Medya, kase ve çanak demokrasisi!


Medya, kase ve çanak demokrasisi!



Yahu ne yalakalar var..

Hele ki boyları poslarını bile geçti o yalayıp yuttukları.

Kadri Gürsel ve Serdar Turgut ile sosyal medya da paylaşınlara bir bakın.

Bazen okudukça insanların kayan şirazelerini net görüyorsunuz.

Ortalıkta öyle medya, gazeteci falan kalmadı. Alayı çorbacı..

Dönemin ve sistemin adamı.

Turgut'un son yazısına bir göz atın..

"Erdoğan her zaman hedefte oldu" başlıklı olanı.

Daha önceleri de FETÖ’ye, “Ben gerçek vatan sevgisini Gülen Cemaati’nde gördüm” diyen Serdar Turgut, iki gün önceki köşesinde de, “Atatürk’ün duruşu Erdoğan’ın şahsında ayaktadır ve güçlüdür” ifadeleriyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı anlatıyor...

İşte bu noktada da Kadri Gürsel araya giriyor..

Serdar Turgut’un bu yazısına ve yazıyı paylaşan meslektaşlarına Gürsel sosyal medya hesabından ciddi tepki gösterdi.

Serdar Turgut içinde aynen şunu yazıyor...

“Hayatı boyunca ne kendisini ne de gazeteciliği ciddiye almış, muhayyilesinden (hayalinden) başka ‘haber kaynağı’ olmayan yalancı ve dejenere bir köşe yazarının bugün yaptığı saçma sapan mukayeselere bazı meslektaşlarımın önem atfetmesini hayret ve şaşkınlıkla karşılıyorum”

Bazıları gerçekten çok böyle..

Bazen medyaya dair bir şeyler kaleme aldığımda hemen tepki nefesleri duyuyorum...

Haklısınız aslında..

Hem banka hortumlayacaksınız..

Hem medya patronu olacaksınız...

İteleye iteleye, öteleye öteleye borcu harcı geri ödeyeceksiniz...

Yemişim ülkeler arası arabulucu geyiklerinizi...

Ardından medya köşelerinde çok matah bir şey yapmış gibi pohpohlatacaksınız kendinizi...

Ondan sonra 'makbul' adam olacaksınız...

Makbule e 5 te sizi bekliyor....

Dilek tutmuş...

Bende 'kutsal kaseyim' diyor...

İşte günümüz medyası da aynen bu durumda

Bazen dünü hatırladıkça gülümsüyorum...

Merak etmeyin konuyu dağıtmadım aslında tam iç içe hepsi,..

Süleyman Demirel, ailesine yönelik şaibelerden dolayı Meclis kürsüsünden servetini beyan edip "Bunun üstünde bir şey bulana, keşfedene, bulduğunu vermeye amadeyim... Bedeli bedavadır!" dediğinde yıl 1970'ti. Serveti 550 bin liraydı.

Ve o beyandan hemen önce 1969'da "Hayat" mecmuasına "Bizim ailede ayrı gayrı yoktur. Üç kardeşiz. Hacı Ali, Şevket ve ben… Üçümüzün kazandığı ortaktır. Hepsi bir çanakta toplanır. Herkes ihtiyacına göre çanaktan alır" demişti.

Bu, o dönemin belki çanak demokrasisiydi.

Yani dönemin akil adamlarının bakış açıları yeni bir kültür oluşmuştu..

Sonra kültür iyice değişti.

Bugüne geldik...

Bol kaseli, laleli..