Ramazan geldi...


Keşke bu hassasiyet, tüm sene boyunca sürse, keşke herkes birbirine yardım etse, keşke Ramazanda yapılan hayırlar yılın her ayı yapılsa dedirten ve tam da bu yüzden dört gözle beklenen 11 ayın sultanı… Hoş geldin...



İftar vaktine 5 kala, son sayan nefisler.. Televizyonun iftar programı açık son ses, elde su bardağı beklemek.. TV'den yükselen ezan nidası.. Kendi şehrin için iftar vakti. Ama tereddüt var yine de bir parça da olsa.. Dur dur biz camı açıp camiden gelen ezan sesini de duyalım da garanti olsun. Ve başladı, tamamdır... Allah kabul etsin...

11 ay boyunca öyle dağılır, rutinleşir, tavsar, otomatiğe bağlanır ve sıradanlaşır ki, hayatlar, bedenler ve ruhlar; o seçilmiş 1 ay boyunca tersine döner, hareketlenir, renklenir, dinlenir ve temizlenir çark.. Çamaşır makinesinin kazanını şöyle bir ters yöne çevirip, içinde çorap, mendil kalmış mı diye kontrol etmek gibi, dalgaların coşkuyla sahile vurup, tüm çerçöpü temizlemesi gibi, yenilenmek, tazelenmek, onarılmak anlamına gelir o disiplin..
İftara yarım saat kala, o hepi topu otuz dakikanın asırlar kadar çoğalması, gözün yelkovana takılı kalması, şaşmaz bi saplantıyla sayılan saliseler, atılan top, ardından gelen akşam ezanı sesi, boğazdan aşağı yuvarlanan bardağı buğulandıracak kadar soğuk su, yumuşacık ve etli hurmadan alınan iri bir ısırıkla kendine gelen kan şekeri, damakta yayılan o eşsiz lezzet, mis gibi bir lokma çörekotlu pide parçası, bir kaşık çorba, lokmalar ve yudumlar arasında sevinç ve neşeyle birbirine bakan gözler, doymanın, yemek yemenin, yiyebilmenin ne büyük saadet olduğunu yeniden anlamak, her lokmada şükretmek içerden bi yerden, lütufla…

Bir de o kalabalık sofralar.. Kalabalık aile, dost, ahbap sofraları.. Aynı anda bardağa uzanan eller, aynı anda boğazı ıslatan su, aynı anda duyulan minnet ve huşu..

Pide kuyruğu zamanları.. Sıcak pide gibisi yok. El yaksın, susamı bol olsun.. Daha ne olsun?

Sokaklar boş. Bomboş.. Her şey yavaşlamış. Trafik, kalabalık, insan adımları, ağaçlardaki yaprakların kıpırtısı bile…

Akşam ezanı yayılırken semaya, şehir sokakları, caddeleri, bulvarları derin ve sakin bir huzur ve yavaşlık içinde… Sofrasında vazifeyi yerine getirmiş ve mutlu finali yapan insanların huzuruna ayak uydururcasına sakin…

Yaz ramazanı sofraları daha bir başka. Kayık tabaklarda kan kırmızı buz gibi karpuzlar bekliyor, asker ciddiyetiyle.. Dereotlu baklalar, cacıklar, taze fasulyeler, lokumdan hallice…

Sular öyle soğuk ki..

Öyle yeni baştan, sil baştan, sıfırlanmış ki bedenlerin akışı, ruhların akışı, hayatın akışı..

Beklemek, sabretmek, bir ülküye, bir vazifeye, kutsal bir emre uymuş ve onu başarmış olmanın vicdani rahatlığı..

Tüm gündüz boyunca sindirmediği, parçalamadığı, eritmediği, enzim salgılamadığı ve dinlendiği için teşekkür eden, minnet duyan beden, organlar ve kalp..

Daha süratli ve candan atacağı için mutlu olan kalp…
Kalabalık sofralara oturmak..
Beklemek…
Sabretmek..

Kızmamak, öfkelenmemek, hırslardan, kıskançlıklardan, dedikodudan uzaklaşmak..
Yumuşacık ipek bir şal gibi serinlemek ve rahatlamak…
Sonra semaverle içilen çay, uyumamak inatla sahur vaktine kadar, Tosun Paşa’yı, Çağrı’yı izlemek on bininci kez…
Bir şeftali soyarsın sahur vakti, en sulusundan… Hakiki Bursa…
Bir fincan Türk kahvesi, bir buğulu bardak su…
Sonra yeniden başlar sabır hikayen…
18 saatlik sabır ve sonunda kavuşulacak minnet…
Her taraf yemek kokusu, pide kokusu, meyve kokusu…
Mahyalar arasında elmas ışıltısında parlayan HOŞGELDİN RAMAZAN yazısı…

Şehir meydanlarında güldürüklü temaşa, panayır, Osmanlı macunları, kan rengi, karanfil kokulu şerbetler, Teravih mahmurluğu, şehirlerin göklerine gerili duran sükunet, huzur, huzur, huzur…
Belirli sürelerde ve belirli zamanlarda girilen açlık disiplininin, organları dinlendirdiği; vücudun sindirime ayırdığı vakti, onarım ve yenilenmeye ayırması, kendini yeni baştan programlaması, cildin parlaması, bir arada yenilen yemeklerle paylaşımın çoğalması, herkesin doyması, ortalıkta elle dokunulacak kadar bariz gezinen huzur…

Ve keşke bu hassasiyet, tüm sene boyunca sürse, keşke herkes birbirine yardım etse, keşke Ramazanda yapılan hayırlar yılın her ayı yapılsa dedirten ve tam da bu yüzden dört gözle beklenen 11 ayın sultanı…
Hayırlı ve bereket dolu Ramazanlar olsun…
Sofralar nimetle dolsun..
Herkes ama herkes doysun…
Hoş geldin 11 ayın sultanı…