Sosyal ağlar ve iletişim ahlakı!


Teknolojinin yaygınlaşmasıyla, günlük yaşamımızda gerçekleşen birçok iletişim biçimi internet ile farklı bir hale gelmiştir. Sosyal iletişim ağlarının kullanımının yaygınlaşması; bedensel, mekansal ve zamansal sınırlardan bağımsız olarak elektronik bir al



Bu durum, birçok avantajı yanında getirirken, bazı noktalarda da tehditlere yol açmıştır. Çift yönlü bıçak benzetmesinde olduğu gibi, iyi kullananlar da kötüye kullananlar da olabilmiştir. Sosyal ağlar üzerinden yeni insanlarla tanışan, kendini geliştiren, birikimini daha geniş kitlelerle paylaşan insanlar başkalarının da gelişimine katkıda bulunmaları sebebiyle mutluluklarını artırırken, ortamın sanal olduğunu düşünenler farklı bir kimliğe bürünmeleri sebebiyle daha da büyük sıkıntıları yanında getirebilmiştir.

Son yıllarda sosyal iletişim ağlarından en bilineni olarak karşımıza çıkan Facebook, Türkiye’de ilk başta üniversite gençliği arasında hızla yaygınlaşmışken, zamanla ticaretin de en hareketli olduğu ortam haline gelmiştir. Kapanmakta olan birçok işyeri, sahibinin sosyal iletişim ağlardaki tanıtıma ağırlık vermeleri nedeniyle kapanmaktan kurtulmuş, birçok insan evinden iş yapmaya başlayarak aile ekonomisine katkılar sunmuştur.

İnternetin kullanımı her geçen gün artmakta, ilk başlarda “lüks” gözüyle bakılmaktayken, şimdi hayatın bir parçası olarak görülmektedir. Bu da yüzyüze iletişimde uymamız gereken ahlaki kuralların, adına sanal denilen ancak, iki tarafta da gerçekten de insanların bulunması sebebiyle real ortamda da olduğu gerçeğini kaçınılmaz hale getirmektedir.

Nasıl ki, apartmanda, mahallede, sokakta, caddede, iş merkezlerinde, iş yerlerimizde, okulumuzda uymamız gereken kurallar varsa internette de aynı kurallar bizim için uyulması mutlak kurallar olarak karşımıza çıkacaktır.

Geçenlerde okuduğum bir kitabın önsözü bu açıdan benim için oldukça anlamlıydı. Şöyle ki, “İnternetten para kazanmak istiyorsanız, uymanız gereken ilk kural, dürüst ol samimi ol. Gerisi kendiliğinden gelecektir.”

Ahlaki kuralların evrenselliğinden olsa gerek, aklın yolu birdir gerçeği burada da tezahür etmiştir. Joe Vitale de Hakan Topuzoğlu da aynı şeyleri söyleyecektir. Eğer internette bilgi edinmek istiyorsanız, daha geniş çevreye sahip olmak istiyorsanız, alanınızda iz bırakmak istiyorsanız, bir esnafsanız ve ürünlerinizi kilometrelerce uzaktaki daha çok müşteriye ulaştırmak istiyorsanız, yapmanız gereken sadece dürüst ve samimi olmak. Gerisi kendiliğinden gelecektir.

İnsan, çekirdeği aynı olması sebebiyle heryerde aynıdır. Amerika’da da aynıdır, Avrupa’da da aynıdır, Afrika’da da aynıdır. Güleryüzden memnun olmayan insan bulamazsınız, eğer anormal bir durumda değilse. Genel geçer kural, dürüstlükten herkes hoşlanır. Zaten bu yüzden de günahlar gizli gizli işlenir, sevaplar ise açıktan yapılır. Günah işlemek için çaba sarfedilir, para harcanılır. Sevap kazanmak istiyorsanız, bir insana güleryüz göstererek de kazanabilirsiniz. İşte sosyal ağlarda da bu gerçek ortadadır. Tek fark, orada mimik yok, konuşma yok, ses tonu yok sadece kelimeler var. Nasıl ki; şimdi ben sizinle konuşuyorum bu yazıyla, siz de benimle konuşuyorsunuz, aynı durum internette de geçerlidir.

2000’li yılların başında, internet daha yeni yaygınlaşırken hem çok fazla ilgileniyor olmamdan, hem de merak etmemden olsa gerek saatlerce internette yeni insanlarla tanışır ve sohbet ederdim. Hiçbir görüşmemde de kimliğimi, bulunduğum şehri, yaptığım işi saklamazdım. Şu duayı da dilimden düşürmezdim, “Allah’ım iyilerle karşılaştır” O yıllarda tanıştığım insanların birçoğu bugün hizmet sunduğum müşterim durumunda. İnanılması çok güç ama, yüzyüze ilk görüşmemizde, kelimelerin gücünü iyi kullanabilmekten olsa gerek, aynı beklediğim gibi biri çıktın demişti Cengiz abi..

İnternetin televizyondan, radyodan, gazeteden farkı işte burada başlıyor. Çift yönlü iletişim aracı olması sebebiyle şimdilerde moda ifadesiyle etik, ama tam anlaşılması için kullanılmasının daha uygun olduğunu düşündüğüm ahlaki boyutu da burada başlıyor.

Maç izlerken, bağırırsınız ama hiçbir futbolcu sizi duymaz. Televizyon izlerken, belki de siz de onlarla birlikte ağlarsınız televizyondaki kimse bunu fark etmez. Gazete okurken, köpürürsünüz kendinizden geçersiniz gazete bunun farkında olmaz. Bir yazıyı okurken de çok beğenirsiniz ama mimiklerinizi yazarı görmez. Ancak internette etkileşim anlıktır. Şu da bir gerçektir ki, yoğunlaşan ve samimi olan insanlar yazdıklarınızdan sizin ruh halinizi anlayabilirler.

İşte burada, işin psikolojik ve sosyolojik boyutu da ortaya çıkmaktadır. Bazı uzmanlar, internetin iletişimi artırdığını söylerken, bazıları da iletişimsizliğe yol açtığını savunmaktadır. Bu konudaki bizim görüşümüz ise, ikisinin de doğru olduğudur. Hasta olduğunuzu, amcanız, teyzeniz bilmezken, her gün sizi Messenger programlarında ya da sosyal ağlarda bekleyen arkadaşlarınızın haberi olup, size geçmiş olsun mesajı gönderebilir. İnternet ve sosyal ağlar, iletişimi güçlendirse de iletişimsizliğe yol açsa da gerçek olan, sosyal ağların ahlaki kurallarına uyanların kazançlı çıkacağıdır.

Bizim bir Ahmet abi var, her konuda yardımcı oluyor. Bilgi paylaştıkça çoğalır diyor, paylaşmaktan kaçmıyor. Hiçbir zaman olumsuz bir sözünü iletmedim. İşte, sosyal ağların gücünü doğru yönde kullanabilirseniz, siz de Ahmet abi, Ayşe abla olabilirsiniz. Öldüğünüzde arkanızdan binlerce kişi kendince dua adebilir. Güçlü bir çevre sahibi olabilirsiniz. Yıllar önce, kemik erimesi hastalığına rağmen yattığı yerden bilgisayar kullanarak tasarım yapan Hilal Lüle gibi internet vesilesiyle iz bırakabilirsiniz. Bu arkadaşımız, binlerce Fatiha almıştır diye düşünüyorum.

Nasıl ki, günlük hayatta işi sadece kötülük ya da boş işler olan insanlar varsa, sosyal ağlarda da bu tür insanlar vardır. Nasıl ki, günlük hayatımızda gerçekten de ticaret yapıp para kazanmak, evine helalinden ekmek götürme gayretinde insanlar kadar dolandırıcılar varsa, internette de kötü niyetli insanlar var. Nasıl ki günlük hayatın, ahlaki kurallarından kaçanlar varsa sosyal ağların ahlak kurallarına uymayanlar da var. Bunlardan kendimizi ancak dikkatli olarak koruyabiliriz, bir de niyetimizi iyi tutarak.  Şu iyi bilinmeli ki, Dünya’nın bir yerlerinde sosyal ağları, tebliğ vazifesini yerine getirmek için kullanan insanlar da var.

Sonuç olarak, yeni iletişim teknolojileri ve internet, insanlara gerçek dünyadaki yaşanan sınırlamalardan kurtulup yeni bir iletişim ortamı oluşturmayı sağlamakla birlikte, kendini bilen kullanıcılar sosyal iletişim ağlarını, normal iletişim çözümleri gibi kullanarak, sadece eğlence için değil, bilgi paylaşımı, çevre edinme, iş imkanı sağlama gibi amaçlarla kullanmaktadır. Unutulmaması gereken gerçek, sanal ağların gerçek hayattan farkı olmadığı, biz nasıl davranırsak, o tür insanlarla karşılaşma ihtimalimizin de artacağı olmalıdır. Bu yüzden, dış kaynaklı Facebook, Twittter gibi sosyal ağlar yerine devletimizin de desteklediği amacı tamamen insanlığa hizmet olan sosyal ağların da acilen kurulması gerektiğini vurgulamak istiyorum.