bazda girişimciler için de faaliyet sonuçlarının etkinliği anlamında önemli bir kıstastır.
Girişimci verimli çalışamadığı faaliyet konusunda nihayetinde daha fazla üretip daha fazla kar edebilme imkanlarını elinin tersi ile itmiş olacaktır.
Keza rakip işletme, aynı üretimi daha az maliyet ile yaptığı sürece karlılığını artıracak ve ekonomik anlamda avantajlı bir konuma gelecektir.
Ülke ekonomilerinin verimliliğine ait istatistikler OECD tarafından yıllık olarak açıklanmakta.
Bu özellikle yabancı yatırımcılar için yol gösterici bir kılavuz niteliğinde.
Ülke ekonomisinin verimliliği, yabancı doğrudan yatırımcının o ülkede yapacağı yatırım kararına direkt etki etmektedir.
OECD tarafından açıklanan, birim sermaye başına gayri safi yurt içi hasıla ve çalışına saat başına yaratılan gayri safi yurt içi hasıla rakamları, ülkelerin ekonomik anlamda verimliliği ile ilgili önemli ipuçları vermektedir.
Son yayınlanan istatistiklere göre; birim sermaye başına veya birim çalışma saati başına yaratılan gayri safi yurt içi hasıla rakamı, 2014 yılı için OECD üyesi ülke ortalaması 49 dolar civarında.
Aynı rakam ülkemiz için son derece düşündürücü. Türkiye için 2014 yılı için aynı rakam 31.4 dolar yani OECD ortalamasının altında.
Diğer ülkelere baktığımızda bu uçurumu çok daha bariz bir şekilde görüyoruz.
Diğer bazı gelişmiş ülkelerin gayri safi yurt içi üretkenlikleri; Kanada 50.7 dolar, Danimarka 63.3 dolar, Almanya 62.3 dolar, Yunanistan 36.2 dolar, Japonya 41.5 dolar, Hollanda 64.3 dolar, İspanya 51.4 dolar, Amerika Birleşik Devletleri 67.4 dolar, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin ortalaması ise 50 dolar civarında.
Görüldüğü gibi ekonomilerin ne kadar ürettiğinden daha önemli olan, nasıl ürettiği sorununa ülkemiz adına olumlu bir cevap veremiyoruz.
Yani bizim ülkemiz kadar üretmeyip bizden daha fazla katma değeri yaratan ülkeler, elbette global ekonomik paydan bizden daha fazlasını alıyor.
Bunu her zaman tekrarlıyoruz ama bu tabloyu değiştirmenin yolları basit. Ürün bazında inovasyon ve Ar-Geye önem vermek, üretim bazında ise ulusal standartlarda verimliliğe ilişkin şartları oluşturmak.
Bunlar için özellikle devletin getirdiği teşvikler var ancak özel sektör için daha cazip hale getirilebilir diye düşünüyorum.
Aksi takdirde, sadece üreten fakat üretip kazanamayan bir ekonomi bizi bekliyor. Bu da diğer ekonomik aktörlerin kazanmasına yetiyor.

EKOHABER GAZETESİ