Siz nasıl öğreniyorsunuz?


Öğrenci hala öğrenemiyorsa, o zaman bireysel öğrenme yöntemine doğru kaydırıyoruz. Yani öğrenciyi özel olarak alıp konuyu bir daha tekrarlıyoruz.



Herkes öğrenebilir ancak herkes aynı şekilde öğrenemez…

Genel olarak dershanelerde KPSS, LYS, YGS, TEOG gibi sınavlara hazırlık sınıfları oluşturulurken, öncelikle yapılan şu olur;  Öğrenci ortak bir bilgi seviye sınavına alınır, alanlarına ve seviyelerine göre sınıf düzenleri oluşturulur. Burada öğrencinin öğrenme biçimlerini sorgulanmaz, yeteneklerine bakılmaz. Esas olan bilgi seviyelerinin eş olmasıdır.

Sınava hazırlık yapan çoğu işletmede de hala geçerli olan bir yöntemdir bu.

Fakat yeni dönemde özel okulların çoğalıp gelişmesiyle rehber öğretmenler de yenilikleri kurumlarına taşımaya başladılar. Öncelikle yaptıkları testlerle sınıftaki öğrencilerin hangi yöntemle öğrendiğini tespit ediyor ve süreç sonunda da sınıf öğretmenlerine öğrenci hakkında bilgi veriyorlar.

Peki, öğretmenler bu bilgiyi nasıl kullanıyorlar?

Verilen çoğu cevap şu yönde; Biz derslerimizi beş duyu organına hitap edecek şekilde hazırlıyor ve  anlatıyoruz. Dolayısıyla çoklu ortamda herkes kendi payına düşeni alıyor. Dersin öğrenilmemesi söz konusu olmuyor. Ama öğrenci hala öğrenemiyorsa da, o zaman bireysel öğrenme yöntemine doğru kaydırıyoruz. Yani öğrenciyi özel olarak alıp konuyu bir daha tekrarlıyoruz.

Peki, bizler nasıl öğreniyoruz?

Genel olarak öğrenme stilleri üç grupta toplanıyor;

Görsel

İşitsel

Kinestetik

Tabii bunların geliştirdiği alt kuramlar da psikologların en çok uğraştığı konular arasında yer alıyor.

Gelecek eğitim tasarımcıları ise eğitim ve teknoloji birliği içerisinde kişiye özel öğretme teknolojisi ve metotları geliştiriyorlar. Öğrenciyi  tanıyan, nasıl öğrendiğine göre sınıf düzenleri oluşturan, geliştirdikleri multimedya araçları  bunu destekleyen, öğrenme sitillerine göre programlar çoktan hazırlanıp kullanılmaya başlandı bile...

Öğrenme stillerimiz bizim karakteristik özelliğimizdir aslında ve doğuştan gelir. Zaman içerisinde geliştirilebilir fakat değiştirilemez. Takip eden süreçte ise davranışlarımıza yansır. Eğer kendimizin veya öğrencilerimizin stillerini tanımazsak, öğrenme süresini uzatır, bıktırır, zamandan kaybeder veya başarısız oluruz.

Sınıf içerisinde tembel, yaramaz, hiperaktif dediğimiz çocukların öğrenme yöntemleri bilinmediği için çoğu zaman yanlış etiketlenmelere maruz kalıyor. Eğitimcilere ve velilere düşen görev, herkesin en iyi öğrendiği yolu bulmalı ve orada ilerlemeyi kolaylaştırmak olmalıdır. En önemlisi de bu süreçlere destek sağlayacak teknolojik gelişimleri bir an önce sınıfların içine almamız gerektiğidir.

Yeni nesil öğrenmede eğitimcilerin birer mentör, rehber, problem çözücü, danışılan olarak dönüşmesi dileğiyle…

Geri kalanları zaten teknolojik aletler yapıyor olacak :)