Sahi, şimdi kim kazandı?


Türkiye aylardır hazırlandığı referandum sürecini de bitirerek normalleşme sürecine girme konusunda bir duraklama noktasını da atlamış oldu.



Yaklaşık iki aydır kulakları yırtarcasına bıkkınlık veren, aynı söylemlerin dönüp dolaştığı, meydana çıkan liderlerin Referandumun esas amacını anlatacak güçte ve bilgide olmadığını gördüğümüz siyasi kesimin hasbel kader sürüklediği Anayasa Değişikliği süreci başa baş giden görüşler sonucu kılpayı ile “Evet” çıkarak kabul edildi.

Seçmen anlayana çok güçlü bir mesaj verdi.  Bu Milleti küçük gören beyinler, savundukları düşüncenin aslında ülke yararına olup olmadığına hala karar veremezken, seçmenin bu tercihin diğer seçimlerden farklı olduğunu anlamayacağını, bürokrasi üzerine kurulu ve hukuki anlatımla 18 madde üst başlığı ile doldurulmuş muallakta bırakılan metinlerde oylanacak 69 maddenin satır aralarına gizlenmiş handikaplarını daha sonra düzenlenmek üzere bıraktıklarını bilmeyeceklerini düşündüler. Kampanyaların tamamen duygusal birliktelik ve dejenere kavramına yönelik olduğu, tarafsız bir referandum oylaması yerine Parti tercihi yapılması yönündeki çabaların bir noktadan sonra ayrıştığı, ülkenin geleceğinden endişe duyan kesimin son anda verdiği karar ile çıkan sonuca ciddi bir etkide bulunduğu yaşadığımız günün kazanımıdır.

Sonucu analiz edebilmek adına her iki kesimin de artı ve eksileri vardı. Hayır kesimi, geçmiş seçimlerin aksine bu kez gündemin ardında giden değil sürekli gündemi ortaya koyan bir propaganda yaptı. Kimilerine göre tamamen uydurma, yalan yanlış, kimilerine göre gerçekçi birçok konuyu her dilden, her perdeden, her platformda ciddi şekilde halka ulaştırdı. Kısıtlı televizyon imkanlarını üstün bir çaba sarf ederek maksimuma çevirirken, tarafsız sosyal medyayı ise çok etkin şekilde kullandı. Hatta ve hatta kelimenin tam anlamı ile birebir markaj yaptı. Buna karşılık Evet kesimi ise sürekli gündemi ortaya koyma, değişecek 18 maddeyi bütün ayrıntıları ile anlatabilme yerine, hayır cephesinin oluşturduğu gündemi takip edip cevap yetiştirmekle geçirdi tüm kampanya dönemini.

Sonucu etkileyen faktörler arasında 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında başlayan ülkeyi Fetö terör örgütü uzantılarından kurtarma operasyonlarındaki söylenen eksiklikler, iddia sahiplerine göre yaşanan mağduriyetlerde vardı. Özellikle FETÖ örgütünün ibadet-ticaret-ihanet  katmanında yapılan temizliğin ağırlıklı ibadet kesiminde olduğu, ticaret ve ihanet kesiminde yeterince temizliğin yapılamadığı, hele hele siyasi temizliğe hiç dokunulmadığı düşüncesi de sonucu etkiledi. Ticari anlamda bu sonucun en bariz örneği ise yüzde 67 Evet ile Kayseri’de görüldü. Fetö’nün ayrışamayan Siyasileri, referandum sonuçlarına bağlanan ironi ile farklı amaçları da beraberinde getirmiş, söz konusu yapılacak temizliğin bir an evvel ve derhal yapılması gerektiğini de ortaya koymuştur.

Hayır oylarının son dakikada artma eğiliminin nedeni ise Milliyetçi-Ülkücü camianın “Eyalet Sistemi” söylemine verdiği tepkiydi. Parti içindeki iktidar mücadelesi referandum çalışmasını özünden çıkarıp vatan hainliği suçlamasına kadar varacak şekilde suçlamalara dönüştü. MHP’nin küskün camiasının baş aktörleri Sinan Oğan, Meral Akşener ve Ümit Özdağ’ın sahadaki çalışmaları oldukça hummalı ve ses getiren cinstendi. Keza CHP’nin kemikleşmiş çalışkan kadrosu kendi seçim bölgelerinde oldukça kuvvetli başarılara imza attı. En azından Bursa’da Ceyhun İrgil başta olmak üzere, diğer vekiller canla başla oylanacak değişikliğin sebep ve sonuçlarını gayet anlaşılır ve yalın bir dille anlatmaya çalıştılar.

   Türkiye’nin yürüyen sorunları da referandumun sonucuna damga vurdu. Bir süredir ticari hayatta yaşanan ciddi sıkıntılar ve istikrar konusundaki ciddi talepler sandıklara yansıdı. Güneydoğu da başlayan terör operasyonları, bölgenin PKK militanlarının yöre halkına illallah dedirtecek baskılarından kurtulmaya başlamaları da sonuca etki eden faktörlerdendi. Anayasa Değişikliğinde oylanan maddelerin neredeyse kalbini oluşturan, halkın güçlü lidere evet fakat babadan oğula geçecek, eş, dost akraba üzerine yönetim oluşturmaya, kontrol edilemeyen güce hayır, konusundaki ciddi duruşu Erdoğan için zerre kadar kuşkuya yer vermezken, gelecekte ülke yönetiminde söz sahibi olacak kişiler hakkında kaygılı olduğunu da gösterdi.

Bence bu referandumun en büyük kazananı halk olmuştur. Türk Halkı sağduyulu olduğunu bir kez daha kanıtlamış, “ ben herşeyi görüyorum ve ne yaptığınızın farkındayım” mesajını vererek her iki kesime de aslında kendilerine çeki düzen vermeleri gereken noktaları işaretlemiştir. Hayır savunucularına yeterli kadroların yok,” Evet” verdiğimiz görüşü savunanların olumlu yönlerini al ve kendini ona göre dizayn et derken, evet savunucularına da açıkladığın bu maddeler yetersiz, bunların altını doldur, yapacağın icraatlarla bizleri ikna et ve güvenilirliğini sağlayıp bizi teminat altına al demiştir. Bu tablonun özeti, neredeyse yarı yarıya olan sonucun olası erken seçimin 2019’da mı yoksa daha erken mi olacağı konusunda net cevap veremezken, yeni bir yapılanmanın vakit kaybedilmeden acil bir ihtiyaç olduğu görünen en bariz gerçektir.