ankara escort

izmir escort porno seyret porno seyret üvey anne porno reklamsız porno

Ataşehir escort Ataşehir escort Ataşehir escort Ataşehir escort Ataşehir escort Ataşehir escort Pendik escort Maltepe escort Kartal escort

Ankara escort Çankaya escort Ankara escort Eryaman escort Sincan escort Etlik escort Ankara escort Ankara escort







Mantık ve duygu aynı karede...


“Neden işlerinde başarılı olan insanların bir kısmı duygusal ilişkilerinde iyi değiller?” sorusunun cevabında, doyum dolu bir yaşamın sırlarından biri yatıyor.



Önceleri akılcı olmanın insana sağladığı faydalar ve duygusal olmanın getireceği zayıflık gündemde iken bugün artık duyguların özgürlüğünden, insanı insan yapan noktanın özü olduğuna kadar pek çok noktayı konuşuyoruz.
“Mantık mı? Duygu mu?” yerine, her ikisinin denge halinde olacağı bütüncül bir yaklaşımı savunuyoruz. Yazının başındaki sorunun cevaplarından biri ise “duygusal zekâ” … Kimi zaman kendi ya da etrafımızdakilerin zekâ seviyelerini, kimi zamansa çocuğumuzun zekâ seviyesini merak ederiz. “Benim çocuğum çok zeki” lafını duymuş olma ihtimaliniz yüksektir. Peki hayatta başarılı, saygın, seven, sevilen bir insan olmanın yolu hangi tip zekadan geçiyor? Duygusal zekâ, bir insanın kendi duygusunu ve diğerlerinin duygularını tanıyabilme, bunları birbirinden ayırt edebilme, elde ettiği bilgiyi düşünce ve davranış süreçlerinde kullanabilme becerisidir. Özbilinçle kendi duygularının farkında olmak ve duygusal dürüstlüğe sahip olmak duygusal zekanın gerekliliklerinden biridir. Duygusal dürüstlüğe sahip bireyler kendi duygularını tanır ve fark ederler. Bunun yanında diğerinin ne hissettiğini anlamak, empati yapabilmekten geçer. Empati yapabilen kişi, diğer insanlarla iyi ilişkiler geliştirebilen kişidir.
Örneğin; antisosyal kişilik bozukluğu ya da narsistik kişilik örgütlenmesi olan bireyler empati becerisinden yoksundurlar. Bu özelliğe sahip bireyler İlişkilerde zorlanır, vicdan ve merhamet alanlarında eksiklik yaşarlar. Duyguların ifadesi daha önceleri ayıp, yasak ve hatta zayıf olmak olarak değerlendirilirken, ruh sağlığımızın iyilik hali açısından olumlu ya da olumsuz tüm duyguların ifadesinin yeterli olması gereklidir. Maalesef toplumumuzda cinsiyetçi yaklaşımdan bu da nasibini almış, kadınların duygularını daha iyi ifade ettikleri sebebi ile, onlara “zayıflık” yaftası yapıştırılmış, erkek cinsiyet içinse “erkekler ağlamaz” sözü oluşturulmuştur. Duyguların ifadesi kadar ne zaman kendimizi harekete geçireceğimizi ve ne zaman dürtülerimize hakim olacağımızı bilmek de duygusal zeka kavramının ana taşlarından birini oluşturur. Duygusal zeka geliştirilebilir, yeterince çaba gösterilirse yaşamımıza farklı bir yol katabilir. Erken dönem çocukluk çağı ihtiyaçları duygusal zeka gelişimi açısından önemlidir. Ebeveynin yeterli sevgi, şefkat ve bakımı çocuğuna vermesi, çocuğun duygularını ifade etmesine, dünyayı keşfetmesine izin vermesi duygusal zeka gelişimi açısından önemlidir. Kitap okumak, spor yapmak ve sanatla uğraşmak duygusal zekamızı geliştirir. Bu yollar duygularımızı özgür kılar. Sanat dalları kendimizi ifade etme yollarımızdır. Ayrıca insanlarla olan ilişkilerimizde karşımızdakine yardım etmeye çalışmak ve karşılık beklememek, diğerinin başarısını kıskanmak yerine övgü gösterebilmek, kurallar koymak yerine esnek kalabilmek bizi özgürleştirir.
Mantıkla duygu aynı karededir, birbirlerinin gücünü artırırlar, ayrı düşünülemezler.
Duygularınızın geri bildirimine kulak verin. Size bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar. Öfke, utanç, kaygı, sevinç, heyecan… Hepsi sizi bir harekete yönlendirecek. Onları anlamaya çalışın. Anlamazsanız, kendinizi onların insiyatifine bırakmış olursunuz. Bu konuda çabalamanız gerecek, kolay olmayacak. Aristo’nun dediği gibi: “Herkes öfkelenebilir. Bu kolaydır. Ne var ki; doğru insana, doğru zamanda, doğru maksatla ve doğru biçimde öfkelenmek, işte bu zordur.” Kolaylıklar dilerim…