Makedonya’nın turizm merkezi; Ohrid


Makedonya’nın turizm merkezi; Ohrid



Makedonların "Tanrı cenneti çamurdan yaparken bir parça kopup Ohrid’nin üzerine düşmüş” dedikleri memleketleri; Avrupa'nın en eski ve derin gölü olan Ohri Gölü'nün kıyısında kurulmuş turizm ve kültür şehri. UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’nde yer alan, Kiril Alfabesi’nin doğduğu yer olan Ohri, tartışmasız, Balkanlar’da gezilecek en güzel yerlerden biri. Yamaca dizilmiş biblo gibi evleri, gölü 360 derece kucaklayan dağları ile huzurun merkezi gibi. Evliya Çelebi’nin demesine göre çok eskiden Bağdat, Mısır ve Konstantinopolis kadar mamur ve işlek şehir olup göldeki balığının mahsulatından nice yüz hazine elde edildiğini çeşitli krallar duyup şehri istilaları sonucu harap olmuş. Çandarlı Hayrettin Paşa tarafından Osmanlı Devleti topraklarına katılan Rumeli eyaletinin üç sancak beyliklerinden biri olmuş ve 500 yıllı aşkın Türk hakimiyetin de kalmış ta ki Sırp ordusu tarafından işgal edilene kadar. Ohri, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları döneminde de bir kültür ve ticaret merkezi olarak kalmış. 1991 yılında Makedonya'nın Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nden bağımsızlığını ilan etmesiyle Ohrid, bağımsız Makedonya Cumhuriyeti içinde yer almıştır. Yugoslavya döneminde turistik yönü artan Ohri, Makedonya'nın bağımsızlığı sonrasında Makedonya'nın en ünlü turizm merkezi olmuştur.

Nüfusun 60 bin olduğu ilde çoğunluğu Arnavutlar ve Makedonlar oluştururken şehirde çok sayıda Türk de yaşamakta. Ayrıca Ohri Gölü dünyanın en berrak suyuna sahip 4 gölünden biri.  6000 senelik köklü bir geçmişe sahip olan şehirde birçok medeniyet yaşamış, fakat şehirdeki en derin izi 500 yılı aşkın hüküm süren Osmanlı bırakmış. Şehirde çok sayıda Osmanlı eserini görmek mümkün, 10 cami ve 1 Tekke Osmanlı dönemi eseri olarak günümüze kadar ulaşmış. Hıristiyanlar içinde oldukça önemli olan Ohrid eski patriklik merkezi olması nedeniyle 40 adet kilise var.

Bir turizm şehri olan Ohri yıl içerisinde birçok ziyaretçiyi ağırlamakta. Birçok konaklama seçeneği bulunan şehirde aradığınız özelliklere göre, bütçenize en uygun olanı seçebilirsiniz.

Ohri'nin gece hayatı oldukça renkli ve eğlenceli, şehirde; Kliment Ohridski caddesi, Ohri gece hayatının merkezi olarak biliniyor.

Şehirde birçok önemli tarihi eser var hepsini anlatmak sayfalar alır sizler birkaç tanesinden bahsetmek istiyorum.

Ohri Antik Tiyatrosu ülkedeki Roma döneminin izlerini taşıyan Scupi, Stobi ve Heraklea Lynkestisln aksine Helenistik döneme ait tek tiyatro. M.ö. 200 yılında inşa edilmiş olan tiyatrodan, günümüze sadece alt bölümünün kalmış olması, Açık tiyatro onu çevreleyen iki tepe arasındaki konumu sebebiyle, performanslar sırasında rüzgar dan korunarak, akustiği koruyabilmekte. Ohri Antik Tiyatrosu, Roma döneminde gladyatör dövüşleri için de kullanılmış. Antik tiyatro, Hıristiyanların, Romalılar tarafından idam edildiği bir yer olduğundan, yerli halk tarafından zamanla sevilmeyen bir yer haline gelmiş. Bu hoşnutsuzluğun bir sonucu olarak, tiyatro, Roma İmparatorluğu döneminin kapanmasının ardından, yerli halk tarafından terk edilmiş ve gömülmüş. 1980'lerde bölgedeki bazı evlerin çevresindeki inşaat çalışmaları sırasında bulunan kalıntılar Yunan tiyatrosu olabileceği düşüncesinin doğmasına sebep olmuş, araştırmalar ve kazılar sonucunda açığa çıkan bu yapı yeniden koruma altına alınmış. Antik Tiyatroda, zaman zaman, yeniden tiyatro, oyun, konser, opera, bale gösterileri gibi halka açık performanslar sergilenmekte.

Evliya Çelebi'nin "Yılın her gününe bir kilise düşer” dediği Ohri deki kiliselerden biri olan Sveti Jovan Kaneo Kilisesi’si, Ohri kentinde Ohri Gölü'ne bakan Kaneo Plajı'nın uçurumunda, küçük bir balıkçılık yerleşiminin hemen üzerinde yer alan bir Makedon Ortodoks kilisesidir. Kilisenin yapım tarihi bilinmemekle birlikte, kilise mülkiyetinin ayrıntılarını veren belgeler, kilisenin 1447 yılına kadar inşa edildiğini göstermekte. Bizans ve Ermeni mimari üsluplarının bir birleşimi olan kilisede, 1964'te yapılan restorasyon çalışmaları, kilisenin kubbesinde bulunan fresklerin keşfedilmesine yol açmış. 13. yüzyılın sonunda kutsanmış olan kilise. Dikdörtgen bir taş tabana sahiptir. Dış cephesi seramik dekoratif heykeller ve taş oymalarla bezeli.

Kilise aynı zamanda Oscar ödüllü "Before The Rain” filminin bir kısmının çekildiği yer. Küçük bir mabet olan bu kiliseye çıkış zorlu ve uzun bir yol sonunda gerçekleştiği için kilisenin bulunduğu çevre genelde sakin.

Ohri deki bir başka tarihi miras da Samuel Kalesi, ortaçağda Makedonya’nın en başarılı hükümdarı sayılan Samuel tarafından yaptırılan bir kale. Çar Samuel'in egemenliği sırasında 10. yüzyılın başında, I. Bulgar İmparatorluğunun merkezi olan bu kalenin Makedon arkeologlar tarafından yapılan son kazılara göre, bu kalenin muhtemelen Makedonya Kralı II. Philip tarafından, M.ö 4. Yüzyılda eski bir surun üzerine inşa edildiği tahmin edilmekte. Şehirde çoğu yerden görülebilen bir tepeye inşa edilmiş olan Samuel Kalesi birçok savaş geçirmiş ve bu savaşların ardından, aslına sadık kalınarak aynı şekilde restore edilmiş. Çıkıldığınızda muhteşem Ohri manzarası sizleri karşılıyor.

Osmanlı eserleri arasında cami, tekke, hamam, türbe ve saat kulesi gibi tarihî eserler mevcut. Ali Paşa, Hacı Hamza, Haydar Paşa, Emin Mahmud, Hacı Turgut, Keşanlı ve Kuloğlu camileri günümüze kadar gelmiş. Ayrıca Osmanlı dönemine ait Ohri Kalesi’nin bir bölümü, bu kale içindeki imaret külliyesine ait Sinan Çelebi Türbesi, Eski Hamam, Ohri Voska Hamamı, Ohri Türk Lisesi, Saat Kulesi, Zeynelâbidin Halvetî Tekkesi ve Ohri Çarşısı Osmanlıdan günümüze kadar gelen kültürel miraslar.

Balkanların “Mavi İnci” si olarak adlandırılan Ohri Gölü, 289 metre derinliğiyle, Güneybatı Makedonya ile doğu Arnavutluk arasındaki dağlık sınırı kapsayan, Avrupa'nın en derin ve en eski gölüdür. 200'den fazla endemik türden oluşan, dünya çapında önem taşıyan eşsiz bir sucul ekosistemi muhafaza etmektedir. 1979'da UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edilen göl, 2010'da NASA'nın Satürn’ün uydusu olan Titantn göllerinden birinin Ohri Gölü olarak seçilmiştir.  Göl kenarında bulunan şehirler; Arnavutluk'taki Pogradec ile Makedonya'daki Ohri ve Struga'dır. Bu şehirlerin dışında birçok küçük balıkçı köyü de bulunmaktadır, fakat tüm merkezler göz önüne alındığında turizmden elde edilen kazanç, balıkçılık gelirlerinin çok çok önünde. Göl, yoğunlukla her iki havza ülkesinde köyler ve tatil köyleri şeklinde yerleşimlerle çevrili. Özellikle Ege denizi dışında denize çıkışı olmayan ülke vatandaşları için, tatil merkezi özelliğinde.

Ohri gölü gerek yer altı, gerekse dağlardan gelen suyla beslenmesi sebebiyle, her 10 yılda bir tamamen yenilenmektedir. Göl kıyısında yer alan sazlıklar; benekli kartal, pasbaş ördek, tepeli pelikan, imparator kartal gibi nadir rastlanan ve türleri tehdit altında olan kuşlar olmak üzere, birçok su kuşu ve diğer canlılar İçin kritik yaşam alanı sağlamaktadır.

500 yılı aşkın hüküm süren Osmanlının etkisi Ohri mutfağına da yansımış. Türk yemeklerine benzerlik gösteren bir çok yemeği var. Makalo adını verdikleri yoğurt ve sarımsaklı mezeleri ise bu yemeklerin başında geliyor. Et yemeklerinin lezzetli olduğu şehirde diğer birçok Balkan ülkesinde olduğu gibi köftenin önemli bir yeri var. Ayrıca sabah kahvaltısında yedikleri burek adında lezzetli börek ve simitlere hiç yabancılık çekmeyeceksiniz.

Ohri yemeklerinin fiyatları oldukça uygun. Restoran ücretleri sahile indikçe artsa da yine de hesaplı. Çınar sokağı irili ufaklı lokantalarıyla iyi bir alternatif. Ayrıca şehirde Türk kahvesi içebileceğiniz birçok yer ve çokça İtalyan restoranı mevcut. Doğal ve tarihi güzellikleri ile farklı bir tatil geçirmek isteseniz Ohri sizleri bekliyor.