Ne şeriat ne darbe, inadına sevişin bugün!


Aslında Kanada tuvaletinde ki promosyonu anlatacaktım.



Ama ziyan olacak yılın son gününde.

Sevgililer gününde o 'tuvalette seks serbesttir' heyecanından bahsediyorum.

Adamlar mönüye eklemişti..

'Prezervatifinizi yanınızda getirin' diye..

İzninizle tekrara düştüm..

Değişen bir şey yok ki hayatlarda..

Yeni yıla giriyoruz ya.

Şöyle baktım ne yazsam diye..

Kim ne düşünürse düşünsün herkese inat yılla birlikte çok şeyi geride bırakıyorum..

Hem de çok şeyi.. Gözümün içine bakıp al takke ver külah yapanları..

Dini imanı tezgah olanları…

Tezgahın altında her naneyi yiyenleri..

‘Canımmmmm’ diye sarılırken, tokalaşırken yalan söyleyenleri…

Dedikodu yapanları..Egolarına yenik düşen günü birlik çıkarcıları..

Aklınıza kim gelirse..

Ne varsa geride bırakın.

Ya 2019 ne getirir? Bunu bilmiyorum..

Yaşayarak göreceğiz..

Canım çok sıkıldığında tebessüm etmek nefes almak için ya Julia Roberts’ ın ya da Sandra Bullock’ un filmlerini izlerim..

Arife gününde de favorim Sandra'ydı ..

‘Sen uyurken’ adı romantik komedide gün içi sıkıntımı attım..

’Niye?’ diye sormayın. Gelirler bana arada bir.

Belki kel alaka ama öyle..

Kimi anlatayım.. Ta kendi olmayı beceremeyen onca insanın nesini sayıklayayım tekrar size..

Bu sefer böyle eyvallah diyorum bir yıla..

Yıl yeni mi?

Oysa mesajlar bildik…

Telefonlara çekilenler…

E mailler…Selfiler,

Geçinip geçirenler..

Yahu arkadaş art arda bir yığın mesaj…

Huzur, refah, mutluluk, sağlık, esenlik…

Dedim ya bir yığın …

Gülücük emojin dolu, kiminin içinden incik boncuk bir dolu yalancık..

E bir kısmı yüzsüzce…

“canımmmmmmm bende seninkini kutlarım…”

Neyse, kim ne yaparsa yapsın..

Dünü geride bırakırken, önümüze bakmalıyız..

Neyin planını nasıl yapıyoruz?

Siyasetten, kurumlaşmaya kadar nerede hatalar yaptık, neresini nasıl tamir ederiz?

Kucağımızda bir yığın sorun..

İşletmelerde üretim yükleri, yükün kürek mahkumları…

Yunanlı şair Konstantinos Kavafis bir şiirinde şöyle der..

" Yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler bulamayacaksın. Bu kent peşini bırakmayacak. Aynı sokaklarda dolaşacaksın. Aynı mahallede yaşlanacaksın; aynı evlerde kır düşecek saçlarına. Bu kenttir gidip göreceğin yer. Bir başkasını umma - bir gemi yok, bir yol yok sana"

Ne dersiniz alır mıyız bundan bir ders?

Hiç sanmam..

Kurarız hayalini…

Ve şairin anlattığı gibi de yine aynı arazi etrafında döner dururuz…

Günü birlik giyilen kırmızı donlar tarihe, atılan onca sözler mesajlar arşive manşet olur…

Bir sonraki seneye cilalanıp tekrar anlatılır.

Ne değişiyor ki?

Yahu mal aynı mal..

Bir yıl önce saat tam 23.59’ da ki adamla tam şimdi 2 dakika sonra 00.01 de ‘hop hop hop haydi değiş tonton mu oluyoruz”…

Yooooooo…

Anca o saatte seksi bakan pandalara bürünüyoruz…

Ama yinede diyorum ki...

Ne şeriat…Ne darbe..

İnadına en cafcaflı kırmızı günü bugün..

Size tavsiyem de bu.

Hadi öptüm en yeni yılınızdan..