izmir escort izmir escort bursa escort bursa escort






Tanrı bile kapitalizmden yoruldu


"Cennet mi Cehennem mi? Nereye gitmek istersin?" diyordu kağıtta.



Bir genç, Trump karşıtı gösteride elime tutuşturdu. "İnsan, ruhunu kaybettikten sonra, dünyayı kazansa ne olur" diyordu.

Yer, Brüksel Kuzey İstasyonu önündeki meydan. Tarih, 5 Temmuz 2018. Bu hareketliliğin sebebi, 11 Temmuz 2018 çarşamba günü Trump'ın Brüksel'e gelecek olması. Herkes kendince yorumlamış, her türlü ezilmişliğin sebebi görülüyor kapitalizm; ırkçılık, ayrımcılık, acımasızlık, yani savaşlar..

İnsanların elinde Nazi döneminin vahşetini hatırlatan pankartlar vardı. Öyle ya, herşey insanın dünya malını paylaşma yarışından kaynaklanmıyor mu? İkinci Dünya Savaşı'nda neredeyse bütün Avrupa ülkeleri birbirine girdi. Sermayeye hakim olduğu düşünülen insanlar, soylarıyla ve dinleriyle özdeşleştirilip katledildi. Endüstrileşmiş olmak, eğitilmiş olmak buna engel olamadı.

Ondan öncesi somürgeler... Afrika'da, Asya'da mutlu mesut ülkelerinde kendi yağıyla kavrulmaya hakkı olan insanlar, uzak diyarlardaki tanımadıkları başka insanlar için köle oldular. Yaşamadılar, başkalarının yaşamını bereketlendirmek için gübre oldular. İtiraz etmek ne söz, yeterince canını dişine takmayanlar işkence gördü, katledildi. Ama her sömürgeye de din adamlarıyla birlikte gidildi. Huzur, tanrı adına beyaz adama çalışıp, sorgulamadan şükretmekteydi.

Peki daha öncesi? Elbette hiç boş durmadı insan! Sömürgeleştirmek, önceki vahşetin yanında hallice kalırdı. Koskoca kıtaları, özellikle Amerika'yı, Avustralya'yı silip süpürdüler. Evinize birinin girip sizi öldürmesi, sonra yerleşmesi gibi.. Afrika hepsine tanık oldu. Evinde katledildi, başka diyarlara sürüklendi, sömürge oldu...

Kapitalizmin başlangıcı olarak tarım devrimi gösteriliyor. Bu durum, bomboş ve bedava arazilerle birleşince; al sana hektarlarca mısır, buğday, ... Ne yapacaksın o kadar ürünü? Önce ver, bırak alışsınlar, sonra sat. Pazarlama tekniklerinden biri de bu.. Savaş sonrası dönemde geçen bir Japon filminde bir replik şöyle diyordu: "Yahu, ekmek diye bir şey çıkardılar, pirinç yiyemez olduk." Marshall yardımının yan etkileri..

Bu yan etkiler bizi aldı küreselleşmeye getirdi. Bakkal Süleyman Abi'nin, Tuhafiyeci Hilmi Amca'nın, mahallenin süthanesinin, fırınının yerini her köşedeki uluslararası markalar aldı. Sermaye geniş olunca, hareket alanını da genişletmek gerekiyor tabii.

Bunun da son temsilcisi Trump.. Aslında özü sözü bir Trump'ın, artık dünya düzeni bu, hep beraber buraya getirdik, yan çizmeyin diyor. Brüksel'e gelmesi sütten ağzı yanmış Avrupa'da tepki çekiyor, ama her köprünün başında da sermaye var, borçlar var. Suyun yönünü değiştirme çabasını Deli Dumrul hikayesine mi benzetmeli, köprüyü geçene kadar dayı mı demeli.. Ama ya köprünün öteki tarafı?

Yoksa kapitalizm karşıtı gösteride "dine dönelim" broşürü dağıtılması, kıtaları sömürgeleştirirken bunu haklı göstermeye çalışan rahiplerin misyonuna mı benziyor? Öyle ya, o broşürü kapitalist liderlere vermediklerine göre..

Aklımda en çok kalansa, sahnede 60'ların şarkılarının çalınıp söylenmesi, meydanda uyanan insanların ruhunun bulunmasıydı.

Biz yine hocanın dediğini yapalım, yaptığı kendinin olsun. "İnsan ruhunu kaybettikten sonra, dünyayı kazansa ne olur?" Ruhumuz uyanık kalsın.

Sevgiyle kalın.