izmir escort izmir escort yabancı dizi izle warez script porno izle hacklink shell indir kiralık bahis sitesi ankara escort istanbul evden eve nakliyat nakliyat fiyatları






Pilavlıklar hazır mı?


Ramazan adetlerini say say bitmez, bayramlar deseniz ona keza. Bugünkü konumuz "pilavlık geleneği."



Eski Bursa'da Ramazan adetleri arasında yer alan "pilavlık" nedir derseniz kısaca şöyle açıklamış olayım; Malumunuz üzere, 30 günlük Ramazan orucu süresince iftar ve sahur olmak üzere iki kere yemek yenir. İftar, tutulan orucun açılıp yasaklı olan yeme içme eyleminin başlama saatidir. İftar yemeği, ister evde ister misafir gidilen ev ya da lokantada yenebildiği için yer ve konum olarak çeşitlilik arz eder.

Oysa sahur, iftar gibi serbest konuma sahip değildir. Eğer ekstra bir durumla seyahate filan denk gelmiyorsa, 30 günlük Ramazan boyunca herkes kendi evinde sahur yemeği yer. Sahur yemeğini hazırlayan ve ev halkını her gece uykusundan sahura uyandıran kişi genellikle evin hanımı yani annesidir.

 

Uyku uyku çok tatlısın

Sahur vakti pek fesatsın

Pilav yavaş demlensin

İç hoşaftan rahatlarsın. 

 

Gece yarısı derin uykusundan uyanarak evde sahur yemeğini kim hazırlıyorsa, o kişinin Ramazan bitiminde arife günü bir mükâfatı olur. İşte bu mükâfatın adı pilavlıktır. Temcit pilavı hikâyesinin de çıkış noktası bu pilavdır aslında. Oruç tutan kişiyi bütün gün tok tutması için pirinç başta olmak üzere, bulgur, buğday ve erişte pilavı demlemek Bursa'da ve Anadolu'da pek çok yerleşimde eski evlerin geleneğidir. Bazı uykuya düşkün hanımlar pilavı akşamdan yapıp yattıklarından sahurda aceleyle ısıtmaya çalışırlarmış. Bu ısıtma işi de pilavın adabına uymadığı ve tadını kaçırdığı için "temcit pilavı gibi ısıtıp önüme getirme" söylemi halk arasında gereksiz davranışlar için sıkça zikredilir.

Eteği belinde hamarat hanımlar her sahur erkenden kalkıp pilav ya da sahur böreğini tazecik hazırlarlarmış.  Eskiden evin beyi, sahur hazırlayan eşine arife günü kuyumcudan bir sarı lira alıp getirirmiş. İlla da pilav pişirmesi gerekmiyormuş tabi, börek çörek, kartalaç yufkasından Ramazan böreği, çayı, hoşafı, peyniri zeytini, tatlısıyla 30 gün Ramazanda sahur sofrası hazırlanıyor sonuçta!

Hali vakti çok iyi olmayanlar daha küçük penez altın veya altın küpe, kolye filan alırlarmış. Kuyumcu hediyesine gücü yetmeyenler de terlik, çorap, entarilik kumaş filan satın alırlarmış eşlerine. Bu uygulama gelenek olarak anneden kıza, kayınvalideden geline sürüp gitmiş. Konu komşu, akraba kadınları "seninki pilavlık ne aldı" merakına teşne olduklarından, bu pilavlık muhabbeti bayram gezmelerinin de önemli mevzusu sayılmış hep.

 

Ramazanı otuz eyledim 

Sahura pilav demledim 

Sarı liradan vazgeçtim

Kuru penez vereydin.

 

Tabi her evin sahur hazırlayanı evin hanımı olmayabiliyormuş; kalabalık ailelerde evin büyük hanımı, büyük halası, kızı veya gelini bu işi üstlenmiş ise bu defa pilavlık hediyeleri çoğalıyormuş. Sahur hazırlayan kadın, evin bütün erkeklerinden pilavlık hediyesi beklermiş ve de alırmış nihayetinde...

Tabi bu pilavlık geleneği zaman içinde başkalaşım geçirmiş tıpkı yeme içmelerimizdeki değişim gibi. Günümüz koşullarının diyete mahkûm insanları ağır pilavlardan yağlı hamur işlerinden uzak durdukça, sahurlar da onu hazırlayanlar da haliyle rahatlamış. Çaylı, yumurtalı, sebze ağırlıklı sahur hazırlayan hanımlar da "pilavlık" hediyesi beklemekten vazgeçmemişler elbet! Geleneği halen de sürdürenler var.

Size söylüyorum beyler; pilavlıklar hazır mı? 

İyi bayramlar...

 

Aşçı Fok

Nurdan Çakır Tezgin