Otomotiv işçisini fotoğraflar çıldırttı


Renault çalışanı anlatıyor: “Sendikacı arkadaşlar gidiyorlar et mangal partilerinin fotoğraflarını yayınlıyorlar. Af edersiniz ama işçi salak değil. Görüyor kimin ne yaptığını."



Otomotiv sektörü işçileri çileden çıktı. Oyak Renault Bursa fabrikasında başlayan eylemlerin nedeni çok basit. Yoğun mesai, ağır iş, düşük ücret! Sektördeki yangının fitilini ateşleyen de, Türk Metal Sendikası’nın Bursa’daki Bosch fabrikasında nisan ayında imzaladığı toplu sözleşme koşullarının, geçtiğimiz yılsonunda Tofaş ve Renault’da imzalanan sözleşme koşullarından daha iyi olması…

Daha önce Türk Metal Sendikası’nda görev yapmış bir Renault çalışanıyla konuşuyoruz.

“Nedir son durum?” diye sorduk. Yanıtı oldukça net!

“İşçiler cebine ekstra para konulmadığı sürece eyleme devam edecek!”

Renault, Tofaş, Coşkunöz, Mako gibi otomotiv sektörünün lokomotif firmalarında çalışan binlerce işçinin Bosch işçisine kastı yok elbette. Dertleri Türk Metal Sendikası’nın Bursa’daki şube yöneticileri…

 İşçiler, “Ölmek var dönmek yok” diyor, fabrika önlerinde çadır kuruyor, sivil toplum örgütlerinden destek yağıyor.

“İŞÇİ SALAK DEĞİL”

Türk Metal Sendikası Bursa yöneticileri ile işyeri temsilcilerinden yakınma uzun süredir varmış. İşçiyle ilgilenilmediği gibi sendikacıların sosyal medya hesaplarından paylaştıkları özel fotoğrafları çileden çıkmak için en okkalı nedenmiş, konuştuğumuz Renault çalışanın anlattığına göre:

“Sendikacı arkadaşlar gidiyorlar et mangal partilerinin fotoğraflarını yayınlıyorlar. Af edersiniz ama işçi salak değil. Görüyor kimin ne yaptığını. Bıçak kemiğe dayandı. Ailesiyle bir yere çay içmeye gidemeyen işçinin bu aşamada sakin olmasını bekleyemezsiniz” diyor.

Haber kaynağımızın dikkatimizi, çektiği bir konu da, eyleme katılan işçilerin yüzde 80’inin genç olması… Bu anlamı şu:

“Kaybedecekleri bir şey yok. Bu paraya her halükarda iş bulunur!”

“BİRİKTİ, BİRİKTİ VE PATLADI”

Ancak, sıkıntının nedeni aylardır 12-24 saati bulan çalışma düzeni… Eski sendikacı anlatmaya devam ediyor:

“İşverene zarar vermek istemiyoruz. Ama aynı sendikanın farklı işverenle farklı sözleşme yapmasını içimize sindiremiyoruz. Bosch işçisine farklı bakışımız asla söz konusu olamaz. Sendikanın mevcut yönetim ve temsilcilerine aşırı derece tepki var şu anda. Birikti, birikti ve işçi patladı. İşçi nefsi müdafaaya geçti. Kişiliğini koruma çabasında. Bu olaylardan 15-20 gün öncesine kadar biz genel merkezi uyardık. ‘Yönetimi değiştirin, bıktık istemiyoruz, ilgilenmiyorlar’ dedik. Genel merkez dinlemedi, ‘Yönetimin arkasındayız, göreve devam edecekler’ u-yanıtını verdi.”

Türk Metal yöneticilerinin, işçi eylemlerini Gezi olaylarına benzeterek, Hükümeti arkasına alma girişimi olduğunu anlamamak da olanaksız elbette.

“GEZİ MEZİ OLAYI DEĞİL”

Konuştuğumuz kaynak, “Gezi mezi olayı değil. Ben 20 küsur yıldır çalışıyorum. Ağır çalışma şartları, beyaz yaka, mavi yaka ayrımına isyan ediyoruz. İşçiye kimse şevkat elini uzatmadı şimdiye kadar. Gel mesaiye, git mesaiye… Sendika temsilcilerinin sosyal medyadaki özel yaşam paylaşımları da gözden kaçmıyor. Sendikacıların et mangal partileri de bu olaylrı tetikleyen en önemli etken. İşçi çoluk çocuğuyla çay içemeye gidemiyorken, sen et mangal yapıyorsan olmaz. İşçi bunun farkında” diye konuşuyor.

Peki ya işçinin haklı mücadelesini kaşıyan, bundan nemalanmak isteyen gruplar ve oluşumlara ne demeli?

Marjinal grupların kendilerine pay çıkarma girişimi de, karşı cephenin Gezi olaylarıyla ilişkilendirme çabasına destek vermiyor değil…

İşçinin marjinal grupların da çabasının farkında olduğunu söylüyor kaynağımız ve fakat buna asla izin vermediğini belirtiyor.