Önemli olan küresel psikoloji


Sandıktan koalisyon çıktı. Bazıları bu durumun krize işaret ettiğini iddia etmekte. Yeniden bir seçime gidilerek tek başına iktidarın sağlanması tezini savunanların da olduğu görülüyor.



Aslında tarihi verilere bakıldığında koalisyonların karnelerinin ekonomik alanda pek de kötü olmadığı anlaşılmaktadır. En son uzun dönemli yaşanan koalisyon süreci 21 Ekim 1991-03 Kasım 2002 arasında 11 yıl sürmüştür. Bu sürecin önemli bir kısmında; 1995 yılı sonrasında sürekli değişen hükümetlerle karşı karşıya kalınmıştır. 21 Ekim 1991 günü İstanbul Menkul Kıymetler Borsası 25,97 seviyesindeydi. Koalisyon sürecinin sonunda borsa endeksinin 10624 olduğunu görüyoruz. 03 Kasım 2002den, 07 Haziran 2015 e geldiğimizde piyasanın 81943e ulaştığını müşahede ettik. Borsa; 90larda 11 yıllık zaman diliminde 409 kat, henüz geride kalan yaklaşık 13 yıllık tek başına hükümet sürecinde 8 kat artmıştır. Aslında şirket değerlerindeki bu artışın lineer değil, logaritmik değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda şirket değerlerinin 1991- 2002 arasında, 2002-2015e göre 2,5 kat daha fazla arttığı görülecektir. Evet rakamlar bunu söylüyor ancak basının susturulduğu, bilgi akışının denetlendiği süreçte “90ların” yeni nesillere bir kabus gibi anlatıldığını biliyoruz. Bu noktada vermek istediğimiz mesaj koalisyonların aslında kötülenecek bir şey olmadığıdır. Milletimiz yıllarca “biz gidersek (tek başına iktidar sonlanacağı için) kriz çıkar” korkusuyla yönlendirildi. Aslında bu kadar uzun tek başına iktidarın hüküm sürdüğü ve dünya tarihindeki en büyük küresel kredi balonunun oluştuğu bir dönemde şirket değerlerinin çok daha fazla yükselmesi beklenirdi. Demek ki ortada bir başarı yoktur. Diğer taraftan 2003ten günümüze insanoğlunun iyimserliğine bağlı olarak ilerleyen küresel kredi genişlemesinin daha ne kadar süreceği belirli değildir. Ancak küresel psikolojide bir değişiklik oluncaya kadar her şey yolunda gidecektir. Yön değişikliği durumunda da hangi hükümet olursa olsun sonuç değişmeyecektir.

EKOHABER