ankara escort

izmir escort porno seyret porno seyret üvey anne porno reklamsız porno







Mutluluk hapları(!) ile aramızda geçenler...


Antidepresanlarla ilgili hiç unutmadığım bir anım var. Üniversite birinci sınıfın ilk davranış bilimleri dersinde hocamız antidepresanlarla ilgili fikrimizi sormuştu ve ben, o dönem bu bilgiyi nereden edindiğimi de bilmiyorum ki bundan 17 yıl önceden bahsediyorum, “bağımlılık yaparlar” cevabını vermiştim. Yıllar sonra hastalarımın ve çevremdeki kiş



Psikiyatri hekimlerinin çoğu, daha görüşmenin başında hastaların “ben ilaç tedavisine karşıyım”, “ilaç yazacaksanız başka bir doktora gideyim”, “ben araştırdım ilaçların … yan etkileri varmış”, “sahte mutluluk veriyor, sürekli güldürüyormuş” gibi sözleri ile karşılaşıyor. Dolayısıyla ön yargı ile başlanan tedavilerde, hastanın tedaviyi sürdürmesi gerekirken kesmesine de şaşmamak lazım. Başta depresyon ve anksiyete bozukluklarının tedavisinde kullandığımız antidepresanlar hakkındaki bu yanlış bilgiler, yarım bırakılan tedavi süreci sebebi ile uygun doz ve sürede bu ilaçların kullanılmaması ile sonuçlanıyor. Yarım kalan tedavi ise her hangi bir fayda göstermeyip hatta yan etkiler oluşunca, bu ilaçlar “antidepresanlar faydasız, kullanımı gereksiz ilaçlardır” olarak damgalanıyorlar. Pek tabii tedavisini yarım bırakan bir depresyon hastası yeniden hastalığına döner ve depresyonunun olmadığı zamanlardaki iyilik halini yakalayamaz. Üstelik bu ilaçların nasıl bir başlama şekli varsa, bırakma şekli de vardır. Kuralına uygun bırakılmazsa bir takım rahatsızlık verici belirtiler görülebilir.

Komşunuzun “sen bunu ilaçsız kendi başına da yenersin” sözleri ile hastalık belirtileri ile idare etmeye çalışıp zaman kaybediyor olabilirsiniz. Oysa, düzgün tedavi edilmeyen bir depresyon atağından sonra diğer atağın gelme ihtimali artıyor. Bu bilgi değerlidir eğer ki depresyonun bir hastalık olduğunu düşünüyorsanız…
Maalesef depresyonun sadece bir moralsizlik hali, hüzün, can sıkkınlığı olduğunu düşünenler var. Dünyada yeti yitimine sebep olan hastalıkların başında gelen depresyon hastalığının içeriğinde intihar fikirleri olabilir. Evrim sürecimiz, biyolojik programımız yaşamımızı nasıl devam ettireceğimiz üzerine kuruluyken, insanın ölüm düşünceleri ve intihar fikirleri ile uğraşması çok da olağan olmasa gerek…
“Antidepresanlar mutluluk hapıdır, kullanan kişi davranışları üzerinde kontrolünü yitirebilir, intihar düşünceleri oluşturur, bağımlılık yapar ve bırakmak mümkün olmaz” gibi inançların yaygın olması hastaların tedavi başvurularını bile geciktiriyor. Komşusu, arkadaşı vasıtası ile antidespresan ilaçlara başlayanlar da var, bu ilaçları bırakanlar da… Hal böyleyken bu konudaki kaygıları gidermek ve uygun tedaviler oluşturabilmek için biz hekimlere görevler düşüyor. Uzun süreli tedavilerde ilaç kullanımı zordur. “Bu ilacı ne kadar süre kullanacağım” sorusu ile karşılaşmayan hekim yoktur sanırım. “Hastalık yoktur, hasta vardır” sözü aslında hastalık ne olursa olsun kişiye özel tedaviyi vurgular. Her ilacın yan
etkisi olabilir ancak hangi hastada hangi yan etkinin olacağını tahmin edemeyebiliriz. Kilo aldırabilecek bir ilaçla kilo veren hastalar vardır ya da tedavi başlangıcında bulantı yan etkisinin olma ihtimali yüksek olan bir ilaçla herhangi bir yan etki görmeyen hastalar da…

Aslında hayatımızı kolaylaştırma konusunda teknolojinin ne kadar faydası varsa, bugün belki de en çok yaptığımız hatalardan biri bunu kötüye kullanmak, yani hastalıklar ve tedavileri konusunda internetten uçsuz bucaksız araştırmalar yapmak… Daha doktora gelmeden kendinize koyduğunuz tanılar, başlanması olası tedavilerin tahmini, etki ve yan etkiler konusundaki kaygılar da işimizi yapmamızı zorlaştırıyor. Kendinize doğru tanı koymuş hatta doğru tedaviyi bile tahmin etmiş olabilirsiniz. Bununla beraber bir hastayı takip etmek, olası yan etkileri yönetmek, ayırıcı tanıları düşünmek, yani hastayı bütünüyle ele almak farklı bir bakış açısı ister.
Mutluluğa ulaşmak için mi mutluluk hapı (!) içiyoruz? Amaç sürekli mutlu olmak değil olağan duyguları yaşamaktır. Amaç sadece mutlu olmak değil, kaliteli yaşamaktır. Sevgiler…