Sonuç; yine mağlup


Hamza Hoca'yı ilk maçı itibari ile değerlendirecek fazla bir şey yok. Galip de gelseydi bunu eşofmanlarını iki gün önce giymiş yeni hocaya bağlamak yanlış olurdu.



Camianın çoğunluğu haklı olarak sonuca odaklandı. Çünkü an itibari ile tablo hiç iç açıcı değil. Torku Konyaspor maçı ile maalesef üst üste altıncı yenilgimizi aldık ve küme düşme hattına iyice yaklaştık. Bununla birlikte tabelada yazılan skora bağlı kalmadan farklı değerlendirmeler yapmak istiyorum.

     İlk yarı kısır oyun anlayışımız devam etti. Pozisyon olarak rakip de yoktu sahada. Maç boyunca buldukları tek pozisyonu gol yaptılar. Sene başından beri basit gol yeme hastalığımıza çare bulamamak ile birlikte sanırım sezonun en az pozisyon verdiğimiz maçını oynadık. Burada futbolcularımızın meziyeti mi yoksa Torku Konyaspor' un vasat bir oyun oynaması mı olduğu önümüzdeki maçlarda daha net anlaşılacak.

     İkinci yarıya Advincula değişikliği ile başladık. Çıkarılan adam doğruydu. Ama Bekir'in sag beke geçmesi enteresan bir tercihti. Evet elimizde yedek bir sağ bek yoktu ama Bekir ya da Şamil'i stopere alıp, Serdar Aziz'i o bölgeye almak daha anlaşılabilir bir hamle olabilirdi. Bu Advincula nasıl Copa America 'nın en iyi sağ beki seçmişler şaşıyor insan. Yani biraz mantıklı düşünülse ; adamı biz Hoffenheim'den aldık. Hoffenheim takımının değişmez sağ beki Andreas Beck'i Beşiktaş'a satmış. Orada oyuncuya ihtiyacı var ve buna rağmen Advincula'yı makul şartlarda size bırakıyor. Çok mantıksız. Büyük bir transfer yanılgısı. Maça dönecek olursak 70. dakikaya kadar yine isteneni yapamayan , skoru umursamayan, mağlubiyeti kabullenmiş bir Bursaspor vardı. Ne zaman ki Cucak kırmızı kartı gördü, o zaman maçın rengi değişti. Şimdi alakasız bir yerde yenen bu kırmızı kartta aklıma iki senaryo geliyor.

1) Malum Noel zamanı, kırmızı kartı ülkesine gitmek için yedi.

2) Hep şikayetçi olduğumuz ruhsuzluk gitti, mağlubiyeti kabullenememenin verdiği sinir ile tekmeyi vurdu rakibe. Umarım ikinci senaryo gerçekleşmiştir. Haftaya oyuncu burada mı ülkesinde mi olur,ona göre karar verip gereğinin yapılması lazım. Ama bu kırmızı kartın takımı kamçıladığını söyleyebiliriz. İstekli bir oyun oynaya koyup,gol için çabalasak da orta yapmayı tek futbolcumuz kırmızı kartı görünce kornerler dahi trajikomik ortalar ile heba oldu.Ve maalesef sahadan yenik ayrıldık.

     Hamza Hoca'yı ilk maçı itibari ile değerlendirecek fazla bir şey yok. Galip de gelseydi bunu eşofmanlarını iki gün önce giymiş yeni hocaya bağlamak yanlış olurdu. Ama oyuncu değişikliklerinde çıkardığı oyunculardaki doğru tespitler ve maç sonu röportajındaki açıklamalarında takımın sıkıntıları ile ilgili koyduğu teşhis beni ilerisi için ümitlendirdi.

     Yönetime gelince sözleri tekrarlamaktan başka bir şey yok. Geçen hafta yazdığım " Çöküş " başlıklı yazımdaki onlara ait kısmı aynen yazıyorum : " Geldiğimiz nokta artık daha fazla zaman kaybının mümkün olmadığı noktadır. Bir insan hem Bursasporluyum deyip hem Bursaspor'a zarar veremez. Bursaspor'a başkan adayı olan kişinin amacı Bursaspor'a hizmet etmek,Bursaspor'u bulunduğu konumdan daha iyi yerlere taşımaktır. Bugün Bursaspor rezil konumdaysa ve bu tablonun başmimarı siz iseniz ve hala Bursasporlu olduğunuzu , Bursaspor'a hizmet etme amacında olduğunuzu iddia ediyorsanız size yakışan şey istifa etmektir. Aksi takdir ne amaçla orada olduğunuzu belirtmek durumundasınız. Çaldığınız vakit! yetmedi mi? Yoksa sizi oraya getiren merciden icazet almadan bırakamıyorsunuz? Bunları açıklayın da bizde bilelim. Yazık günah değil mi? Koca koca adamlarsınız, bu kadar hakareti nasıl sineye çekiyorsunuz anlamak mümkün değil. Hiç mi onur denen kavram yok? Şahsen bu derece istenmediğiniz bir ortamda kalmayı bu derece ısrarla sürdürmek ciddi manada soru işaretleri doğurmakta. Kendinize de,ailenize de , Bursaspor'u sevenlere de daha fazla eziyet etmeyin lütfen. "