Balıkesir escort İstanbul masaj salonu



Kurtarırken, kurtarılmayı bekleyerek ölmek…


Kurtarırken, kurtarılmayı bekleyerek ölmek…



GÖNÜLLÜ çalışan, arama ve kurtarma derneklerine her zaman hayranlık duymuşumdur…

Hayat kurtarmak için canlarını tehlikeye atıyorlar...

İster AKUT olsun...

İster NAK veya BAKUT...

Hiç fark etmez...

Onlara her zaman saygılı olmuşumdur…

Alkışlamışımdır...

Düşünebiliyor musunuz…

Gecenin bir saatinde telefonunuz çalıyor...

Apar-topar hazırlanıyorsunuz...

Annenizi, babanızı…

Varsa eşinizi, çocuklarınızı ve işinizi bir tarafa bırakıyorsunuz…

Tanımadığınız insanları kurtarmaya gidiyorsunuz...

Bu, öyle gitmek değil…

Geri dönmemekte var...

Gözünüzü budaktan sakınmıyorsunuz…

Ölüme, meydan okuyorsunuz…

Yaşamak için sizi bekleyen canları kurtarıyorsunuz...

Bundan daha güzel ve kutsal ne olabilir ki?

Onlar, sadece yaşayanları kurtarmıyor...

Ulaşılamayan cesetleri de bulup çıkartıyorlar...

Girdikleri kanalizasyonlardan, daldıkları mikroplu sulardan....

AKUT Bursa'nın, efsane başkanı vardı, Aziz Doğan...

Sadece Türkiye'de değil...

Büyük felaketlerin yaşandığı birçok ülkede arama ve kurtarma çalışmalarına katılmıştı…

Sayısız, insanı kurtarmıştı…

Başarıları ile onure edilmişti…

Nasıl öldü biliyor musunuz?

Kanalizasyon ve mikroplu sulardaki cesetleri çıkarmak isterken...

Yakalandığı kanserden...

AKUT'un, bir de İsmail Kasap ve Şüra Şensoy'u vardı..

Onlar, sadece AKUT’da birlikte görev yapmıyorlardı…

İsmail Kasap’ın sahip olduğu fabrikada, birlikte çalışıyorlardı…

Şüra, henüz 22 yaşındaydı...

Üniversiteyi geçen yıl bitirmişti…

Ailesi İstanbul'da olmasına rağmen, Bursa'da yaşıyordu...

Arkadaşları tarafından çok seviliyordu…

Evli ve iki çocuk babası olan İsmail Kasap, AKUT'un altın çocuğuydu...

Sadece arama-kurtarma eğitimi almamıştı...

Kullanılmayan çok katlı binaların yıkımı....

Barajlarda ki,  dev kayaların parçalanması konusunda, patlayıcı kullanma sertifikası vardı...

Ayrıca, ip kullanılarak, yüksek katlı binalar da yapılan çalışmalarda da uzmandı...

Bu özellikleri de,  AKUT’ta işe yarıyordu…

KADERE BAKARMISINIZ...

İsmail Kasap'ın sahip olduğu, sentetik iplik boyama fabrikasında, geçtiğimiz hafta korkunç patlama yaşandı...

İşyerinin, savaş alanına döndüğü olay da,  üç kişi öldü, iki kişide ağır yaralandı...

Ölenlerden biri İsmail Kasap,  diğeri ise Şüra Şensoy'du...

Onlar,  çalışanların büyük bölümünü dışarı çıkarmayı başardılar…

Büyüyen alevler arasında kaldıkları için kendilerini kurtaramadılar…

Can havliyle, binadaki tuvaletlere sığındılar…

Dumandan korunmak için çıkardıkları elbiselerini, kapı araları ve havalandırmaya koydular...

Ama başarılı olamadılar...

Dumandan zehirlendiler…

Baygın halde bulundular…

Hastanelere kaldırıldılar…

İsmail Kasap, aynı gün öldü…

Patlama sonrası,  sırtına sert bir cisimde isabet eden ve beyin ölümü gerçekleşen Şüra ise dün yaşamını yitirdi…

O da bugün, İstanbul’da son yolculuğuna uğurlanacak…

Yaşamlarını, kurtarılmayı bekleyen insanları kurtarmaya adayanların…

Kurtarılmayı bekleyerek ölmesi...

Ne kadar acı değil mi?