Şehir biliyor da kenetlenmiyor!


Kiminle sohbet etsem hep aynı durumdan bahsediyor…



‘Tamam, Le Guen’e kötü diyelim de futbolcular maaşlarını almadığı sürece Le Guen ne yapsın?’

Tam olarak söylenenlere katılmasam da haklılık payları yok değil…

Malum kadronun çoğunluğu Afrika kökenli…

Dün bir sohbette benimle konuşurken bile çekingen davrandığı için ismini vermeyeceğim bir kardeşim aynen şöyle söyledi: “Aman ırkçılık gibi gözükmesin ama Afrikalı oyuncuların maaşını vermediğin sürece o oyunculardan performans bekleyemezsin.

O kadar doğru bir yaklaşım ve o kadar doğru bir söz ki…

Futbolun kenarından teğet geçmiş bir insan bile bu düşüncenin doğru olduğunu anlayabilir…

Bir sohbet de telefonda yaşandı…

Telefonun karşı tarafında ise ağabeyim Osman Gürçay vardı…

Hal hatır sormanın ardından konu her zamanki gibi Bursaspor’a geldi ve şöyle dedi; “Le Guen eleştirilerinde sana katılamıyorum. Oyuncunun parasını vermezsen oynamaz.

Le Guen konusunu sabahlara kadar tartışırım, bunaltırım, ‘lanet olsun yeter haklısın’ demek zorunda bırakırım…

Şaka bir yana Osman Gürçay da sonuna kadar haklıydı…

Oynattığı futbolu beğenelim ya da beğenmeyelim, ‘Bursaspor’a yakışmıyor bu oyun’ diyelim ama deyimi yerindeyse yiğidi de öldürmeden önce hakkını verelim…

Sonuç olarak ilk yarıdaki takımın başında da Le Guen vardı ve biz ‘Hiç Bursaspor’a uygun futbol değil, maç başladığı andan itibaren gram katkısı yok ama bir şeyler yapmaya çalışıyor, çabalıyor’ diyorduk…

Şimdi bu bilgiler ışığında geçmişe tekrar bakalım…

Sow transfer olduğundan bu yana kafasına göre antrenmana katılıyor…

Kazanan takımın 11’inde olan Bostock, bir sonraki karşılaşmada sahaya bile çıkmıyor…

Harun Tekin’in bir organizasyona katılmayacağını dahi bildiren Bursaspor, bu konu ile ilgili hiçbir açıklamada bulunmuyor…

Bostock mu disiplinsiz, maaşını alamadığı için sürtüşme mi yaşandı, Le Guen’in mi takdiri yoksa Agu’yu milli takıma gönderme çabaları mı?

Kulübün başkanı ise yaşananlar sebebiyle masaya yumruğunu vurmak yerine kara kara düşünüyor…

Başarısızlığın sebebi olarak para ön plana çıkıyor…

Yönetim de şehrin kenetlenmediğinden bahsetmeye devam ediyor…

Şehir, Merter’in, Furkan Özçal’ın, İsmail’in maaşları ödensin diye mi kenetlenecekti?

Ya da Le Guen’in tazminatı ödensin diye mi?

Veya Stancu’nun, Sow’un maaşları yatsın diye mi?

Borcu azaltacağım diye yola çıkıp artırmışsınız…

Altyapıya önem vereceğiz, ‘Dortmund modeli ‘deyip, oynayabilecek durumda olan futbolcuları da göndermişsiniz…

Yeşil Bursa’yı içler acısı bir hale getirmişsiniz…

TL üzerinden maaş vereceğiz’ deyip Euro’ları havalarda uçuşturmuşsunuz…

Personelin maaşını geciktirmişsiniz…

İşe yarayan çalışanları küçülmeye gitmek adı altında işten çıkarıp, yerine başka çalışanlar almışsınız…

Transferde garip paralar harcayıp bir o kadar da garip oyuncular almışsınız…

Menajerleri kapı dışarı edememişsiniz…

Futbol şubesinin başına işinin ehli kişileri getirememişsiniz…

Sonra da şehrin kenetlenmesini istemiştiniz…

Bu şehirde Bursaspor’a küçücük bir para akışı dahi varsa bu insanların Bursaspor sevgisinden kaynaklanıyor…

Yoksa emin olun siz de bu yönetim tarzına bir kuruş dahi vermezdiniz…

Savurganlıkta ve iş bilmezlikte sizinle yarışacak Recep Bölükbaşı döneminde elinizi cebinize atmadığınız gibi…

O dönemde siz nasıl güvenmeyip cebinizde para olmasına karşın taşın altına elinizi koymadıysanız, size de şu anda aynı şekilde güvenilmiyor…

Mayısta Bursaspor’un geleceğini belirleyecek bir kongre yaşanacak…

Camianın geçmişte olduğu gibi vaatlere değil, projelere, hayallere değil, gerçeklere, transfer söylemlerine değil, maddi disiplinden bahsedene yönlelmesi gerekiyor…

Yoksa bu düşüş devam eder ve çıkışı da çok ama çok zor olur…