“Öl-yat”


Ramazan başlamadan bu hafta daha yakın bir yerlere gidelim istedim. İnegöl ilçemizden sadece 26 kilometre uzaklıktaki Oylat’dayız.



Oylat adının kökeni eski bir hikâyeye dayanıyor. İnegöl çevresine hâkim olan bir Bizans tekfurunun kızı iyileşmez bir hastalığa yakalanır. Son çare olarak belki deva bulur diye bölgedeki ılıcaya gönderilir. Ancak sağlığından umut kesildiği için oraya bırakılır ve “öl-yat” denilir kıza. Günlerce kaplıcaların şifalı sularında dinlenen kız sonunda iyileşir. Halk arasında halen Ölyat olarak anılan bölgenin adı zamanla Oylat’a dönüşür.

Oylat kanyon, mağara, kaplıca ve şelaleden oluşan doğal güzellikleriyle karşılıyor konuklarını. Anayoldan kavak ağaçları arasındaki Oylat yoluna girdiğinizde, Sivrikaya Tepesi’nin oluşturduğu derin kanyonla karşılaşıyorsunuz. Merdivenlerle inilen kanyon ağzında üç galerili bir mağara yer alıyor. Birçok hastalığın tedavisinde yararlanılan Oylat Kaplıca Tesisleri, Uludağ’ın eteklerindeki ormanlık alanda konumlanıyor. İsviçre’den sonra özellikleri açısından dünyada ikinci sırada yer aldığı iddia edilen kaplıcanın çevresinde, Roma dönemine tarihlenen kalıntılar göze çarpıyor.

Oylat’ın son sürprizi büyük şelalesi. Çam, meşe, ıhlamur, kestane, gürgen ve çınar ağaçlarıyla bezeli bir vadi yatağında akan derenin kenarından iki saatlik bir yürüyüşle ulaşılıyor Oylat Şelalesi’ne. Ormanın serinliği ve suyun ritmik sesi eşliğindeki yürüyüş güzergâhı, Orman İşletmesi tarafından ahşap köprüler ve platformlarla düzenlenmiş. Sonbaharda muhteşem bir renk cümbüşü yaşayan, ilkbaharda ise menekşe bahçesine dönüşen Oylat Şelalesi yolu, irili ufaklı birçok çağlayanla süslü. Sık ağaçlar arasından geçen tahta platformu izleyerek, büyük bir gürültüyle düşen asıl şelaleye ulaşılıyor en sonunda. Doğanın kucağında saklı bir hazineye benzeyen Oylat, dinginliği arayanlara huzur ve şifa ortamı sunuyor.

Oylat şelalesi Marmara Bölgesi’nin en ünlü şelalelerinden birisidir. güzel bir tatil için oylatta mısınız? Hiç pişman olmayacaksınız. Yeni çağlayan otelin önündeki yoldan ormana doğru ilerliyorsunuz önümüzdeki 400 metre kadar düz yoldan sonra ilk köprüye varıyorsunuz buradan hemen sonra 2 köprüye ulaşıyorsunuz buradan sonra sizi yarım saatlik birazda zorlu bir patika yol bekliyor, yol boyunca oylatın mis gibi orman havası ve yem yeşil bitki örtüsü sizlere eşlik ediyor.

Yolculuğun bitmesini hiç istemeyeceksiniz. yol boyunca önümüze birkaç adet doğal su kaynağı çıkacak bu küçük kaynaklardan su içmek biraz zor ve bir o kadarda zevkli yarım saatlik yolculuk sonunda tatlı bir yorgunluk ile şelaleye varmış bulunuyorsunuz, yaklaşık 10-15 metre yüksekten akan şelale suyu ortamı doğal bir klima gibi serinletiyor zaten oylat şelalesini görüp de oylata yeniden gelmemek mümkün değil.