Parseker: “Ben hiç bir seçimi kaybetmedim”


Türkiye’nin en büyük Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) da 3 Nisan’da yapılacak seçimlerde geri sayım sürüyor.



Yarış kızıştı.

Adaylar harıl, harıl çalışıyor.

Adaylarından İlhan Parseker’in açıklamasına köşemde yer vermiştim. 2013 seçimlerinde nasıl FETÖ kumpasına geldiğini, neden aday olduğunu anlatıyordu. Peşin, peşin söyleyeyim; Yazım ciddi yankı buldu.

Bazı okurlarım bizzat aradı.

Özellikle yazımın sonunda Parseker için kullandığım ‘Bu güne kadar girdiği hiçbir seçimi kazanamayan’ ifadesinin ağır kaçtığı görüşündeler.

Vallahi bu kadar çok seveni olduğuna göre Parsekerin sırtı yere gelmez diye düşünüyorum.

Arayanlardan biri de Parseker’in kendisiydi.

Son cümleyle ilgili kendisine haksızlık yaptığım görüşündeydi.

Baştan söyleyeyim.

Ne Parseker’e, ne de hiç kimseye haksızlık yapma gibi bir düşüncem asla olmadı olamaz da.

Çünkü benim için hak hakkaniyet çok değerli kavramlar.

Kendisini çok uzun yıllardan beri tanırım. Cemiyet hayatının, iş dünyasının, siyaset cenahının yakından tanıdığı değerli bir isimdir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Sayman Üyesi olarak Bursa’yı, BTSO’yu başarılı biçimde temsil etmiştir. Hatta TOBB’un Bursa’ya endüstri meslek lisesi yapma kararının altındaki imzada kendisine aittir.

Kısaca kendisi de benim gibi Bursa sevdalısıdır.

Gerçi bu okul, dönemin valisi Münir Karaloğlu’nun kararıyla bir gecede imam hatibe dönüştürüldü.

Neyse…

Yazımdaki ifade tamamen kamuoyundaki algının yansımasıydı. Onun altını bir çizelim.

Parseker, şunları söyledi:

Ben bu güne kadar kendi adıma girdiğim hiçbir seçimi kaybetmedim, hepsini kazandım. Siyasi örgütlerde ilçe başkanlığı olsun, il başkanlığı olsun seçimi kaybetmedim. BTSO’da meclis başkanlığı seçimlerini de kazanan taraftım. 2013 yılında BTSO’daki seçimi de aslında kazanan bendim. Fakat FETÖ kumpasının mağduru konumundayım. Herkes FETÖ’nün seçimlere nasıl müdahil olduğunu bilir.

İlginç bir anektod daha:

İlhan Parseker, 2011 seçimlerinde CHP’nin kendisine birinci sıradan milletvekilliği önerdiğini belirtirken, “Ancak ben hiçbir emeğimin olmadığı yerde bulunmak istemedim. Mesele seçim kazanmak değil emek verdiğim yere, kuruma hizmet edebilmektir” dedi.

Bu arada 2001 yılındaki seçimlere Doğru Yol Partisi (DYP) Bursa’dan milletvekili seçildiği halde partisinin 9,70 gibi bir oranla baraj altında kalması nedeniyle TBMM’ye girememiş olması da doğruyu söylemek gerekirse kendisi adına büyük şansızlıktı.

Onu da belirtmekte yarar var.

Eğer meclise girebilseydi Bursa’ya çok fazla hizmeti olacağından da zerre kadar kuşkum yok.

Kimse kusura bakmasın;

Bu gün yüksek hızlı trene binemiyorsak, Yenişehir Otomotiv Test Merkezinin temelini atamadıysak, nitelikli eleman sıkıntısı yaşıyorsak, üvey evlat muamelesi görüyorsak tamamen sahipsizliğimizdendir.