Nefret ve ayırımcılık


Nefret; bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu ya da tiksinme, tiksinti anlamlarına gelir.



Nefret söyleminin tespitinde ise, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulunun 1997 tarihli ve R (97) 20 sayılı tavsiye kararındaki tanım esas alınır.
Nefret fiilinin Ceza Kanununda düzenlenmemesi nedeniyle, nefret suçundan söz edilememektedir.
Ayırımcılık ise, ırk, etnik köken, cinsiyet, din gibi bazı sebeplere dayanarak, kişilere karşı uygun olmayan, farklı davranışlarda bulunulmasıdır.
Ayırımcılık fiilini suç haline dönüştüren olgu ise, kişilere sahip oldukları aidiyetleri nedeniyle takınılan ön yargılı tutumudur.
Ön yargı ise, başka şahıs veya gruplara karşı hoşgörüsüz, haksız ve ayırımcı tutumlarıdır. Burada şahıs ve gruplara aidiyetleri, taşıdıkları karakteristik özellikleri nedeniyle olumsuz davranışta bulunulmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesinde, “ayırımcılık yasağı”, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 26. maddesinde ise, “hukuken ayırımcılığa karşı korunma” düzenlenmiş, Türk Ceza Kanunu’nun 3. maddesi ile de, “Kanunun uygulanmasında ayrımcılık” yasaklanmıştır.
İnsanlar arasında ayrım yapılması engellenerek kişilerin hukuken geçerli hak ve özgürlüklerden keyfi olarak yoksun bırakılmasının engellenmesidir.
Türk Ceza Kanununun 122. maddesinin başlığı “Nefret ve ayırımcılık” suçu olarak belirtilmesine karşın Türk Ceza Kanunu’nda, yukarıda tanımlanan anlamda bağımsız olarak nefret suçu düzenlenmesi yoluna gidilmemiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinin sadece nefret saiki ile işlenen ayırımcılık eylemlerini suç olarak düzenlediğini görmekteyiz.2
Yürekten esenlikler ve en içten saygılarımızı sunarız.
Not: Nefret ve ayırımcılıktan azade, sevgi ve saygının gönülleri donattığı, hoşgörüye bürünmüş bir dünyada, binlerce yeni yıllarınız olması dileklerimi lütfen kabul ediniz.

1- http: / TDK. gov. tr
2- Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 30.03.2016, E.2015/26353, K.2016/6373: YKD.,C.42, S. 8, Ağustos 2016,s.2061 vd.