Turizm sektörü Bursa'nın gündeminde...


Hem de çok değerli ve de önemli bir bakış açısıyla… yazıma, yıllar önceki bir yazımda sizlerle de paylaştığım, 1992 Albertville Kış Olimpiyatları sürecinde tanıştığım bir kış turizmcisinin, hiç unutamadığım sözlerini, tekrar hatırlatarak başlayacağım; şöy



Biz artık kış turizmcisi değiliz, DAĞ TURİZMCİSİYİZ, gelirimizin % 60ını yaz aylarında Alplerde trekking yapan turistlerden kazanıyoruz.
Biliyorsunuz, Sayın Valimiz Münir Karaloğlu geçenlerde, İznikte “İznik Günbatımı Sırtı Parkuru projesi kapsamı içinde oluşturulan 18 kilometrelik güzergahın,
8 kmlik bölümünü doğa sevenlerle beraber 3 saatte yürüdü ve parkuru kullanıma açtı.
Verilen bilgilere göre, parkurun işaretleme levhalarıyla donatıldığını, başlangıç / bitiş noktalarının, yürüyüş mesafelerinin tabelalarda gösterildiğini anlıyoruz.
Bu arada Sayın Valimiz bu parkurun, 2 yılda tamamlanacak olan 2000 km uzunluğundaki Doğal Yürüyüş ve Bisiklet Parkurları Projesinin bir bölümü olduğunu vurguluyor ve daha önce kullanıma soktukları, Orhaneli Sadağı Kanyonu Parkuru Projesini hatırlatıyor.
Bu parkurun da 12 km boyunda bir gizli cennetin içine yerleştiğini, işaret ve yön levhalarıyla donatıldığını ve doğa sevenlerin önüne serildiğine dikkat çekiyor.
Kendisi bu parkuru da, 12 kmnin 2 kmsini gene doğa severlerle yürüyerek açmıştı.
Ben bu bilgileri geçmişteki anılarım içinde değerlendirerek büyük bir sevinçle okuyorum ve bu vesile ile anılarımda kalan bilgileri, Sayın Valimizin ve bu konu üzerinde çalışanların yararlanmaları umuduyla tekrar bu satırlara aktarıyorum.
Türkiye Kayak Federasyonu yönetim kurulu üyeliğim ve Uluslararası Kayak Federasyonu Çim Kayağı Komitesi üyeliğim sürecinde, 1988-1994 yılları arasında dünyanın en gözde ve en yoğun kullanılan Alp Dağlarının, Fransa / İsviçre / İtalya / Avusturya hudutları içinde yer alan bölümlerini kış ve yaz aylarında, üzerinde düzenlenen etkinlikler içinde yaşadım.
Özellikle yaz aylarında dağlardaki yoğun hareketin oluşumunu, renklerini, özelliklerini, hem o kış turizmcisinin sözlerini hatırlayarak, hem de DSİdeki doğal havzaların planlanması alanındaki birikimlerimi önüme sererek inceledim ve bunları kafamda hep Uludağımıza taşıdım, her vesile ile yetkililere aktardım.
Ama ne yazık ki, bu paha biçilmez değerimizi, bu anlamda geliştirmeyi düşünebilen bir yetkiliyle karşılaşamadım…
Ta ki Sayın Valimiz Münir Karaloğlunun Doğal Yürüyüş ve Bisiklet Parkurları Projesini öğrenene dek, hele verilen bilgiler içinde yer alan, projenin kilit elemanlarını, doğa yürüyüşü / bisiklet / parkur /tabela / işaret / uzunluk gibi oluşumları okumak heyecanımı daha da artırdı. İşte bu heyecanla, hem kendilerine gönülden teşekkür ediyorum, hem de eğer lütfeder okurlarsa, aşağıdaki bilgileri kendilerine sunmak istiyorum...
Alplerdeki köylerin meydanlarında, genelde ahşap üzerine kazınarak çizilmiş, çevredeki tüm yürüyüş ve bisiklet parkurlarını, kesişme noktalarını, ara mesafeleri, dinlenme noktalarını, su pınarlarını vb. gösteren haritalar vardı; aynı haritaların basılı şeklini de köyden temin edebilirdiniz.
Tabii şimdi bunlar elektronik ortamda, cebinizdeki telefonun içinde kullanımınıza hazır bekliyor.
Sayın Valimizin bahsettiği yön ve mesafe levhaları tüm kesişme noktalarına yerleştirilmiştir, levhalarda yürüme mesafeleri yanında kaç dakikada ulaşabileceğiniz de gösterilir. Ayrıca özelliği olan yöresel bitkiler, çiçekler de bilgi levhalarıyla donatılmıştır.
Yaz aylarında Alplere gittiğinizde, Avrupa ülkelerinden ve de dünyanın her noktasından gelen milyonlarca doğa yürüyüşü ve bisiklet meraklılarını; sırtlarında çantaları, yanlarında çocukları, hatta göğüslerinde asılı bebekleriyle bu parkurları doldurduğunu görürsünüz.
Artık fotoğraf makinası taşımıyorlardır herhalde, telefonları hem iletişimlerini, hem rotalarını sağlıyor, doğanın renklerini de depoluyordur…
İşte bu bilgiler ışığında Sayın Valimizden, çocukluğunda Uludağ kamplarında, Uludağın güzelliklerini, yaz renklerini yaşamış bir Bursalı olarak, bir ricam var... Lütfen Uludağı da 2000 kmlik Doğa Yürüyüş ve Bisiklet Parkuru Projesi içine, hatta ön sıralarına yerleştirin…
Bunu yaparken, Uludağın eteklerinden zirveye kadar 5 bitki ve ağaç kuşağına sahip olduğunu, Akdeniz bitki ve ağaç türleriyle başlayıp, Alp köknarıyla tamamlanan çok nadide bir doğal örtüyle kaplı olduğunu, hele hele yerküre üzerinde sadece Uludağda yetişen 37 tür, sadece Türkiyede yetişen 250 tür endemik bitkiyi barındırdığını tüm dünyaya, tüm doğaseverlere duyurun…
Ve de Uludağı, uluslararası doğa turizminin çekici ve de önemli bir parçası yapın.
İnanıyorum ki bu hamleniz Uludağımızı ve Bursamızı Türkiye turizm hareketinin çok değerli bir parçası yapacaktır….

EKOHABER