Liyakat


Her hangi bir göreve uygunluk, eğitimin derecesinden çok, o işe uygun yetenek,  karakter ve uygulama performansı ile alakalıdır.



“Her birimiz kendi liyakatimize göre üzerimize bir vazife almalıyız” diyen Üstad Yakup Kadri Karaosmanoğlu yaşadığımız pek çok sıkıntının kaynağını çok güzel özetlemiş.

 

Eğitim, hayatın en önemli öğelerinden biridir. Her şeyin de temeli eğitimin yanında, kişinin kendini de geliştirmesi gerekiyor tabi ki.

 

Ama bunlardan çok daha önemli ve atlanan bir ayrıntı var.

 

O da liyakattir.

 

Yani kişinin eğitimini aldığı ve yaptığı işe uygun olup olmadığı durumu.

 

İşte bu atlanan kısım yüzünden o mesleğe, yetenek, psikolojik ve karakter olarak uygun olmayan kişiler o meslekte eğitim alıp bir noktaya geldiğinde performanslarında büyük sıkıntı oluyor.

 

Bu, hayatın her alanında, her iş dalında yaşanan bir durum.

 

Zaman içerinde iş veya hayatın akışı gereği olumsuzluklarına maruz kaldığımız kişiler işte bu eksik liyakatli tanımıma uyanlardır.

Hayatın her alanında günümüzün moda tabiriyle eğitimin dibine vurmuş ama uygulamada başarısız olan pek çok örnek var.

 

Spor eğitiminde alınabilecek her eğitimi görmüş her diplomayı almış; ama kendisinin çeyreği kadar bile eğitim görmemiş kişilerin çeyreği kadar bile başarı yakalayamamış isimler biliyoruz.

Çünkü sahip olunan bilgiyi doğru kullanıp, sunabilmek, doğru düşünebilmek ve uygulayabilmek çok önemli.

Dünyada son 25 yılda teknoloji devrimine imza atan Bill Gates, Steve Jobs gibi isimlerin yarım bıraktıkları eğitim hayatlarına rağmen dünya piyasasında zirveye çıkmaları ve orada kalmaları buna iyi ve çoğaltılabilecek örneklerdendir.

Çünkü her ikisi de faaliyet gösterdikleri alanlar için en üst seviyede yetenek ve algoritmaya sahipler.

 

“Bir görevlendirme için diploma yeterli değildir” mantığı ile hareket eden pek çok dünya markası firma olduğunu duyuyoruz ki son derece doğru bir düşünce.

Görevlendirmelerinde de farklı bazı testler uyguluyorlar.

Gerçekten de göreve uygunluğun belirlenebilmesi için kişinin, psikolojik, yetenek, algı, doğru düşünebilme ve uygulama olarak testlerden de geçmesi gerekir.

 

Başınızı ütüledim. Sadede gelelim…

 

Tabi ki konumuz Bursaspor.

 

Kulüplerin yönetimlerinde futbolu yönetme liyakatinde olmayan kişiler bu görevlere geliyor.

Bursaspor’da da geliyorlar. O kişiler bir de üstüne üstlük çevrelerindeki futbol ile ilgili ciddi tecrübeleri olmayan kişileri de yanlarına alarak, onları da dinleyerek bir takım kararlar alıyorlar.

 

Ortaya da garip garip isimler uygulamalar çıkıyor.

En tazesi de sportif direktör konusunda yaşıyoruz.

Ne ortaya atılan isimler o liyakate sahip ne de o isimleri önerenler.

Zaten birazcık futbolun gerçeklerini kavrayabilmiş insanlar yapılmak üzere olan hataları görebiliyor.

 

Yani bu kadar maddi fedakarlıkla bu kadar yanlış düşünce ve uygulamaları bir arada yapabilmek gerçekten enteresan ve üzücü.

Sonrasında da başarısızlık ve doğal olarak verilen tepkiler ve eleştiriler geliyor.

 

İşin enteresanı, yanlışları yapan kişiler, ne özeleştiri yapıyor ne de kendilerine o yanlışları yaptıranları dinlemekten vazgeçiyor. Eminim kendilerini o hatalar öncesi uyaran, hatalar sonrası da doğal olarak eleştirenlere kızıyorlardır da.

 

Öyleyse de çok da önemli değil.

 

Biz dilimiz döndüğünce hataları eleştirmeye devam edeceğiz.

Doğrular yapılırsa da hakkını tabi ki teslim edeceğiz.