Vatandaşın sessizliği neye işaret?


Bugün itibariyle genel seçimlere tam 26 gün kaldı. Kaldı ama ortalıkta hiç seçim havası yok. Çok tuhaf… Birkaç gündür çevreme bakıyorum, sokaklar, meydanlarda seçim heyecanı var mı diye?



Yol kenarındaki bilboardlarda 3 partinin reklamı dışında ve ana caddelerde ara sıra geçen partilerin seçim minibüsleri dışında bir hareketlilik göremiyorum.

Akşam TV’ler olmasa hepten yandık. İçinden aşk ve ihanet geçen dizilere takılmayıp, haber programlarını izlersek inanın bir vatandaş olarak söylüyorum, ne partilerin seçim çalışmalarından ne de liderlerin vaatlerinden haberimiz olacak.

Eşe dosta soruyorum, seçim havası var mı diye?

Hayır” cevabını alıyorum.

Muhtara gidiyorum. “Hava nasıl?”

Geçen gün Valilikte seçim güvenliği ile ilgili toplantı yaptık. Arada sırada partililer geliyor, kahvehanelerde toplantı yapıyor, esnafı ziyaret ediyor. O kadar. Ne partililerde ne esnafta ne de vatandaşta heyecan var. Bu seçimler bir garip geçiyor. Vatandaşın umurunda değil” diyor.

Yetinmiyorum, oda başkanına, dernek başkanına soruyorum. Yine yetinmiyorum, bir gazetenin genel yayın yönetmenine, bir diğer gazetenin köşe yazarına soruyorum. Öyle ya, kentin ve ülkenin nabzını en iyi tutanlar şu anda biziz…

Onların da verdiği cevap aynı.

“Biz seçim havası görmüyoruz. Vatandaş sessiz…”

* * *

Oysa sokakların, meydanların şenlenmesi lazım. Böyle bir hava yok. Kimse kalkıp da sen aday gösterilmedin diye böyle yazıyor safsatasına girmesin. Görünen köy klavuz istemiyor. Evet, parti teşkilatlarının çekirdek kademelerinde müthiş bir heyecan var. Sandıktan birinci çıkma hedefi ve çalışma azmi var. Ama ne yazık ki bu seçimlerde vatandaşa aksetmiyor.

Bunda ne o partilerin çekirdek kadrolarının, ne gönül vermiş üyelerinin, ne milletvekili adaylarının ne de tabanlarının suçu var.

Öncelikle vatandaş yorgun.

Son 15 ayda 3 defa sandığa gitmek kolay mı?

Önce Mart 2014’te yerel seçimleri, ardından ağustosta Cumhurbaşkanlığı seçimleri, şimdi de genel seçimler...

Son 13 yılda iktidar partisinin hep zirvede kalması, muhalefetin çıkış gösterememesi de vatandaştaki sessizliği ve ilgisizliği arttırıyor.

Ya iktidar ve muhalefetin sandıktan çıkacak olası durumunu kanıksadı ya da faklı tavır içinde.

* * *

Oysa bu seçimler çok mu çok önemli.

Yeni Türkiye’nin kapıları bin yılın seçimi olarak tabir ettiğimiz geçen ağustos ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimleriyle aralandı.

Şimdi genel seçimlerle bu atılan adımı bir ileriye götürmek gerekiyor.

2013’ü hedefleyen Türkiye mevcut yönetim şekliyle devam edemez. Sistem tıkandı. Değişim şart.

Çare ise önümüzde duruyor.

Başkanlık Sistemi olmazsa olmazlarımızdan.

Korkuya yer yok. Bu sistemle Türkiye ne bölünür, ne yok olur, ne de tek adam yönetimine gider. Aksine demokrasinin alanı genişler. Güçlü yürütme, güçlü muhalefetle tıkanan sistem işler.

Çark döner. Öyle hızlı döner ki bugün konuşulan ve muhalefetin işine gelen ne 90’lardaki o koalisyonların buhranlı dönemlerine bir daha geri döneriz ne de emperyalistlerin uşağı oluruz.

Kendi uçağını, kendi otomobilini, kendi tankını, kendi silahını, kendi uydusunu yapan, uzaya mekik gönderen, kendi elektriğini üreten, kendi alternatif enerjilerini yaratan, Ortadoğu, Türki Cumhuriyetleri ile Arap coğrafyasında söz sahibi olan, kendi müteahhit ve kendi işadamlarıyla, kendi ekipmanlarıyla bu bölgeleri yeniden imar eden,kendi buluşlarıyla markalaşan bir Türkiye neden olmasın?

Bunların hiç biri hayal değil, uzakta değil.

Güçlü ve büyük Türkiye olmanın yolu bu seçimlerden geçiyor.

Umarım ki seçimlere 26 gün kalmasına rağmen vatandaşın sessizliği, tüm bunları biliyor olmasındandır.

Yok, sessizliği farklı bir tavır içinse, yine bir bildiği var demektir. O gün sandıktan çıkacak mesajı da tüm partiler iyi okumalıdır.