Rutinden çıkmayanlara...


Sabah uyandığımda beni her zamanki gibi bir günün beklediğini biliyordum.



Nasılsa işte bir şeyler atıştırırım düşüncesi ile kahvaltı yapmayıp aceleyle, tam saatinde evden çıktım. Yine yoğun bir trafikte yol almaya çalışırken sabahları dinlediğim radyo kanalını açtım. Her zaman dinlemekten keyif aldığım şarkılardan son birkaç haftadır tat almaz olduğumu fark ettim. Bu arada trafik zar zor ilerliyordu ve iş yerine yaklaşırken saatime baktığımda toplantıya yetişmek için on dakikam kaldığını gördüm. Günün büyük kısmını toplantılarda geçirdikten sonra, yorgun argın, baş ağrısı ve yoğun trafik eşliğinde güne kaldığım yerden devam etmem gerekiyordu. Bir süredir işten ayrılmayı düşünüyordum ama cesaret edemiyordum. “Ya daha iyi bir iş bulamazsam?”, “Elimdekini de kaybedersem ne yaparım?” kaygıları ile yerimden kıpırdayamıyordum. Daha işe gittiğim yolu değiştiremezken işimi nasıl değiştirecektim ki? ...Tüm bedenimi saran düşünceler silsilesi ile mücadele etmek yerine, halihazırda bir işim olduğunu düşünerek rahatladım. Ne de olsa tüm stresine rağmen geçimimi sağlayabileceğim parayı kazanıyordum. Bir saat kadar arkadaşlarımın yanına uğradıktan sonra evime ulaştığımda üst komşumun heyecanla beni beklediğini gördüm. Yeni doğum yapan kedisinin yavrularından birini bana vermek istiyordu. Doğruyu söylemek gerekirse böyle heyecanlı, mutlu olduğu içi ona imrendim ancak düşünceler çoktan hücum etmişti: “Ne gerek vardı durup dururken huzurunu bozmaya?”…
“En iyi yol, bildiğin yoldur” ama acaba diğer yollar nasıl? Bu sorunun cevabını yolumuzu değiştirmeden asla bilemeyeceğiz. Kaygı ve korkularımızı en aza indirmek uğruna sıkışıp kaldığımız rutin, bizi diğer yolların iyi ve hatta keyifli olup olmadığını bilmekten alıkoyuyor. Çoğumuz günlük hayatta bu döngüyü yaşıyor, kaygı ve korku yerine başka olumsuz duygularla karşılaşsak bile rutinden çıkmayı reddediyoruz. Rutinde kalmanın bizi koruduğunu düşünüyoruz ancak dairenin dışındakilerle karşılaşmayınca korkularımız yerine dayanıklılığımız ve hayattan keyif alma yollarımız köreliyor. Oysa ki önemli olan zorla başa çıkabilmek bununla beraber zorun yerine kolaylıkların da bizi bekleyebileceğini görebilmektir. Yani dairenin dışında bizi bekleyen her ne olursa olsun, önemli olan “diğer yoldan öğrenebilmektir”. Rutinin dışında başımıza gelebilecek olumsuz durumlarla baş etmeye çalışırken kaygı ve korkularımızla yüzleşip bunların ne kadar gerçekçi olduğuna odaklanıp, nasıl baş edeceğimizi öğrenebiliriz. Öğrendikçe bir sonraki yolun daha kolay geçtiğini fark edeceğiz.
Alıştığı düzene tüm sıkıntılarına rağmen devam etmeye çalışan insanlarla karşılaşıyorum. Bunalmış, yorulmuş oluyorlar. Kimi işinden sıkılmış, kimi çocukları ile bildiği gibi iletişim kurmaya çalışırken zorlanıyor, kimi ise evliliğin rutininden şikâyet ediyor ancak daha iyiye giden yol için çaba göstermiyor. Hem mevcut düzenlerinin yoruculuğundan bahsediyorlar hem de daha çok zorlanmamak adına bu düzeni değiştirmek istemediklerini söylüyorlar. Bu düşünce kalıplarının çoğu çarpıtılmış olmakla beraber, böyle düşünerek pozitif sonuç almanın da mümkün olamayacağını görüyoruz. İlk etapta davranış değiştirmek zor olabilir ancak değişim yaşandıkça farklı sonuçlar ortaya çıkacak ve yeni yollar keşfedeceksiniz. Bazen bu yollar eski yolunuza göre daha uzun olacak ancak aynı zamanda daha keyifli olacak. Hayattan keyif alabilmek yaşamımızı sürdürmenin önemli bir parçasıdır. Rutinde yaşamak daha kolay gibi görünebilir ama dairenin dışı daha keyifli olabilir. Yazar Henry David Thoreau’nun çok sevdiğim bir sözü: “Olaylar değişmez, biz değişiriz” … Değişime açık olalım, değişmekten korkmayalım…