On bir ayın sultanın da,  “Sultanlar Şehri, Şehirler Sultanı” Edirne


Serhat’taki Pay-ı Taht Edirne’ye ulaştığımızda ilk olarak Edirne’nin 104 m rakımlı, en yüksek tepesi olan Buçuk Tepe’ye varıyoruz.



Osmanlı tarihinde ilk yeniçeri ayaklanması olarak bilinen Buçuktepe Vak’ası,  II. Murat’ın yerini oğlu II. Mehmet’e (Fatih) bırakarak Manisa’ya çekilmesinden sonra para ayarı düşürülünce, asker ocağı ve piyasa olumsuz yönde etkilendi. Bundan hoşnutsuzluk duyan yeniçeriler, Edirne’de çıkan ve kentin önemli bölümüyle çarşısını yok eden büyük bir yangını fırsat bilerek ayaklandılar. Vezir Hadım Şahabettin Paşa’nın konağını yağmalayan ayaklanmacılar, daha sonra bu olaydan ötürü “Buçuktepe” adını alan yere çekildiler. Yeniçerilerin “buçuk akçe” zam yapılarak yatıştırılmalarına karşın bunların, “küçük padişah”ı değil de, babasını istedikleri anlaşılınca, Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ve öteki devlet adamları, II. Murat’ın yeniden tahta çıkması sonucu, ayaklanma son bulur.

Edirne Balkan Savaşları Müzesi ve Şükrü Paşa Anıtı’nı, Kıyık Tabya’yı geziyoruz. Ardından, Osmanlı mimarisinin başyapıtı, Mimar Koca Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camii’ne  geliyoruz. Mimar Sinan'ın 80 yaşında yaptığı ve "ustalık eserim" dediği anıtsal yapı Osmanlı-Türk sanatının ve dünya Mimarlık tarihinin baş yapıtlarından dır. Mimari özellikleri saymakla bitmez. En iyisi gelin ve görün.

Selimiye Camii ziyaretimizin sonrasında sırasıyla, Selimiye Arastası , Tarihi Belediye Binası’nı görüp, Cami-i Atik (Eski Cami) ziyaret ediyor ve tarihi Bedesten’i geziyoruz. Bu arada Edirne’nin meşhur meyve sabunlarını görüyor ve leziz bademli kurabiyelerini ve badem ezmesi alışverişi yapma fırsatı buluyoruz.
Günümüzde otel olarak kullanılan Rüstem Paşa Kervansarayı’nı da (Mimar Sinan eseri) gördükten sonra Üç Şerefeli Cami (Osmanlı’da merkezi kubbeli camilere geçişin ilk örneği ve ilk revaklı avlu sahibi cami) ziyaret ediyoruz. Sokullu Hamamı’nı dışarıdan gördükten sonra Makedonya Saat Kulesi’ne geçip Edirne’deki Roma ve Bizans kalıntılarına göz atıyoruz. Sonrasında Edirne’deki en büyük kapalı çarşı konumundaki, özellikle Yunanistan’dan gelen günübirlikçi alışveriş gruplarının uğrak noktalarından Ali Paşa Kapalı Çarşısı geziyoruz. Ardından Sarayiçi (Balkan Harbi’nde Bulgarlar tarafından kurulan kampta Türk askerlerin aç bırakılıp ağaç kabuklarını yemek zorunda kaldıkları Tunca Adası), Adalet Kasrı, Seng-i ibret ve Seng-i hürmet taşları, Türkiye yağlı güreş başpehlivanının seçildiği Tarihi Kırkpınar Güreşlerinin yapıldığı alan, Balkan Şehitleri Anıtı, Fatih Köprüsü (İstanbul’un alınmasını geceler boyu planlarken üzerinden geçtiği) , Kanuni Köprüsü (Mimar Sinan eseri), Saray-ı Cedide-i Amire (Yeni Saray) kalıntılarını gördükten sonra; Edirne gezisinin olmazsa olmazlarından, 2004 Yılı Avrupa Müze Konsey Ödülünü almaya hak kazanmış, 1484-1488 yılları arasında inşa edilen ve akıl hastalarının tedavi edildiği Sağlık Müzesi’ni (2.Bayezid Külliyesi, Darrüşifa ve Tıp Medresesi) geziyoruz. Dar'ül Hadis Cami ve Yeniçeri Mezarları'nı görüyoruz.

Sonrasında, Tarihi Karaağaç (2.Dünya Harbi günlerinde içlerine dinamit lokumları doldurulan) yolundaki  9 Jandarma Anıtı, Tunca Ekmekçizade Ahmet Paşa Köprüsü, Meriç Mecidiye Köprüsü, Lozan Anıtı ve son olarak da Pazarkule Yunanistan Sınır Kapısı’nı görüyoruz. Meriç Nehri kenarında verdiğimiz fotoğraf molamızın ardından iftar yemeğini Edirne'de yiyerek Edirne gezimizi tamamlıyor ve dönüş yolumuza geçiyoruz.