Sayın Tokat Valisi, Bora Jet ve DHMİ Genel Müdürü'ne...


Tokat Havaalanındayım. Küçük bir yer ama annemin, kardeşlerimin hasretini uçakla giderek gideriyorum. Çünkü 10 saat araba yolculuğu hiç çekilmiyor.



Bu açıdan Tokat Havaalanı bizim için çok önemli. Pazar günü İstanbula dönüyorum. Uçak rötar yaptı. Yolculara bilgi verilmedi. Neden olduğunu anlamadım. Sonunda sabrım bitti. Yüksek sesle neden beklediğimiz sorduğumda; Bora Jet yetkilileri ve meydan görevlilerinde bir hareketlenme başladı. Hemen akabinde telefon trafiği arttı. Uçağa gidip resim çektiler. Benim talebim üzerine de yolculara bir açıklama yapılacağını anons ettiler.
Sonra lütfettiler açıkladılar. Uçağa iki kez yıldırım isabet etmiş. Gövdede iki delik açılmış. Seferin bunun için iptal edildiğini saatler sonra öğrendik. Uçak yolculuğu sonrası diğer bağlantıları iptal etmek zorunda kaldık. Teknik bir aksaklık, diyeceğimiz hiçbir şey yok.
Saatler sonra gelen iptal seferi sanırım bizi susattı. Su içmek üzere bekleme salonu içinde bir köşede duran sebile gittiğimde, yine bardak yoktu. Ben bittiğini sandım. Görevliye; “Pazar günü de yoktu, neden bardak konmuyor?” dediğimde; “Biz o sebili lutfen koyuyoruz. Bardak koymak zorunda değiliz. Suyunuzu dışardan alın gelmeden” diye cevap verdi. “Meydan Müdürlüğünün görevleri arasında su vermek yok” demez mi?
Ben de “Suyu savaşanların bile birbirine ikram ettiğini bilirim, böyle bir devirde bu nasıl bir anlayış? O kafayı değiştir” diye cevap verdim. Saygısız yetkili “Şimdi kaldırttırayım o sebili, bir daha da bardak yok diye bizi rahatsız etmeyin!” demez mi?
Sonra havalimanı sorumlusunu sordum, bu görevliyi şikayet edeyim diye. Dışarda muhabbet ediyordu. Uzaktan güvenlik görevlileri gösterdiler. Havalimanından tekrar aranıp bir sürü işlem yapmayı göze alıp dışarı çıktım. Meydan müdürü mü, sorumlusu mu, bir beye olanı biteni anlattığımda ondan da aynı cevabı aldım. Bende gerekli cevapları, üstelik hiç de yumuşak olmayan bir tarzda iade ettim.
Sanırım sinirim bozuldu.
Şekerim de tavan yaptı.
Bu arada susayan sadece ben değilim, çocuklar ve başka yaşlılarda var.
Ağzımın kuruluğu arttı. Alanda görevli polisler beni şimdi gözaltına alacaklar diye beklerken, bir hanım polisimiz önce bir bardak su verdi. Sonrada durumu düzeltmeye çalıştı. Su ihtiyacımı giderdim. Baktım biraz daha iş uzarsa görevliye hakaretten gözaltına alınacağız. Sonuçları benim için kötü olacak.
Bu konuyu yazayım hem de rahatlayayım diye başladım yazıyı yazmaya. Önce su temin konusunun kimin görevi olduğunu anlamaya çalıştım. Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğünün (DHMİ) görevleri web sayfalarında yazıyor.
“Kuruluşun ana statüsü ile belirlenen amaç ve faaliyet konuları ise; Sivil havacılık faaliyetlerinin gereği olan hava taşımacılığı, havalimanlarının işletilmesi, meydan yer hizmetlerinin yapılması, hava trafik kontrol hizmetlerinin ifası, seyrüsefer sistem ve kolaylıklarının kurulması ve işletilmesi, bu faaliyetler ile ilgili diğer tesis ve sistemlerin kurulması, işletilmesi ve modern havacılık düzeyine çıkarılmasını sağlamaktır.”
Şayet havalimanı lavabolarında “dikkat su içilmez” diye yazıyorsa, ben su isterim, sizde bana suyu temin edersiniz. Üstelik görevi yapmayıp bir de ukalalık etmenizi vatandaş olarak anlamak mümkün değil.
Görevli, senin maaşını veren benim.
Ben olmasam sana ne gerek var? Hava alanına ne gerek var?
Sonuçta değerli okurlar; anladım ki sebil göstermelik. Burada Sayın Tokat Valisine de bir sorum olacak.
Sayın Vali, havaalanının lavabolarında “su içilmez” diye yazıyorsa, içecek su bulundurmak DHMİ görevi ama sizin de ilin valisi olarak bunu denetlemek göreviniz. 
Millete bir bardak su vermek görevlilerinin zoruna gidiyorsa alın görevden.
Biz işini vatandaşa rağmen lutfen yapan, bir de maaşını aldığı vatandaşın, kafasına bir bardak suyu kakarak çalışan istemiyoruz. Biz suyumuzu parasıyla elbette alırız. Eğer bu ülkenin insanına bir şişe suyu çok görüyorsanız giden ve gelen yolcu terminalinde bir köşede paralı da sattırabilirsiniz.
Ben bu yazıyı hava limanında kaleme aldığımda yazım bitmeden sebili kaldırdılar. Resimlerini çektim.
Son olarak tabii buradaki asıl sorumluluğun DHMİ Genel Müdürlüğünde olduğunu biliyorum. Hepsinden önce tayin ettikleri görevlilere, vatandaşa posta atmak üzere orada olmadıklarını öğretsinler.
Son olarak Tokat Havalimanında gelen giden yolcular; sakın susamayın. Çocuklarınız için, yaşlılarınız için yeteri kadar su bulundurun. Tokat Havalimanından sorumlu kurum ve kuruluşlara gelince... Önümüz Ramazan, siz kaldırılan o sebili oraya koydurun. Yoksa Ramazanda vatandaş oruç kafa size kuyu açtırır siz de görürsünüz.

EKOHABER