Siyasete mi atılsam?


Siyasete mi atılsam?



Tam oturdum siyasete dairleri karalayacaktım ki…

Sevgili bir dostumun mesajı geldi:

"Türkiye'nin yeni yüzlere, dünyayı anlayan siyasetçilere ihtiyacı var"

Bunun yorumu çok net...

Ben de sordum kendisine.

Peki nasıl?

Yeni yüzler siyasetten uzaklaşan, seyreden toplumu nasıl ikna edecek?

Nasıl inandıracak?

Davul başkasında, tokmak başkasında…

Dostun yorumu yine netti:

"Hem AB'yi, hem Ortadoğu'yu bilen, dil bilen, bürokrasiyi bilen, genç yeni yüzler ister iktidar, ister muhalefet partilerinin başında olması lazım; bunun dışında çözüm yok."

Ülkedeki bu siyasi yapılanmada, lidere dayalı sistemde patron her daim haklı maddesi yerini tüm maddelerde korurken mümkün mü?

Muamma…

Dün Çağlar'ın Moskova notlarını, Putin analizlerimi aktarmıştım.

Sonunda da medya yönetirken siyaseten aldığım bazı tekliflerden söz etmiştim.

Belediye meclis üyeliği önerisi.

Uçuk da olsa 'seni şu sahil bölgesinden belediye başkan adayı yapalım' önerisi…

Birçok siyasi kimlikten gelen özel danışmanlık önerileri vs vs…

İşletme idaresi okurken üniversiteden atılma olan benim fikirlerime kim itibar edecekti ki?

Sadece eski Büyükşehir Belediye Başkanına danışmanlık için 'evet' demiştim.

Ama onun ötesinde hiç öyle orasında burasında olmadım.

Medyanın aktif içindeyken herkes boktaki sinek misalidir bilirsiniz...

Fakat iki özel insanı ayrı tutarım bundan.

Ve hep şunu savunurum.

Siyaset yapacaksan gazetecilik yapma.

Gazetecilik yapacaksan siyaset yapma.

Hangi fikrin olursa olsun kimsenin silahşörlüğüne soyunma…

Bu mümkün mü?

Değil...

Hele ki bugün yandaş ya da candaş medya kalemşörleri herkesten çok siyasetin içinde..

Ya Reis çok yaşa… Ya Reis tu kaka…

Oysa ortayı bulamayan sokaktaki insana ulaşamaz ki...

Rahmetli İsmail Cem… Taaa Milliyet dönemimden çömezliğimden tanırdı beni.

Gün geldi siyaseten takip ettik onu.

Naif, şık, insana saygılı… Konuşurken sözcüklerinizi özenle seçerdiniz..

Duruşu yaklaşımı böyleydi.

Zaman zaman gelip gittiğinde konuk edip canlı yayınlara alırdık.

İyi bir yurtseverdi. Yazar, düşünür, TRT'nin efsane genel müdürüydü.

Bir canlı yayın sonrası, odamda sohbet ederken...

"siyasete gir" dedi.

Onun o yükselen trendinde belki 'evet' deseydik farklılıklar yaşayabilirdik ama...

Bense ona;

"Boş verin beni. Şu Kemal Derviş'e dikkat edin. Bakın ekonomi kemale erip derviş'in sabrı yeterse" diye de takıldım. Yetmedi olmadı. Yanılmadım da…

2002 yılında ne oldu?

İsmail Cem, 10 Temmuz 2002'de DSP'den istifa etti. Hüsamettin Özkan, Kemal Derviş ve İsmail Cem, Yeni Türkiye Partisi'ni kurdu. Ancak Kemal Derviş, bir hamleyle YTP'yi bırakıp CHP'ye geçti. 2002 genel seçimlerinde barajı geçemeyen YTP, 2004 yerel seçimlerinde sadece 10 bin oy aldı. Ardından da kendini fesh edip CHP'ye katıldı.

Sonuç...

Vs vs vs…

'Heee' deseydim o dönemlerde ne kazanırdım. Koskoca bir 'hiç.'

Yine bir canlı yayın sonrası.

CHP eski lideri Deniz Baykal. Tedavi görüyor. Acil şifalar diliyorum.

Seçim maratonu. Hiç bir lider bizim yayınlara uğramadan şehirde dolaşmazdı.

"Senin gibi insanlara ihtiyacımız var. Gel katkı koy" dediğinde…

Elbet liderden torpilli olmak başka olacaktı ama…

TV'deki ofisimde çok net şunu söyledim:

'Beni mazur görün. Ben işimi yapayım. Ama siyasete girmek isteyen arkadaşlarımız var."

Bugün merak ediyorum da o liderlere 'evet' deseydik ne yaşardık.

Çok net şunu söyleyeyim.

Nasıl medya gerçeğinde psikolojik ego ve bastırılmış duygularla karşı karşıya kalıyorsak, biz ona toplum içinde (göt korkusu) deriz, siyasette de kimse kendinden akıllı adama tahamüll etmez. Edemez.

Neden?

Çünkü… Yemezzzzzzzzz…

Öküzün dünyası gördüğüyle sınırlı.

Oysa 'biz'le hareket etmenin kültürü her daim ortak uzlaşı ve paylaşımı getirir.

Paylaştıkça da çoğalırsın.

Bugüne kadar hiç bir siyasi partiye üye olmadım.

2 kez doldurduğum formu iptal ettim, 2 kez de savcılıktan temiz kağıdını son anda almaktan vazgeçtim.

Bir şeyler yapar, bir yerlerde olur muyduk?

Belki…

Ama onca şeyi önerip de bugün geldikleri noktaları gördüğümde 'doğru yapmışım' diyorum.

Peki şimdi?

Bir şey arkamdan iteleyip duruyor ya…

Hayırlısı!

Herkes ittifak ararken, ittifak mı yapsak ne?

İrtifa kaybeder miyiz?

Sabah Şahin Abi’ye sorayım bunu…

Benim için saygın bir bilendir.

 

DİP NOT: Yarına anketlerin efendisini yazıyorum.